ARABİSTAN İSRAİL İLE STRATEJİK BİR İŞBİRLİĞİNİN ARİFESİNDE

Haber Numarası: 1072216 Bölüm: Görüş/Röportaj
عربستان اسرائیل

İsrail Lobisinin desteği ile çalışmalarını yürüten Yakın Doğu Araştırmaları Kurumu tarafından düzenlenen münazaraya katılan Arabistan Bilgi Servisi Eski Başkanı Emir Türki Fazil ile İsrail Eski Milli Emniyet Danışmanı General Yakup Emidver ‘in konuşmaları Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkiyi normalleştirme çabalarının tüm hızıyla sürdürüldüğünü açıkça göstermektedir.

Tesnim Haber Ajansı- İsrail Lobisinin desteği ile çalışmalarını yürüten Yakın Doğu Araştırmaları Kurumu tarafından düzenlenen münazaraya katılan Arabistan Bilgi Servisi Eski Başkanı Emir Türki Fazil ile İsrail Eski Milli Emniyet Danışmanı General Yakup Emidver ‘in konuşmaları Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkiyi normalleştirme çabalarının tüm hızıyla sürdürüldüğünü açıkça göstermektedir.

Bu tür görüşmeler aracılığıyla, Arabistan ile İsrail arasındaki ilişkilerin normalleştirilme çabasının amacı; her iki taraf açısından da ortak tehlike kabul edilen İran ve Hizbullah’a karşı stratejik işbirliği oluşturmaktır. Çünkü İsrail, Arabistan için artık düşman sayılmamaktadır. Düşman sayılsa bile ikinci dereceden bir düşmandır. Hatta İran’ın Arabistan açısından oluşturduğu tehdide bakacak olursak İsrail neredeyse onuncu dereceden bir düşmandır.

Arabistanlı ünlü analist Abdulbari Atvan Ray El-Yevm gazetesinde kaleme aldığı makalesinde konuya ilişkin olarak şunları yazdı: “General Emidver münazarada birkaç noktaya dikkat çekti. Biz bu noktaları özetleyeceğiz. Böylece normalleştirme hedefi ile yapılan bu olayları daha detaylı incelemiş olacağız.

1- Arap Birliği değişerek iki gruba ayrılmıştır. Ayrıca Arap Barış Planı’nın da zamanı geçmiştir ve artık işe yaramamaktadır. Basra Körfezi ülkelerinin, İsrail gibi ortak menfaatlere sahip oldukları ülkelerle işbirliği ve normalleştirme çalışmalarına başlamaları gerekir.

2- İran ve Hizbullah’ın varlığı İsrail açısından çok tehlikeli olup İsrail’i devamlı tehdit etmektedir. Nitekim İran ve Hizbullah Golan’ı İsrail’e darbe vurmak için stratejik bir konuma getirmeye çalışıyor.

3- İran “Nükleer Güç” unvanıyla; Arabistan, Basra Körfezi ülkeleri ve İsrail aleyhine büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle şu an yürürlükte olan Nükleer Anlaşma’nın sona ermesinin ardından İran’ın nükleer gücünü artırmasının  önüne geçilmelidir.

4- İsrailli General çok açık bir şekilde Araplardan Filistin’i unutmalarını istiyor. Ancak bu işi gizli bir şekilde İsrail ile işbirliği adı altında yürütüyor. Bu işbirliği Filistin konusunda şartlı bir çözüme ulaşmak için yapılmamaktadır. Bu hususta İsrail’in savaş ahlakı öyle bir noktaya ulaşmıştır ki; İsrail; Filistinlilerin işgal altındaki topraklarında, Batı Şeria’da veya Gazze Şeridi’nde diğer Arap ülkelerinde yaşayan Araplardan daha fazla emniyete sahip olduklarını söyleyebilir duruma gelmiştir.

Arabistan Bilgi Servisi Eski Başkanı Emir Fazil buna karşın birkaç noktaya dikkat çekmektedir. Örneğin; Fazil yaptığı konuşmasında İsrailli yetkililerle en son yaptığı görüşmeyle ilgili hiçbir konudan bahsetmemektedir. Bu konuşmaları birkaç maddede şöyle özetleyeceğiz: 

1- Fazil, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ı korumuştur. Hatırlanacağı üzere; Abbas “Filistin konusunda hiçbir askeri çözüm yolu yoktur” demiştir.

2- Fazil, Arap barışı planına odaklanmıştır. Gerçekte bu plan bir Suudi reçetesidir. Fazil, konuşmasında Netanyahu hükümetinin bu plana sadık kalmamasına ilişkin şaşkınlığını dile getirmiştir.

3- Fazil, İran’a karşı İsrail ile Arap ülkeleri arasında sağlanacak olan işbirliğinin  Arap ülkeleri ile İsrail arasında barış sağlanabilmesine zemin hazırlayacağını vurgulamıştır.

4- Fazil, “İslami Devlet” kelimesini kullanmak yerine “mezar” kelimesini kullanarak bir kez daha Beşar Esad’ı hedef almıştır. Avrupalılardan bir mülteciyi almalarını isteyerek bu mültecinin Beşar Esad olduğunu söyledi. Ayrıca yine Suriyeli muhaliflerin silahlandırılmasını isteğinde bulundu.

5- Emir Fazil şunu söyledi: “IŞİD Libya, Irak ve Suriye’de bulunmaktadır ve bu bulunmanın nedeni bu ülkelerin başarısız devletlere dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. O hiçbir şekilde kimin özellikle de Amerika Arabistan’ın da içlerinde olduğu Basra körfezi ülkelerinin bu ülkeyi bu duruma getirdiğine işaret etmedi. Ben her zaman Yahudi izleyicilere şunu söylüyorum; Arapların bilgeliği ve Yahudilerin mal varlığı ile bilim ve teknoloji alanında iyi bir hızla ilerleyebiliriz.”

Fazil’in anlamadığı şudur;  Araplar bunların ikisine de yani mala ve akıla sahiptirler. Yahudilerin malına ve aklına ihtiyaçları yoktur. Ancak sorun şurada gizlidir; bizim hükümetlerimiz  ve yöneticilerimiz başında Arabistan mallarını yok ettiler ve akılları öldürdüler. Kendisini öldürmeyenleri Batı ülkelerine göç etmeye mecbur bıraktılar. 

Biz şuna şaşırıyoruz; Fazil, şu konudan bahsetmektedir; Yahudilerin malı vardır. Ancak Fazil, öyle bir hanedana mensuptur ki ülkesi 10 milyon varil petrolü 5 yıldan az bir zamanda üretmiştir ve şu anda bunu satmak için dünyadaki en büyük şirketi Aramco ile  2 milyar dolar bir yatırım fonu oluşturulması planlanmaktadır.

Yahudilerin malına yapılan bu övgü yanlış bir sonuç vermektedir. Tarafların menfaati için yanlıştır. Mantıksız ve yanlış bir düşünceyi yaymaktadır. Siyonist sermayenin Arap pazarlarında geniş yer bulmasının ve bu duruma İsrail kavmiyetçiliği kazandırmanın önündeki kapıları açmaktadır.

Elbette biz sayıları 15 milyondan fazla olmayan Yahudilerin OPEC’in üretiminin 3’de birlik kısmına sahip olan ve yine dünyadaki petrol rezervlerinin 3’de ikisine sahip olan, dünyanın hiçbir yerinde bulunmayan madenlere sahip olan  Araplardan daha fazla mal varlığına sahip oluklarına inanmıyoruz.

Bu Suudi şehzadenin, “Varili 140 Dolardan satılan bu petrollerden elde edilen gelir nereye gitmiştir” demesi iyidir.

Arabistanlı yetkililer, İsrail ile ilişkilerin normalleştirilmesinin İran tehlikesi karşısında bir emniyet alanı oluşturacağını düşünüyorlar. Bu algı yanlıştır.  Çünkü İsrail onlar açısından gerçek bir tehlike olarak kalacaktır.

İsrail Araplarla müzakere etmeyecektir ve eğer edecek olursa da, onlara önemli ve temel bir imtiyaz vermeyecektir. Bu İsrailli generalin konuşmasında işaret ettiği konudur. Çünkü Araplar İsrail için bir tehlike oluşturmayacaktır.

Son olarak şunu söylemek gerekir; bu münazaradan çıkarılacak en önemli sonuç; Arabistan, Amerika’nın yerine İsrail ile stratejik ortaklığın zeminini hazırlamaya çalışmaktadır.

Şüphesiz bu el sıkmalar ve münazaradaki hedef ilk olarak  Arabistan halkının ve daha sonra Arap ve İslam dünyasının düşüncelerini razı etmek ve onları inandırmaktır. Bu sadece  Arabistanlıların bölgedeki yanlış politikalarından dolayı meydana gelen korkularının, hedefsizliğinin bir göstergesidir. Bu konu, Amerikan Başkanı Obama’nın Amerika gazetesine verdiği röportaja değinerek; Arabistan’daki hanedanı tehdit eden iç tehlike, dış tehlikeden çok daha fazladır ve bunlar İran’da yetişmektedir, dediği konudur.

Öyle anlaşılmaktadır ki, eğer Arapların yaratılıştaki bilgeliği; askeriye ve güç alanında da olsa idi, Arap halkı bugünkü duruma düşmezdi.”

    Tüm Haberler