AZERBAYCAN’DA DEVLET-DİN İLİŞKİLERİ – SABİT OLMAYAN YOL

Haber Numarası: 1013875 Bölüm: Görüş/Röportaj
نارداران جمهوری آذربایجان Nardaran

Azerbaycan genç bir devlettir. Aynı zamanda ateist bir sistemden çıkmış ülke olması, din ve devlet tecrübesinin azlığı ve yerleşdiği coğrafya din-devlet ilşkilerini önemli bir düzeyde etki ediyor.

Tesnim Haber Ajansı - 1991 yılı 18 ekim tarihinde Azerbaycan yeniden bağımsızığını kazanırken, ülkede resmen 17 cami halka açıktı. Bir de sovyetler zamanı mevcut olan Zakafkasya Müslümanları Ruhani İdaresi (ZMRİ) ve onun 1989 yılında kurulmuş medresesi vardı. Sovyetlerden önce mevcut olmuş 1800’e kadar cami ve ziyaretgahlar ise halka kapalı, bir çoğu okul ve ya depo olarak kullanılırdı.

Lakin sovyetlerin son yıllardında artık Bakü’de özellikle dini teblığatlar aparılırdı. Arap ülkelerinden gelen öğrenciler, Türkiye ve İran’dan gelen mübelliğler bazıları aşkar, genellikle ise gizli olarak İslam’ı yayırdılar. Bağımsızlıkla birlikte din özgürlüğü elde eden Azerbaycan vatandaşları sovyet zamanında yasak edilen inanç özgürlüğüne kavuşmuştular.

1992 yılında igtidara gelen Azerbaycan Halk Cebhesı ülkede din özgürlüğü ilan etti. 1992 yılı 20 ağustos tarihinde Cumhurbaşkanı E.Elçibey parlamentonun kabul ettiği 281 sayılı “Dini İtikad Özgürğülü Hakkında” Azerbaycan Cümhuriyeti kanununu onayladı. Sonradan bir kaç defa değiştirilse de bu kanun yeterli kadar din özgürlüğü verirdi.

Bağımsızlığın ilk yılları Azerbaycan’da savaş ve mülteci sorunu yaşadığı için ülkeye Doğudan Batıya farklı ülkelerden yardım kuruluşları akın etti. Bunların arasşnda Batı’nın ve arap ülkelerinin missioner kuruluşları da vardı. Lakin o zaman Bakü’nün daha çok insani yardıma ve desteğe ihtiyacı olduğu için dışardan gelen kuruluşları geri çevirmirdi. Hatta bizzat devlet resmileri tarafından uluslararası yardım kuruluşları Azerbaycan’a davet edilirdi. Bunların bir çoğu ise din tebliğçileri idi. Bu sebepten de çok kısa süre içerisinde Azerbaycan’da hem İslam dini, hem de hırıstyanlığın farklı kolları, aynı zamanda gayri din ve akımların taraftarları yarandı.

Bu yüzden de savaşın durmasından kısa süre sonra hükumet dini alanda kontrolu güçlendirmeğe başladı. 90’lı yılların sonlarında bir çok kurum ve kuruluşlar kapatıldı. Dini İtikat Özgürlüğü Hakkında Kanun ise bir kaç defa değiştirildi. 1996 yılı 7 haziran, 5 kasım ve 27 aralıkta, 1997 yılı 10 ekim, 2001 yılı 23 kasım, 2009 yılı ve 2011 yılında kanun her defasında bir az da sertleştirilmekle değiştirildi.

Azerbaycan’ın müslman ülke olması, aynı zamanda bağımsızlıktan sonra ahali arasında dine ilgi hızla artıyordu. Bu faktör, aynı zamanda kuzeyde Çeçenistan’da savaşın patlak vermesi, müslğman coğrafyasında islamcı örgütlerin faaliyyeti Azerbaycan hükumetini daha tedbirli olmaya mecbur bıraktı.
Lakşn burda daha bir özel konu daha vardı. Azerbaycan hükumeti kuzeyde Dağıstan ve Çeçenşstan, aynı zamanda güneyde İran’ın olmasını laik Azerbaycan için tehdit olarak görür ve ya böyle takdim edirdi.

Azerbaycan’da dindarlık hızla artıyor, eski camiler yeniden ibadet için açılıyor, bazıları tamir olunur, aynı zamanda yenib camiler inşa olunurdu. Çok sayıda medrese ve dini eğtim veren medreseler kurulurdu, Bakü İslam Medresesı Üniversiteye dönüştürüldü, Bakü Devlet Üniversitesinde İlahiyyat Fakültesi kuruldu. Aynı zamanda Azerbaycan’dan İran, Irak, Türkiye, Mısır, Suriye, Suudi Arabistan, Libya, Malezya, Üzbekistan gibi ülkelere din eğtimi almak için öğrenciler gönderildi.

2001 yılında hükumet dini alanı daha iyi bir şekilde kontrol edebilmek için Dini Kurumlarla İş üzere Devlet Komitesi kuruldu. Bunun ardınca ülkedeki yabancı dini öğrenim merkezleri, medreseler büyük ölçüde kapatıldı. Bu dönemde ilk defa olarak Bakü’de El Kaide ile bağlantılı olan kişiler haps olundular.

90’lı yıllarda Azerbaycan’da bazı islamcı örgütler deşifre olunmuş, bazı suikastlar islamcı örgütlerle bağlantısı iddiaları ortaya atılmışdı. Hizbullah, Hizbuttahrir ve diğer grubların adı keçen suç dosyaları, mahkeme sürecleri oldu. 2003 yılında Azerbaycan vatandaşlarından oluşan bir grub Gürcistanın Pankisi deresinden Azerbaycan’a sızmağa çalışırken yakalandılar. Çatışmada bir polıs öldürüldü. Grub üyeleri yakalandılar. Mahkemede grub üyeleri silahları ile Karabağ’a geçmek ve burda partizan harekatı başlatmak istediklerini bildirseler de mahkeme onların büyük çoğunluğunu hapse attı.

Aynı zamanda 2000’li yılların başlarında Bakü’de İçerişehir Cüme mesccidi kapatıldı, mescidin imam Hacı İlgar İbrahimoğlu haps olundu. Sonrakı yıllarda hükumet dini kitapların bazılarının dini bölücülüğü yaydığını esas getirerek yasak dini kitaplarını listesini hazırladı, 2007 yılında Kuran kursları kapatıldı, 2007 yılı mayıs ayında Bakü’de azan verilmesini yasaklandı, 2008 yılında Azerbaycan tarihinde ilk defa Bakü’nün merkezinde camiye bombalı saldırı gerçekleştirildi. 2009 yılında ise hükumet Bakü’de ‘Peygamberimiz Muhammed’ (s.a.s) camisi imha edildi. Aynı zamanda yine 2009 yılında hükumet Hacc sefer kotasını 6 binden 2 bine indirdi. 2010 yılında kasım ayında ise orta okullarda öğrencilerin derse başörtüsü ile girmesini yasaklayan karar kabul etti. Başörtüsü yasağı Azerbaycan’da bir kaç büyük itiraz aksiyasına sebep oldu, yüzden çok dindar, ilahiyyatöının hapse atılması ile sonuclandı.

Azerbaycan’da devlet-din ilişkilerinin bu şekilde çelişkili olması yalnız hükumetin sabit bir din politikasının olmamasından kaynaklanmırdı. Aynı zamanda belli bir dönem din üzerinden tehdid algısının yaranması ve ya yaratılması idi. Uzun zaman Batı-İran karşıdurması döneminde Azerbaycan hükumeti için ‘İslam tehlşkesi’ Batı ile işbirliği ve ülke içerisinde insan hakları ihlallaeri zamanı kalkan olarak kullanılmıştır. Azerbaycan resmileri ülke içerisindeki baskı ve insan hakları ihlallerini İslamcı tehlükesi, radikal dinci grubların olası tehdidi ile izah etmeye çalışdılar. Enerji ve askeri-istihbarat alanında Batı ile işbirliği içerisinde olan Azerbaycan hükumeti ve layik düzenin korunması Batı için de önem arzettiği için bu argüman uzun süre faydalı oladı.

Lakin aynı zamanda belirtmek gerekir ki, 2000’li yıllarda Azerbaycan’da radikal islamcı grupların bir çok eylemleri de oldu. Yani Azerbaycan devleti için şeriatçı dini harekatların real tehdidi de olmamış deüildi. Lakin bu büyük ölçekte şişirdilmiş bir propoganda idi.

Azerbaycan genç bir devlettir. Aynı zamanda ateist bir sistemden çıkmış ülke olması, din ve devlet tecrübesinin azlığı ve yerleşdiği coğrafya din-devlet ilşkilerini önemli bir düzeyde etki ediyor. Bir çok zaman siyasi süreçler, komşu devletlerle ilişkiler de devletin din politikasına etki gösterir. Bu yüzden de daha önce Azerbaycan devletinin sabit bir din politikasinşn olduğu söylenemez. Yalnız son yıllarda dini kurumlar, cemaatlerin fealiyyeti için belli bir çizgi oluşturmağa çalışır. Lakin belli olduğu gibi bu durum hızlı bir şekilde değişe bilir. Bu yüzden karşıdakı dönemde sabit din-devlet ilişkilerinden konuşmak mümkğn olmayacaktır.

 

    Tüm Haberler