İnkılapçı Ruh ve Moralle Müstekbir Düşmana Karşı Mukabele Edilmeli/ Tekfiri Terör Örgütleri Şia ve Sünni Ayrımı Gözetmiyor

Haber Numarası: 1115180 Bölüm: İran
رهبری رهبر انقلاب امام خامنه‌ای

İslam İnkılabı Rehberi, 28 Haziran ve Harem Müdafileri şehitleri ailelerini kabul etti

Tesnim Haber Ajansı - Dün(Cumartesi) öğleden sonra 7 Tir (28 Haziran) şehitleri ile Haremin müdafileri şehitlerinin aileleri de dahil şehit ailelerini kabul eden İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamanei, şehitlerin üstün iman, mücadele, yiğitlik ve marifeti ve onların ailelerinin sabır ve direniş azimlerini takdir ederek, onların İslam Cumhuriyeti nizamının iktidar ve gücünün direkleri olduğunu bildirerek, İslami İran'ın ilerlemesinin tek yolunun inkılapçı ve mücadele ruhunun yeniden ihya edilmesi olduğunu bildirdi.

Konuşmasında ilk önce Emir'ul Muminin Hz. Ali (as) şehadet yıl dönümü dolayısıyla taziyet dileklerini bildiren İslam İnkılabı Rehberi, İmam Ali'nin insanlık tarihinin en büyük şehidi olduğunu, mihrap, hak yolu, kararlılık ve istikamet şehidi olarak kabul edildiğini bildirdi.

Ayetullah Hamanei konuşmasının devamında 28 Haziran 1981 tarihinde Cumhuri-i İslami Partisi merkez binasındaki patlamanın üzerinden 35 yıl geçtiğini hatırlatarak, "habis ve acımasız bir grup teröristten ibaret olan bu cinayetin failleri, ülkeden firar ettikten sonra şu anda yıllardır insan hakları müdafisi ve terörizmle mücadele liderliği iddiasında bulunan Amerika ve Avrupa ülkeleri korumasında bulunmaktalar" dedi.

Bu meselenin aynı zamanda Avrupa ülkeleri ve Amerika için büyük ve tarihi bir skandal olduğunu bildiren Ayetullah Hamanei, "Bu terör güruhu, halkı müdafaa ve hatta İslam'ı müdafaa adı altında mücadele meydanına adım atmıştır ama olayın devamında 28 Haziran faciası ve halkın terör edilmesi gibi cinayetleri işlemişler ve sonunda Saddam gibi birinin yanında yer almışlardır, şimdi ise Amerika’nın koruması şemsiyesi altında bulunuyorlar" ifadesini kullandı.

28 Haziran 1981 olayının çok büyük bir olay olduğunu, birçok ders ve ibretleri kendinde barındırdığını belirten İslam İnkılabı Rehberi, İslam İnkılabının önemli olayları ve şehitlerini bugünkü nesle tanıtma konusunda var olan zafiyeti eleştirerek, bu olay üzerinden 35 yılın geçmesine rağmen halen 28 Haziran olayı, şehit Behişti ve bu olayın öteki şehitleri hakkında her hangi bir sinema filmi, bir tiyatro veya bir roman yazılmadığını, bu olayın bugüne kadar canlı kalmasının nedeninin halkın inkılapçı ruhundan kaynaklandığını söyledi.

Mukaddes Müdafaa savaşı harekâtları ve şehitleriyle ilgili kitapların yazıldığını hatırlatan ve halktan özellikle de gençlerden bu eserleri okumalarını isteyen Ayetullah Hamanei, bu alanda birçok kitabın yazıldığını ama halen mukaddes müdafaa savaşının tüm boyut ve özelliklerinin, yüce şehitlerinin özelliklerini tanıtmak için daha çok kitap yazılmasına ve eserin yayınlanmasına ihtiyaç olduğunu, çünkü şehitlerden her birinin davranışı, sözleri ve hareket tarzının marifet ve tanıtım dünyasına açılmış bir kapı olduğunu söyledi.

Mukaddes Müdafaa savaşı döneminin özelliklerinden birinin güçlü Saiklere ve hedeflere sahip her kesimden halk kitlelerinin sahnede bulunması ve savaşın resmi güçlerin tekelinden çıkması olduğunu belirten İslam İnkılabı Rehberi, bugün de hükümet yetkililerine en önemli tavsiyesinin başta ekonomi sektörü olmak üzere muhtelif alanlarda ve sektörlerde halkın kapasitesinden yararlanmak olduğunu ve ekonominin halkçı bir ekonomi özelliğini kazanması olduğunu söyledi.

Konuşmasının bir başka bölümünde ise Ehli Beyt (as)ın harem ve değerlerini savunmak ve harem müdafileri şehitleri meselesine değinen Ayetullah Hamanei, "Bu mesele, tarihin en acayip ve garip yönlerinden biridir ki İran'dan ve öteki ülkelerden güçlü Saiklere sahip imanlı gençler kendi genç eşini, küçük yavrusunu ve rahat yaşamını bırakarak, yabancı bir ülkede Allah yolunda mücadele vermekte ve bu yolda şehit düşmektedir" dedi.

Harem müdafileri şehitlerinin üstün imanları ve onların ailelerinin sabır ve direnişini bu ilginç olayın boyutlarından olduğunu belirten İslam İnkılabı Rehberi, bu olayın bir başka boyutunun ise, mümin, mücahitlerle şehitlerin iman ve iradesine dayalı olan İslam Cumhuriyeti nizamının iktidar ve güç unsurları meselesi olduğunu söyledi.

Ayetullah Hamanei İslam nizamı düşmanlarının, İslam nizamının muktedir temellerini idrak etme kabiliyetine sahip olamadıklarını hatırlatarak, şehitler ve onların ailelerinin İslam cumhuriyeti nizamının kaya gibi direklerini oluşturduğunu ve bundan dolayı da nizamın her zaman muhtelif sorunlarla yüzleşmede her zaman muzaffer çıktığını söyledi.

"Nerede inkılaba ve inkılapçı ruha dayandıysak ilerledik ve nerede müstekbir unsurların rızası doğrultusunda değerlerimizden taviz verdiysek, inkılapçı tutumumuzun beyanında çekimser olduysak geri kaldık ve zarar gördük" diyen İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei, inkılapçı ruh ve moralle müstekbir düşmana karşı mukabele edilmesi gerektiğini hatırlatarak, Allah'a iman, cihada inanç, mümin ve inkılapçı gençler içerisinde güçlü bir amacın müstekbir cephesiyle eşit olmayan karşılaşmada İslam nizamının güç kaynağı olduğunu, ancak onların bu gerçeği idrak etmekten yoksun olduklarını ve bunun için de acımasız ve şiddet yanlısı metotlara başvurduklarını söyledi.

IŞİD gibi tekfiri terör örgütlerinin tasarlanması ve oluşturulmasının İslam nizamına karşı koymak için uygulanan şiddet içerikli metotların bir örneği olduğunu belirten Ayetullah Hamanei, tekfiri terör örgütlerinin oluşturulması ve onların Irak ve Suriye'deki girişimlerinden asıl amaç İran'a saldırmak olduğunu, ancak İslam Cumhuriyeti nizamının kudret ve gücünün onların Irak ve Suriye'de bataklığa saplanmasına sebep olduğunu bildirdi.

Ayetullah Hamanei, tekfiri terör örgütlerinin Şia ve Sünni arasında hiçbir ayrım gözetmediğini, İslam inkılabının yanında yer alan ve Amerika'nın düşmanı olan her bir Müslümanı hedef seçtiğini belirttikten sonra Bahreyn olaylarına temasla, Bahreyn'de de meselenin Şia ve Sünni meselesi olmadığını, meselenin aslının mağrur, mütekebbir, kendini beğenmiş bir azınlığının zulümle geniş bir ekseriyete tahakkümü meselesi olduğunu bildirdi.

Bahreyn yöneticilerinin mücahit alim Şeyh İsa Kasım'a yönelik saldırgan tutumunun onların akılsızlıklarının bir alameti olduğunu belirten İslam İnkılabı Rehberi, Şeyh İsa Kasım'ın Bahreyn halı ile konuşma imkanı olduğu sürece onları şiddet içerikli ve silahlı eylemlerden sakındıran bir kimse olduğunu ama Bahreyn yöneticilerinin, bu mücahit alime saldırmanın yönetime karşı hamasi, yiğit gençlerin karşısından her türlü eylem için var olan engelin kaldırılması manasında olduğunun farkında olmadığını söyledi.

Müstekbir güçler ve onların piyonlarının her zaman halkı ve toplumun imanını tanıma konusunda aciz olduklarını ve yanlış muhasebeye düştüklerini belirten İslam İnkılabı Rehberi, sahih yolun, İslam yolunda hareket ve Allah Teâlâ’ya tevekkül etmek olduğunu ve ancak imanlı, mücahit ve sarsılmaz iradeye sahip bir halkın engellere galebe çalabileceğini ve ilerleyebileceğini söyledi.

İslam İnkılabı Rehberinin konuşmasından önce Veliyi Fakih'in temsilcisi ve şehitler ve gaziler kurumu başkanı Hüccetül İslam Şehidi Mahallati yaptığı konuşmada; yeni genç neslin mücahitlerin isarı, fedakarlığı ve yiğitliği ile tanıştırılması zaruretini hatırlatarak, isar ve şehadet kültürünün oluşturulması ve yayılması amacıyla yüksek konsey sekreterliğinin oluşturulması ve etkin hale getirtilmesi, fedai kuruluşlarının yaygınlaştırılması, direniş ekonomisi merkezinin oluşturulması Şehitler Vakfının başlıca çalışmalarından olduğunu belirtti.

    Tüm Haberler