Küresel Terörizm ve Bölgeyi Saran Tehlikeler

Haber Numarası: 1167158 Bölüm: Görüş/Röportaj
میراث تروریسم

Başbakan Davutoğlu’nun görevden alınmasıyla birlikte Türkiye’nin Suriye politikası da değişmiş oldu. Türkiye’nin Suriye’de geri adım atmasıyla birlikte Tekfirci terör örgütlerin tehditiyle karşı karşıya kaldı. 7 Haziran seçimleri süreciyle birlikte tehditler canlı bomba eylemleriyle en üst zirveye çıkmış oldu.

Tarihe doğru yolculuk yapmadan son 15 yıldır bölgedeki gelişmeleri yerinde yaptığım tespitlerle ele almak istiyorum.

Emperyalist güçlerin top yekûn desteklediği ve bölgenin yıkımı için oluşturduğu strateji giderek büyük bir kaosa dönüşüyor.

Dünyanın dört bir yanından seferber edilen tekfirci akımların bölgemizde örgütlendiğini görmekteyiz. Özelikle birinci körfez savaşıyla birlikte Ortadoğu’ya yerleşen emperyalistler, İslam dünyasında derin fay hatları oluşturmuştur. Ekilen fitne bugün daha belirgin bir şekilde önümüze çıkmaktadır.

Emperyalist güçlerin doğrudan ve dolaylı olarak hayata geçirdiği bu yıkıcı proje ne acıdır ki bazı İslam ülkeleri de destek vermektedir. Bu desteği sağlayan ülkeler aynı zamanda tekfirci ve mezhepçi örgütlerle iç çatışmaları yaymıştır.

Taliban’ın Afganistan’da güçlendiği tarihte Van ili başta olmak üzere İran’a komşu birkaç şehirde Vahhabi düşünceye yönelik dernekler hayata geçirilmiştir. Toplanma yeri olarak belirlenen Van’da o yıllarda 200’ün üzerinde Taliban safında savaşmak üzere Türkiyeli gençler Afganistan’a gönderilmiştir. Bu her yıl giderek sayıları artmıştır.

Özelikle Van şehri böyle bir üs olarak kullanılmasının birkaç sebebi vardır, ancak en önemli sebep İran’la sınır olmasıdır. Suudi Arabistan tarafından desteklenen dernekler, finansman konusunda kolaylıklar sağladığı edindiğimiz bilgiler arasındadır. Bu derneklere mensup bazı isimlerin ise, ticaret bahanesiyle defalarca İran’a giriş çıkış yaptıkları ve İran’a her gittiklerinde hatırı sayılır bilgiler edindikleri gözlemlenmiştir.

İlkbaharda Van’a gerçekleştirdiğimiz ziyaret esnasında Vahhabi düşünceye mensup bu örgütlerin muhtelif ortamlarda, “VAN İRAN İÇİN İKİNCİ SİSTAN-BELUCİSTAN OLACAKTIR” dedikleri gözlemlenmiştir.

Suriye’ye yönelik savaş sürecinde bu yapılanmalar daha da hız almıştır. Daha önce El-Kaide/Taliban sempatizanları yoğunluktayken, son zamanlarda IŞİD ve NUSRA gibi tekfirci örgütlere yönelik ilgi artmıştır. Şüphesiz bu ilgi yine bazı dernek ve vakıfların özel gayretiyle meydana gelmiştir. İran sınırında yoğunlukta olan bu örgütlenmeler, Suriye savaşıyla birlikte Türkiye’nin güneyine kaydığı görülmektedir. Gaziantep, Adıyaman, Bingöl, Kilis, Mardin ve Şanlıurfa şehirleri bu anlamda ürküten boyuttadır.

Bu Kürt şehirlerinde durum böyle iken, Van “İKİNCİ SİSTAN-BELUCİSTAN” olma yolunda ilerliyor.

İç Anadolu’da ise, Konya, Karaman, Niğde ve Kayseri dikkatleri üzerine çeken şehirlerdir. Batıda ise, İstanbul, Edirne, Sakarya, İzmit, Bursa ve Yalova…

Yukarıda belirttiğim bu yapılanmalarla birlikte son 3 yıldır bazı Kürt grupların da etkinliklerini görmekteyiz. Özelikle Türkiye’de PKK etkili iken, Türkiye üzerinden büyük bir faaliyet yürüten Barzani’yi dikkate almak gerekiyor. Aynı Barzani Irak Kürdistan’ında İran karşıtı Kürt örgütleri desteklediği bilinmektedir.

Barzani’nin son yıllarda Türkiye’de siyasi parti kurma gayretlerini de görüyoruz. Bu çerçevede AZADİ İNİSİYATİFİ adlı oluşum faaliyet göstermektedir. Bu yapı aynı zamanda Irak eski cumhurbaşkanı yardımcılarından Tarık El Haşimi’yi de desteklemektedir. Bu yapının son yıllarda İran’daki bazı siyasi gelişmeleri ve İdamlar üzerinden İran’ı hedef almaktadır. Bu kurum en çok Gazi Muhammed ve Dr.Ghsemlo hakkında kitap yazmaktadır.

Barzani’ye yakınlığıyla bilinen yayınevleri ve haber siteleri mevcuttur.

(Barzani ve Türkiye’de yayın yapan tekfirci akımın internet sitelerini raporun sonunda aktaracağım.)

Altı yıl önce Ortadoğu’da hayata geçirilen “Arap Baharı” projesiyle birlikte bu kez aynı kurumlar topladıkları gençleri Suriye’ye göndermişlerdir.

Doğu ve Güneydoğu’da toplanan tekfirci gençler Suriye’ye gönderilirken, Batı şehirlerde bu tekfirci örgütler ciddi şekilde örgütlenmişlerdir. Örgütlenmelerin adres yerleri ise, çoğunlukla Camii çay ocaklarıdır. Bir diğer toplanma merkezlerin arasında derneklerin yoğunlukta olduğu dikkatlerden kaçmıyor.

Başbakan Davutoğlu’nun görevden alınmasıyla birlikte Türkiye’nin Suriye politikası da değişmiş oldu. Türkiye’nin Suriye’de geri adım atmasıyla birlikte Tekfirci terör örgütlerin tehditiyle karşı karşıya kaldı. 7 Haziran seçimleri süreciyle birlikte tehditler canlı bomba eylemleriyle en üst zirveye çıkmış oldu.

Bu eylemlere rağmen Türkçe yayın yapan tekfirci terör örgütlerinin haber siteleri hiçbir engele takılmadan yayınlarını sürdürmeye devam ediyorlardı. Hala bu siteler aktif yayınlarını sürdürüyorlar…

Başta Suudi Arabistan olmak üzere körfez ülkelerinin açık bir şekilde destekledikleri tekfirci akımlar, saydığımın ülkelerin şer odaklı menfaatleri doğrultusunda yürütülen planların tutmadığını kendileri de farkına vardıkları bir gerçektir. Bu nedenle B planı devreye sokulduğu gözlemleniyor.

Irak Kürdistan bölgesinde Suudi Arabistan’ın sponsorluğu yaptığı önemli bir konferans düzenlendi. Bu konferansta İran Kürdistan Demokrat Partisi’ne (İKDP) her türlü desteğin sağlanacağı kararlaştırıldı. Bu organizasyonda yine Barzani faktörü öne çıkıyor. Söz konusu bu konferans Barzani yakınlığıyla bilinen haber sitelerinde en yüksek dozda servis edildi. Aynı konuyu tekfirci akımların haber kaynaklarında da yer aldığını gördük.

Burada küresel terörizmin farklı isim ve farklı ırklarda da olsa aynı amaç için hareket ettikleri ortaya çıktı.

Bütün bu ilişkiler sürerken 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Darbe girişimi başarısızlıkla sonuçlanmış olsa da çok ciddi sıkıntıların meydana gelmesini de sağlamış oldu. Özelikle 14 Ağustos’ta iç savaş çıkarmak için bomba yüklü araçlar birçok Kürt şehirlerde patlatıldı. Bu patlamaların arkasında PKK olduğu söyleniyor, ancak bu patlamaları gerçekleştiren PKK olsa da emrin başka yerden geldiği bir gerçektir. Darbe girişimi hedefine ulaşamayınca ABD ve diğer emperyalist güçler kaos maksatlı eylemleri devreye soktuğunu düşünüyorum. PKK ile bir tarafta bu saldırıları yaparken, diğer tarafta IŞİD denilen örgütü gündeme taşımaya çalışıyor. Son Gaziantep saldırısı en belirgin olay olarak karşımıza çıkıyor.

Doğu’daki PKK eylemleri hız kazanırken batı tarafta ise, Kürtlere yönelik tepkiler de tırmanıyor. Edirne şehrinde etkin olan tekfirci bir grup sosyal medya üzerinden yayınladığı bildiride, “pkk ile mücadelede ordu başarısız kalıyor. Bunun önüne geçmenin en iyi yolu mücahitlerin önünü açmaktır. Şuan doğuda cihad etmek için 1000 (bin) kişilik mücahit hazır bekliyor. Bu mücahitlerin çoğunluğu yabancılardan oluşan kardeşlerimizdir.” Açıkça ülkeyi yabancı tekfircilere peşkeş çekildiği ortadadır.

Aynı çağrı ve söylemler İstanbul’da da aktif bazı isimler tarafından dile getiriliyor. Bu şu demektir; Suriye benzeri bir kaos ortamı yaratmak ve yabancı tekfircilerin ülkede daha kolay hareket etmelerini sağlamaktır. Yıllardır tabiri caizse sessizce uyuyan bu tekfirci hücre evleri bu vesileyle uyandırılacak.

Bu tekfirci akımların kullandığı sosyal medyada İran’ın pkk ile ilişkilendirilip, İran’a karşı nefret propagandası yapılıyor. Bu akımların şahsi sayfalarında İran ve Ehlibeyt topluma karşı kullandıkları ahlaksızlık dili tamamen provokasyon amaçlı olduğu, kışkırtarak gerilimin içine çekmeye yönelik olduğu bir gerçektir.

Yukarıda özet olarak dikkat çektiğim konular ile ilgili daha fazla bilgi vermek mümkündür, ancak anlaşılır olması gerektiği düşüncesiyle özetlemeye çalıştım.

Toparlayacak olursak, bölge çok ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Bütün bu haraketliliğin hedefi bölge ülkeleri ve Müslümanlar olsa da, en büyük hedef İran olduğu bir gerçektir. Temennimiz bütün bu hain tuzakların yok olmasıdır.

Şimdi Türkiye’de etkin olan örgütlerin haber kaynaklarını sunalım:

http://hilafettakip.tr.gg/El-Furkan-Medya.htm
http://www.islahhaber.net/
http://www.sahimerdansari.com/
http://www.mevazinhaber.com/?cat=3
http://www.haksozhaber.net/
http://www.islam-tr.net
http://www.hayatinanlaminedir.com/islam-devleti-iside-atilan-iftiralar-ve-medyadaki-karalama-kampanyalari/
http://www.ummetislam.org/etiket/furkan-medya
http://www.tevhidigundem.org/irak-sam-islam-devleti-resmi-yayin-kurulusu-furkan-medya-isid-birliklerinin-son-haftala-173h.htm
http://www.pressmedya.com/
http://www.timeturk.com/
https://darulhilafeweb.wordpress.com/
http://www.incanews.net/
http://www.irangercegi.com/
http://irantehlikesi.blogspot.com.tr/
https://millicumhuriyet.com/2012/10/25/iran-fitnesi-iran-tehlikesi/
https://www.google.com.tr/#q=iran+tehlikesi+muta
http://www.vahdetgazetesi.com/
Toplam: 19

Bu siteler aktif olarak tekfirci akımlara hizmet ediyor. PKK’ye yakın haber sitelerine değinmeye gerek yok. Hemen hemen hepsi bilinen sitelerdir. Ancak Barzani’nin dolaylı ve direk destek verdiği birkaç tane haber sitesini belirtmekte yarar var diye düşünüyorum.

http://www.nerinaazad.com/
http://k24.com.tr/tr/
http://rudaw.net/turkish
http://www.bas-haber.com/tr
http://www.cilagazete.com/
http://www.zernews.com/
http://www.ufkumuz.com/
http://hurbakis.net/
Toplam: 8

Bu siteler ulusal bazda yayın yapan sitelerdir. Ancak toplum üzerinde etkisi oldukça fazla olan yerel medyadır. Örneğin Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman ve Van gibi bölgelerde etkin bir medya mevcuttur.

Böyle bir bilgiden sonra İran’ın Türkiye’de medyası ne durumda?

http://parstoday.com/tr/news/turkey
https://www.tasnimnews.com/tr
http://tr.abna24.com/
http://www.irna.ir/tr/
http://tr.mehrnews.com/
http://tr.farsnews.com/
Toplam:6

Direniş cephesine hizmet eden haber siteleri ise şunlardır:

http://medyasafak.net/
http://www.7sabah.com.tr/
http://www.nehirhaber.com/index.php
http://haberon4.com/
http://rasthaber.com/
http://ydh.com.tr/
http://islamianaliz.com/
http://www.yedinot.com/
http://www.ekvatorhaber.com/
Toplam:9

Bölgedeki gelişmeler karşısında medyanın gücünün nasıl bir etki sağladığı gerçeği yansıtan bu tablo oldukça önemli bir veridir.  Gayemiz bilinçli bir medya ağı oluşturmaktır. Bilinçsiz haberciliğin söz konusu tehlikeye katkı sunacağını göz önünde bulundurulmalıdır.  Çünkü yukarıda özetle değindiğim bölgedeki haraketliliği ve bu hareketlilikte tekfirci akımın faaliyetlerini en iyi şekilde ortaya çıkaracak olan medyadır.

Yukarıda belirttiğim konuları bizzat yerinde gören biri olarak özetlemeye çalıştım. Bütün bu gerçekliğin karşısında ciddi bir önlemin alınması gerektiğine inanıyorum. Bu önlemler şu başlıkları sunmak mümkündür:

Emir Zana

    Tüm Haberler