İran ve Filistin Dostluk Derneği Başkanı

Arabistan Müftüsünün Açıklamaları Al-i Suud’un İsrail İçin İşlediği Cinayetleri Meşrulaştırmaktadır

Haber Numarası: 1182725 Bölüm: Dünya
محمد البحیصی تسنیم

İran ve Filistin Dostluk Derneği Başkanı, Arabistan müftüsünün yaptığı açıklamaların, Al-i Suud’un İsrail için işlediği cinayetleri meşrulaştırmak olduğunu belirterek, “Hac merasiminde Tağut Amerika’nın tekfir edilmesini isteyen sesler, Şeytan’dan daha çok Al-i Suud’u rahatsız etmektedir” dedi.

Tesnim Haber Ajansı - İran ve Filistin Dostluk Derneği Başkanı Muhammed El-Bahisi Tesnim Haberle yaptığı röportajda, Arabistan müftüsü Abdülaziz Al-i El-Şeyh’in İranlıların Müslüman olmadığı yönündeki son açıklamalarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “ Hac merasiminde Tağut Amerika’nın tekfir edilmesini isteyen sesler, Şeytan’dan daha çok Al-i Suud’u rahatsız etmektedir. Arabistan müftüsünün açıklamaları, Al-i Suud’un Siyonist Rejim ve dünya müstekbirleri için işlediği cinayetleri ve zulmü meşrulaştırmaktadır.

Bu tip açıklamalar Arabistan’ın yaşlı müftüsünden ilk kez duyduğumuz bir açıklama değildir ve son da olmayacaktır. Biz bu siyasi tekfire, Al-i Suud’un İranlı Hacılara karşı 1987 yılında işlediği büyük katliamda da şahit olduk. Suudiler o dönemde İranlı hacıları Kâbe’yi yakmak istemekle suçlamışlardı ve maalesef medya da bu asılsız iddiayı ve iftirayı yayınladı.

Bu müftü ve bağlı olduğu kuruluşun ideolojisi Ehl-i Beyt mezhebini sapkın bir mezhep olarak biliyor ve bu ilk defa yaşanmadı. Çünkü hepimizin bildiği üzere İran İslam İnkılabının 1979 yılındaki zaferinden sonra, Arabistan’da müminlerin ve muvahhitlerin tekfir edildiği kitaplar, yayınlar ve hutbeler, onlarca kütüphaneyi doldurabilir.”

Muhammed El-Bahisi, Arabistan müftüsünün Mina faciasını Şii ve Sünni çatışması gibi göstermeye çalıştığını belirterek şunları söyledi: “ Şia meselesinin gündeme getirilmesi yalan ve yanlışlarla doludur. Çünkü meselenin aslı, Arabistan’ın, Haccın inanç, iman, siyasi ve toplumsal içeriğini boşaltmak istemesidir. Hac, şirk ve müşriklerden berî olunduğunun büyük bir bildirisidir. Kur’an’ı Kerim’de de bu konuda şöyle buyurulmaktadır: “ Ve büyük hac (Hacc’ul ekber) günü, Allah’tan ve O’nun Resûlünden insanlara bir bildiridir (ilândır). Muhakkak ki; Allah ve O’nun Resûl'ü, müşriklerden berîdir (uzaktır).”

Bana göre, Tağut Amerika ve büyük Şeytan’ı tekfir etmek isteyen sesler, Şeytan’ın kendisinden çok Suudi Rejimini rahatsız ediyor. Bu yüzden bu müftü ve Suudi Rejiminin bütün yetkilileri Mina Faciasının Beytül Haram’da hacılara yönelik bir saldırı olayı değil, Şii ve Sünni çatışması olduğu yönünde bu tip açıklamalarda bulunuyorlar.

Al-i Suud Şiilerin girişine engel olduğu gibi Ehl-i Sünnet’in girişine de engel oluyor. Örneğin Arabistan Filistinlilerin girişine de engel olmaktadır ve hatta Caferi mezhebine tabi olmayan ve çoğunluğu Zeydi ve Şafi olan Yemenlilerin Hac ibadetini yerine getirmek için Arabistan’a girişine izin yok.

Maalesef Suudi müftüsü, Siyonist Rejim ve dünya müstekbirleri için Al-i Suud’un işlediği cinayet ve zulümlerin meşrulaştırılması yönünde kendisinden istenilen fetvaları çıkarıyor ve bu müftü gibi birçok şeyh, ahiretini başkalarının dünyasına satmıştır.

İslam ümmeti, bizim ülkelerimizde meydana gelen olayların mezhebi ihtilaflarla bir alakası olmadığı gerçeğini çok iyi biliyor. Bazıları bu olayların etnik sorunlar nedeniyle yaşandığı izlenimi yaratmak istiyor ama olayın aslı başkadır. Bu dünyada iki cephe vardır; biri hak ve diğeri de batıl cephesidir.

Halk, Siyonist Rejimi, müstekbir Amerika’yı ve İslam Ümmetine saldıranları kimin desteklediğini biliyor.

Halk, Al-i Suud’un medya propagandası ve parayla bu şeytan takımını desteklediğini ve yönlendirdiğini bilmelidir ve İran İslam Cumhuriyeti ve bölgenin hayrını isteyen tüm ülkeler bu iman safında dağılarak değil, İslam Ümmeti Birliği oluşturarak yer almalıdır.

Ben bu müftüden ve destekçilerinden İran’ın İslam Ümmeti arasında tefrikaya çağıran tek bir açıklamasını göstermelerini istiyorum. İran’ın böyle bir açıklaması yoktur ama bu müftüler ve şeyhler sürekli olarak kabile ve mezhep söylemlerinden bahsetmektedir. Onlar aslında diğer Ehl-i Sünnet mezheplerini de resmi olarak tanımıyorlar.

Onlar İran İslam Cumhuriyeti’ni İslam’dan ayırmak istemekle birlikte, diğer Sünni taifelerini de İslam’dan ayırmak istiyorlar ve onları resmi olarak tanımıyorlar. Bu yüzden bu tip açıklamalar bizi üzmüyor ve hatta yaklaşık 300 yılını Al-i Suud ve bölgedeki kapitalist ve emperyalist projelere adayan Al-i Suud müftüsünün ve bağlı olduğu kuruluşun satılmışlığını gösteriyor.”

    Tüm Haberler