FİLİSTİN MESELESİ VE BATI EKSENLİ ARAP KOALİSİYONU ÜZERİNE ANALİZLER

Haber Numarası: 978376 Bölüm: Dünya
فلسطین

Balfour Deklarasyonu ve Filistin işgaliyle, milyonlarca Filistinlinin yersiz yurtsuz kalması ve Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşiminden bu yana Ortadoğu üzerine oynanan komplolar hiç bitmedi.

Tesnim Haber Ajansı - Dünden bugüne kadarki Arap ve İslam coğrafyasındaki gelişmelerin seyri, bu coğrafya ve bu coğrafyanın halkına karşı hıyanet ve fitne çabalarının hiç duraklamaksızın devam ettiğini göstermektedir. Öyle ki; bu bölge için iki seçenek kaçınılmaz hale gelmiştir: “Ya mukavemet ya da hıyanet ve casusluk”

Balfour Deklarasyonu ve Filistin işgaliyle, milyonlarca Filistinlinin yersiz yurtsuz kalması ve Yahudilerin Filistin topraklarına yerleşiminden bu yana Ortadoğu üzerine oynanan komplolar hiç bitmedi.

Bu bağlamda işgal devletleri yıllardır orta doğuyu ve bölgedeki serveti ele geçirmek için planlar yaparak projeler düzenlediler. Çünkü Ortadoğu bölgesi batı medyasında “petrol nehirlerinde yüzen bölge” diye nitelendirilen petrol kaynaklarıyla dolu.

Bu şeytani planlar bölgedeki insanların durumunu fazlaca etkilemekle beraber 1. ve 2. Dünya Savaşı’ndan sonra ülkeler, batının sınıflandırmasına göre bölgede şekillendiler.

Bölgedeki yıkıcı sınıflandırmanın tarihi kanıtı

1.ve 2. Dünya Savaşı’nın nedeni çok açıktı. Tarih batı ülkelerinin bazılarının aç gözlülüklerine bazılarının da bölgedeki diğer ülkelere karşı kurduğu koalisyonlara şahit oldu.

Bölgedeki devletler dünya savaşlarında hiç rolleri olmasa bile, batının lehine tamamlanan bu savaşlarda Arap ve İslam bölgesi sakinlerinin yurtsuz kalması, bölünmesi ve işgalcilerin onların servet ve kaynaklarına hâkim olması gibi elem durumlara itilerek bölge batının menfaatleri çerçevesinde sınıflandırıldı.

Batı sömürüsüne karşı himaye ve direniş hattı

Dikkat edilmesi gereken husus şudur ki: 1.ve 2.Dünya Savaşları olmak üzere, batı odaklı çıkarılan savaşlarda Araplar batının sömürü planlarını himaye ettiler. Araplar aynı şekilde mukavemet ve muhalefete dayanan başka konularda da yine sömürgecilerin planlarını desteklediler.

Burada önemli olan husus, bölgeye hâkim olma planının, fitne, kışkırtma, mezhepsel ayrım ve ırkçılıkla şekillenmiş olmasıdır. Bölge halkı arasında çıkarılan savaş ve yaratılan kaos iki temel esasa dayanıyordu: “Böl ve yönet”

Arapların Filistin aleyhinde komploları

Günümüze kadar, bölge halkının bedelini ağır ödediği, aşağılanma ve eziklikle sonuçlanan facia dolu savaşların tamamı, çeşitli komplolarla, sömürürü düşmanlarla birlikte olmanın bir sonucuydu.

Bazı Arap taraflarının nedensiz olarak sömürgecilerle yaptığı komplolar, yalnızca bölge aleyhine savaşı ve yıkımı alevlendirmekle birlikte, işgalci İsrail rejiminin Filistin topraklarına hâkim olmasından başka bir şey sağlamadı.

Arapların hilesi ve Filistin’i Siyonist rejime satışları

Hakikatlerin açığa çıkması için şu soruları sormak gerekir: “Acaba işgalci İsrail rejimi, bazı Arap grupların komplosu olmadan da Filistin’i gasp edebilir miydi? Eğer Arapların iç cephesinde ayrım ve kaos oluşmasaydı, Filistin topraklarının,  işgalcilere çok düşük meblağlara satılması mümkün olur muydu? ”

Asker sevkiyatı olmadan Ortadoğu aleyhine savaş

Geçmişten günümüze meydana gelen olaylar zinciri karşılaştırıldığında, dünün ve bugünün birbirine olan benzerliği açıkça görülüyor. Öyle ki dünkü ve bugünkü savaşlar tamamen birbiriyle mutabık durumda. Sadece küçük bir fark var; o da yeni sömürgecilerin artık bölgenin servetine hâkim olmak ve bölge halkını zillete mahkûm etmek için askeri sevkiyat zahmetinde bile bulunup ağır bedeller ödememeleri.

Daha açık bir ifadeyle, bugün dünden daha zeki bir şekilde davranıyorlar. Asker ve orduyla savaşa gitmiyor hatta insansız hava aracı bile kullanmıyorlar. Sadece basiretini yitirmiş, hain ve casus bölge halkını savaş için kullanıyorlar. Onları bir bölgedeki halka karşı, önyargı ve düşmanlıkla silahlandırıyorlar.

Bölgedeki savaş okları: dini ve tekfirci sloganlar

Bölgede alevlenen savaşın oku, yıkıcı dini ve tekfirci söylemlerden başka bir şey değil. Ve maalesef bu yıkıcı dini sloganlarla oluşturulan ordu, Arap ve İslam bölgelerine hiçbir fayda sağlamamaktadır. Onların çalışmaları ne Filistin halkının özgürlüğü nede bölgede olumlu sonuçlar elde etmek için değildir.

Şüphesiz gasıp Siyonist İsrail rejimi ve işgalci batı devletleri savaşın ilk ve son kazananlarıdır.

Arapların düşman lehine kendilerine verdikleri zarar

Basiret sahibi her izleyici, bugün Arapların düşmanın komplolarına hizmet ederek, bizzat kendi halkı ve liderleriyle kendilerine zarar vermenin esiri olduğunun farkına varmıştır.

Acaba işgalci Siyonist rejimin sloganı bu değil miydi: “ Nil’den Fırat’a kadar olan topraklar senindir, İsrail“

Oysaki durum, içinde bulunduğumuz zaman dilimi içerisinde iki hat üzerinde ilerliyor: “ Ya bölgedeki işgalci güçler ve Siyonist planlar karşısında direniş hattı ya da istisnasız bütün Arap ülkeleri aleyhinde komplo hattı.”

    Tüm Haberler