IRAK’IN ALTIN KÜLÇELERİNİN SIRRI


Amerika ve müttefikleri Irak’a girdiklerinde, kitle imha silahları yerine, çok miktarda altın külçeleriyle karşılaştılar ve yıllar geçmesine rağmen hala bu altınların kaderinin ne olduğu belirsiz.

Tesnim Haber Ajansı- Rusya El-Yevm Sitesi Muhammed El-Tahir’in kalemiyle, ‘Irak’ın altın külçelerinin sırrı’ başlığıyla yayınlanan makalesinde şunları yazdı: “Amerikalı askerler altın külçelerini gördüklerinde sanki ‘Ali Baba’nın mağarasına’ düşmüş gibilerdi. Altının sarı parıltısıyla kendilerinden geçerek, altın külçesi tepelerinde hatıra fotoğrafı çekmeye başladılar.

Doğal olarak, böyle fırsatlar kolay kolay kimsenin karşısına çıkmıyor. Özellikle de Saddam’ın kitle imha silahlarını bulmak için uydu görüntülerini televizyon ve diğer yayın organlarından yayınlayan komutanlar tarafından gönderilen askerlerin.

Amerikan askerlerinin eline düşen bu büyük hazinenin arasında her külçesi 18 kg olan 2000 altın külçesi sevkiyatı yapıldı. Bu hazinenin o zamanki değeri 500 milyon dolara ulaşıyordu ve 2003 Mayıs ayında, Irak ve Suriye sınırına yakın el-Kaim şehrinin yakınındaki bir kamyonda bulundu.

Olayın detaylarında, bu kamyonun iki kişiyle gitmeye hazır olduğunu belirtiliyor. Bu iki sürücünün her birine, bu kargoyu kamyona yüklemeleri karşılığında 350 dolar verilecekti. Kamyon sahibi, yüklerinin Bağdat’tan el-Kaim şehrine götürülerek, orada da tanımadıkları birine teslim edecekleri bronz külçeler olduğunu iddia ediyordu.

Birkaç gün sonra Amerikan askerleri Irak’ın kuzeyindeki Kerkük’teki bir durakta bir kamyona yaptıkları aramada, 350 milyon dolar değerinde 100 külçe daha buldular. Bu kamyon sürücüsü de, külçelerin bakır olduğunu ve 300 dolar karşılığında kendisinden bu külçeleri Kerkük’e götürmesini istediklerini iddia etti.

Öte yandan, Amerikalı bir memur şunları söyledi: “Bu külçelerde devlet mührü yoktu. Öyle görünüyor ki aceleyle eritilerek 10 kilogramlık kalıplara dökülmüş.” Bu memurun ifadesiyle, bu külçeler şehrin yakınındaki askeri bir karargâha götürülmüş ve inceleme yapılana kadar da orada kalacaktı.

El-Alam’in haberine göre; kısa bir süre sonra Amerikalılar, askerlerinin aynı bölgede yaklaşık 700 milyon dolar değerinde 1183 külçe altın bulduklarını açıkladılar.

Bu keyifli haberler zinciri (tabi işgalciler için) aynı şekilde devam etti. Aynı yılın Haziran ayında, Bağdat’ın güneyinde Hille şehrine giden yolda yapılan rutin bir aramada, bir benzin tankerinden yaklaşık 90 milyon dolar değerinde başka külçeler bulundu.

Bunlar, karadan sevkiyatı yapılan bu kargolara dair açıklamalardı. Ama bahsedilen milyon doların kendisi, uzun 1001 gece masallarını andırıyor. Bir defasında 700 milyon dolar nakit paranın Saddam’ın sarayında bulunduğunu açıkladılar, başka bir defa Saddam’ın bir akrabasının evinde yaklaşık 112 milyon dolar ele geçirdiklerini söylediler. Bu kadar para, evin bahçesindeki bir köpek kulübesinde gizlenmişti.

Ayrıca, Amerikan askerleri Bağdat çevresindeki birkaç ev ve devlet dairelerinde yaptıkları aramada da, sadece bir gecede 650 milyon dolar buldular.

Her neyse… Dönelim sarı parıltılı hazineye. Amerikalı askeri sözcüler o günlerde, bulunan külçelerin emanet olarak korunacağını ve uzmanların bu külçelerin korunduğu yer hakkında endişelenmemeleri gerektiğini açıklamışlardı. Amerikalılar ayrıca, bu külçelerin sonradan seçilecek olan Irak hükümetine teslim edileceğini söylemişlerdi.

Ama sonradan 2003 Ağustos ayında bir grup medya, Amerikalıların Irak’ta buldukları külçelerin hepsinin altın olmadığı, yaklaşık 100 külçenin bakır ve çinko olduğu yönünde yayınlar yaptılar. Bu tarihten itibaren de artık hiç kimse bulunan altın külçelerinden ve para destelerinden bahsetmedi.