2006 Temmuz ve 2016 Suriye Savaşı Arasındaki Değişim: Hizbullah Denklemleri Belirliyor

Haber Numarası: 1128266 Bölüm: Alıntı Haberler
جنگ 33 روزه 1

12 Temmuz yaklaşırken, İsrail Hizbullah ile girdiği 2006 Temmuz Savaşını, ya da siyasi çevrelerin deyişiyle İkinci Lübnan Savaşını gündeminden düşürmüyor. Her ne kadar yıldönümünden söz edilse de, bu savaş yalnızca gelip geçen tarihi bir olaydan ibaret değildi.

Tesnim Haber Ajansı - 12 Temmuz yaklaşırken, İsrail Hizbullah ile girdiği 2006 Temmuz Savaşını, ya da siyasi çevrelerin deyişiyle İkinci Lübnan Savaşını gündeminden düşürmüyor. Her ne kadar yıldönümünden söz edilse de, bu savaş yalnızca gelip geçen tarihi bir olaydan ibaret değildi. Savaşın en önemli tarafı, Hizbullah liderliğindeki Direniş Ekseninin yürüttüğü bir savaş olmasıydı. Hizbullah için zafer taşıyan savaş, buna karşın İsrail varlığı için küçük düşürücü bir yenilgi ifade ediyor. İsrail'in fiyaskosu, başarısızlık kelimesinin taşıdığı tüm manaların hakkını veriyor. Ancak bu savaşın sonunda tek fiyaskoya uğrayan İsrail değildi, siyonist varlığı destekleyen batılı ülkeler ve diğer tüm bölgesel destekçileri de ağır bir yenilgiye uğradılar.  Bugüne dönecek olursak, siyasi gözlemciler hala süregelen çatışmalarda güç, korku ve caydırıcılık dengelerinin Tel Aviv değil, Hizbullah tarafından belirlendiğini söylüyor. Peki savaşın denklemlerinin İsrail'den Hizbullah'ın eline geçmesi nasıl açıklanabilir?

İsrail medyasına göre caydırıcılık dengesi

İsrail medya organları, savaşın yıldönümünde savaşı ve savaşta yer alan ordu mensuplarını tekrar gündeme taşırken, öte yandan bazı medya organları ise yeni bir savaşa karşı kışkırtıyor. Çünkü kuzey cephesinde yaşanması olası savaştan dolayı, Tel Aviv sessizliğe bürünmüş durumda. Bu sessizlik ise, Hizbullah'ın elinde bulundurduğu caydırıcılık faktörünün düzeyini arttırmaya katkı sağlıyor.

İsrail ordusuna mensup liderlerin birçoğunun bu söylenenlere inanmadığı açıkça ortada. Ordu liderleri bu caydırıcı unsurun İsrail'in yenilgisi ve Hizbullah'ın zaferinin bir neticesi olduğuna inanıyor.  İsrailli Haaretz gazetesi, konu hakkında birkaç maddelik bir analize yer verdi. Gazeteye göre Hizbullah'ın caydırıcı gücünün 3 ana nedeni bulunuyor;

* Hizbullah'ın Suriye'de yaşanan savaşa girmesi daimi bir hale geldi. Bu da en az 5 bin savaşçıyı bölgeye gönderdiği anlamına gelir.

* İkinci sebep, Direniş Ekseninin ve özellikle İran cephesinin, Hizbullah'ın elindeki füze cephaneliği olarak adlandırılan kozları muhafaza etme hırsı. İsrail istihbaratına göre, sayısı 130 bine ulaşan bu füzeler, nükleer programı konusunda İran'a saldırmak için çalışmalar yürüten Netanayhu'nun caymasında pay sahibi oldu.

* Gazeteye göre sessizliğin üçüncü sebebi, taraflar arasında değişen caydırılıcılık dengesi unsurudur. Öyle ki haberde İsrail'in Hizbullah üzerinde hasar verecek bir savaşa ve Hizbullah'ın merkezi bölgelerini bombalamaya gücü yettiği, bunu da 2006 savaşında teyit ettiği vurgulanıyor. Ancak konuyu diğer bir açıdan ele alan gazeteye göre, İsrail ordusu, Hizbullah'ın elindeki silah cephaneliğinin boyutunu, iç cephede günlük 1500 füze atabilecek kapasitede olduğunu öğrendi ve Hizbullah'ın enerji santralleri, havaalanları ve limanlar gibi stratejik bölgeleri vurabilme gücü olduğunun farkına vardı.

Savaş sonrası: Hizbullah ve çatışma yönetimi

Olayları derinlemesine incelemek ve tecrübe ile gözden geçirmek, iyimser olmamızı sağlar. Amerikalılar ve Siyonistlerin plan yaparak olayların gidişatını belirlediği devir artık kapandı. Araplar ile İsrail'in çatışma hattına baktığımızda, bunu görebiliriz.

Bazı tarafların müjdelediği Arap İsrail ilişkileri, İsrail için sadece büyük bir geri adım değil, bölgedeki ABD politikasının da değiştiğine işarettir. Bundan böyle tek bir ülkenin dünya siyasetinde etkili olmayacağını ve ABD'nin emrivakilerinin yerini diplomasiye bıraktığını söyleyebiliriz.

Bu bağlamda, yazının başında da işaret ettiğimiz gibi Temmuz Savaşı sadece İsrail savaşı olmakla kalmadı. Bu savaş İsrail ile aynı safta yer alan tüm destekçilerinin Hizbullah'a karşı yürüttükleri bir savaştı. Bu komplo, Hizbullah'ın yenilmesinden ve Direniş Ekseninin vurulmasından daha büyük amaçlar hedefliyordu. Dolayısıyla Hizbullah'ın 2006 zaferi, sadece Tel Aviv'e karşı kazanılmış bir zafer olmadı. Bu zafer, Direniş Eksenini vurmak için İsrail'i destekleyen tüm dostlarına karşı bir zafer idi.

Bugün ise, işler aynı hedef için yürütülüyor. Ancak tek farkı, savaşın Suriye topraklarında olması. 2006 yılında İsrail'i yenilgiye uğratan Hizbullah'ın, 2011 yılından bu yana Suriye'de aynı zaferi elde ettiği açıkça görünüyor. Suriye meydanlarda Hizbullah ile savaşan İsrail, Amerika ve destekçilerinin yenilgisinin kaçınılmaz olduğu su götürmez bir gerçek.

Caydırıcı güç dengesine geldiğimizdeyse, birçokları bu sessizlikten dolayı kuzey cephesinin güven içinde olduğunu söylüyor. Öte yandan İsrail ordusu büyük bir endişe yaşıyor, bunun birçok sebebi var;

Birincisi, İsrail ordusunun siyasi dayatma ile savaş başlatma kozunu kullanmaya gücü yok. İsrail ordusunun sahip olduğu itibar, geçmişte kaldı. Buna karşın savaşın diğer cephesine baktığımızda, Suriye savaşına girmeye güç yetiren Hizbullah, denklemleri oluşturmaya ve meydanlardaki güç dengesini değiştirmeye de gücü olduğunu kanıtladı ve bunu fiilen başardı.

İkincisi, Lübnan ve kuzey cephesindeki caydırıcı denge unsuruna bakılırsa, Tel Aviv'in sahip olduğu güç, nitel ve nicel bir değişime uğradı. Yeni dengeler Hizbullah'ın askeri sisteminden güç kazanıyor. Savunma konusunda aciz olan İsrail karşısında Hizbullah nokta vuruşlu füzeler geliştirdi, roketlerini çoğalttı, uzun menzilli füzeleri daha etkili hale getirildi.

Üçüncü sebep ise, İsrail ordusunun yaşadığı karşı konulmaz korku, birçok meydanda ilerleyen Hizbullah'ın gücünden kaynaklanıyor. Sadece gerilla savaşından, klasik taktikler ile milis taktikleri arasında bir savaşa uzanarak, kendisini geliştirmesi İsrail üzerinde korku hâkimiyeti kuruyor. Ordu tarafından benimsenen askeri teknoloji ile Direnişin yılların birikimi sonucu edindiği askeri teknolojisi arasında büyük bir uyum sağlayabilen Hizbullah, askeri saldırı konusunda yeteneğini ve tecrübesini arttırdı. Kapsamlı bir güç elde etmek için operasyon komuta birimlerini bir araya toplayan Hizbullah,  istihbarat bilgilerini topladı ve hava silahlarından faydalandı. Tüm bunlar, dünyanın en seçkin güçlerinden biri olduğu şeklindeki algıyı güçlendirdi.

Öyleyse, Hizbullah bugün çatışmanın rotasını belirleyen taraf haline gelmiştir demektir. Tel Aviv şimdiye kadar böyle bir savaş beklemiyordu, ancak bugünün gerçekleri, Direniş Eksenine destek veren Hizbullah'ın birçok zaferler elde ettiğini ortaya koyuyor. Artık İsrail savaşa girmeye karar verebilecek güce sahip değil, aksine bundan aciz. İsrail varlığı ile olan çatışmaların geldiği son noktada, 2006 Temmuz Savaşından 2016 Suriye Savaşına Hizbullah, çatışma denklemlerinin belirleyici gücü haline geldi.


Medya Şafak

    Tüm Haberler