Al-İ Halife’nin İngiliz İşbirlikçisinin Açıklamaları

Haber Numarası: 1116155 Bölüm: Görüş/Röportaj
صلاح البندر

Bahreyn Hükümeti eski danışmanı, Bahreynli Şiilere yönelik gerçekleştirilen kuşatma ve temizlik programlarını ve Şiilerin çoğunun Bahreyn’in; siyasi, sosyal ve kültürel hayatından uzaklaştırılmasına yönelik çalışmalarını ifşa etti.

Tesnim Haber Ajansı - ‘Voice of Bahrain’ (Bahreyn’in Sesi) web sitesi Bahreyn hükümeti eski danışmanı Salih Bandar’a ait yayınladığı analizde şu açıklamalar yer aldı: Kuşatma ve temizlik programı, Bahreyn Şiilerinin çoğunun ülkenin siyasi, kültürel ve sosyal hayatından uzaklaştırılması, ülkenin önde gelen liderlerinin hedef alınması, onların konumunu gözetmeksizin, Bahreyn yöneticileri tarafından, İran adına faaliyet yürüttükleri suçlamasıyla başladı.

Bu kuşatma programının ilk adımı, Bahreyn’in 2002 anayasası ulusal eylem planı reform ve yetkisinin kaldırılmasıyla ve “yönetici emirlik” olan hükümet sisteminin “baskı hükümetine” dönüştürülmesiyle atıldı. 2003 yılında Irak’ta Baas Rejiminin yıkılmasıyla reform sesleri Bahreyn iktidar ailesinin endişe ve korkusunu iyiden iyiye artırdı.

Bu konu, Bahreyn iktidar ailesini ve müttefiklerini çeşitli konu ve dosyaları yeniden gözden geçirmeye mecbur etti. Hatta 26 Ağustos 1975 darbesinden bile yararlandılar (Millet Meclisini dağıtmak, anayasayı bloke etmek, güvenlik yasaları ve özgürlüklerin kısıtlanması). Bu şekilde Al-i Halife Rejiminin politika ve taktiklerinde değişimin odağı, 2006 yılında Yüksek Savunma Konseyinin kurulmasıyla; Savunma Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ulusal Muhafız ve Ulusal Güvenlik gibi kontrol kurumların yenilenmesi ve sonrasında stratejik programlar, organizasyon yapısı, personel kardeşlik ve kraliyet sarayının cömert mali desteği ile gizli illegal yapıların oluşturulmasıydı.

Bahreyn’in etnik kimlik değişiminin hızlanması (siyasi vatandaşlık dağıtmak ve Şii faal grupları zayıflatmak için yabancı uşakların ithalatını artırmak), ülkenin zenginliğine hâkim araçların tesis edilmesini ve yeniden düzenlenmesini (arazi mülkiyeti kontrol teşkilatı, devlet mallarının özelleştirilmesi, 2006 yılı Eylül ayında Merkez Bankasının para teşkilatının, menkul kıymetler piyasasının, yerleşim konseyinin yeniden düzenlenmesi, ticaret odasının yeniden yapılandırılması, iş gücü piyasası reform planı, sendika kanunları ve 2006 yılında önemli tesislerde grev yapılmasının suç sayılması ve yasaklanması) Al-i Halife’nin diğer yapısal değişimleri arasında sıralayabiliriz.

Salih Bandar, Bahreyn Bayındırlık ve İskân Bakanı Fehmi El-Cuder gözetiminde, İsrail’de tecrübe edilen ve Yahudi bir şirket tarafından sunulan Bahreyn legal yapılanma planı temeline dayalı, yerel toplum kimliğinin yeniden yapılandırılması ve organize edilmesini ve Şii yerleşim bölgelerinin çoğunluğunun İsrail’in ‘kanton’ kavramıyla yönetimini Al-i Halife Rejimin diğer programları arasında sıralayarak şunları söyledi: Bu program 2005 Ocak ayında Direniş basınını çıkmaza sokmak için, siyasi liderleri terörizmle ilişkilendirmek suretiyle yapılan propaganda ve karalama kampanyasıyla başladı. 2005 Temmuz ayında da siyasi topluluklar kanunu, El Vifak ve benzeri gruplar gibi siyasi hareketlerin belkemiğini kırmak için gerekli olanakların sağlanarak direniş güçlerini temizleme ve kuşatma ve aynı zamanda onları izole etmek için yasal bir dayanak olarak onaylandı.

Salih Bandar konuşmasının devamında, Bahreyn’deki Şiileri tahrik etmek için 2005 yılı Eylül ayında aile hukuku yasası ve onun ardından yeni bir denge oluşturmak ve Şiileri kuşatmaya ve Bahreyn Şiilerinin ruhsal ve manevi desteği olan âlimler meclisini temizlemek için fırsat oluşturmak amacıyla, 2012 yılında anayasada yapılan değişikliklere değinerek, bunun neticesinde Şeyh El-Cemeri’nin 1995 yılı Nisan ayında zorunlu ikamete mahkûm edildiğini ve Şeyh İsa Kasım’ın da hedef alınıp vatandaşlıktan çıkarılarak yurtdışına sürgün edildiğini söyledi.

Bahreyn’in Geleceği

Salih Bandar şunları yazdı: ‘Daha öncede vurgulandığı gibi 2018 yılının gelmesiyle Alarkan olarak bilinen çeşitli sosyal doku ve birçok farklı gruplara sahip Bahreyn Krallığı, iktidar ailesi ve Şiilerin çoğunluğunun, 2011 yılının başlarında Lu’lu meydanında attıkları sloganların sınırı aşmasına, 230 yıllık Al-i Halife hakimiyetinin ardından bu iki grubun, ölüm ve yaşam savaşıyla karşı karşıya gelmesine şahit olacak…! Hiç şüphesiz Bahreyn’deki olaylar, muhalifler tarafından sunulan ve Bahreyn Veliahdının girişimiyle başlatılan planın çerçevesini ve yine 2011 yılı Ekim ayının ortalarındaki Manama belgelerini, 2011 yılı Kasım ayının sonlarında Bassiouni Komisyonu’nun tavsiyelerini ve 2012 yılında İnsan Hakları Konseyi kararlarını aşmıştır. Her geçen gün de 2011 Mart ayında başlayan, Bahreyn 14 Şubat Koalisyonu tarafından sunulan, Cumhuriyetçi sistemin meşruiyeti artmaktadır.

Salih Bandar şu hatırlatmada bulundu: ‘Şimdi kılıç zoruyla gücü elinde bulunduran kişiyi barışçıl olmaya ikna etmenin çok zor hatta imkânsız olduğu herkesçe malumdur. Bahreyn de iktidar ailesi sadece planlarını, programlarını ve aldatıcı stratejilerini uygulamak için zaman kazanmaktadır ve 2011 yılı Aralık ayında onur bayrağını göndere çeken Nuveydrat gençliği, hızla çatışma yoluna girecektir, velev ki bu yolun adanmaya ve birçok fedakârlığa ihtiyacı olsa bile. Öte yandan hiç kuşkusuz Suudilerin 2011 yılında başlayan Bahreyn’deki işgali, Bahreyn’deki Şiileri kendi geleceklerini belirleme hakkını talep etme zorunda bırakacaktır.

Salih Bandar son olarak şunları yazdı; sözün özü, Bahreyn Krallığı Ulusal Güvenlik Stratejisi esasına dayalı olarak, Bahreyn’de dengeyi bozacak ve zarar verecek unsurlar şunlardır: Ülkenin nüfus yapısı, ekonomik durum, gelir darlığı, işsizlik, Şiilerin sivil toplum faaliyetleri, yolsuzluk, organize suçlar, çevre kirliliği, ülkede yaşayan Sünnilerin yaşam kalitesinin azalmasını kapsayan iç faktörler… İran ve Katar’la mücadele, sermaye ve bankacılık gelirlerinin kontrolü ve kullanımı, iktidar ailesi lehine Körfez yönetimindeki rekabetler ve muhaliflerin desteklenmesi gibi dış faktörler.

    Tüm Haberler