ABD Bölgedeki IŞİD’li Hedeflerini Gerçekleştirmek İçin Yeni Bir Yol Arıyor/ Halep İçin Tek Çözüm Yolu

Suriyeli stratejik konular uzmanı; Amerika kısa bir zaman önce Erdoğan’a karşı yapılan darbe girişimine destek verdi. Ancak bu darbe girişimi bölge ülkelerinin özellikle de Rusya’nın Türkiye’ye destek vermesiyle başarısız oldu. İran ve Suriye de bu darbe girişimine karşıydı.

ABD Bölgedeki IŞİD’li Hedeflerini Gerçekleştirmek İçin Yeni Bir Yol Arıyor/ Halep İçin Tek Çözüm Yolu

Tesnim Haber Ajansı - Suriyeli stratejik konular uzmanı Wael El-Emam Tesnim Haber Ajansına verdiği röportajda şu açıklamalarda bulundu: “Amerika, Suriye ve Irak’taki direnişi gördükten sonra bölgede hedeflerini gerçekleştirebilmek için yeni bir yol aramaya başladı. Bu nedenle IŞİD önümüzdeki günlerde Amerika’nın emriyle Türkiye’ye ve Fars Körfezi’nde bulunan Arap ülkelerine saldıracaktır.

Bu konuyu Irak Başbakanı şu sözüyle gündeme getirdi; “Musul’dan bize ulaşan bilgilere göre IŞİD terör örgütü Fars Körfezi’nde bulunan Arap ülkelerine doğru gitmeye hazırlanıyor.” Bu konuşmanın birçok boyutu bulunmaktadır; ilk olarak, İsrail ve Amerika’nın IŞİD terör örgütünü yönetmeye ve yönlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Amerika IŞİD terör örgütünü kendi yöntemleriyle kontrol etmeye çalışıyor. Amerika şuan Irak ve Suriye hükümetlerinin direniş gösterdiğini ve ülkelerini başarısız olmuş bu örgütün elinden kurtarmaya çalıştıklarını görmektedir. Amerika şuanda hedeflerini gerçekleştirebileceği bir yer arayışındadır. Bu hedef zorunlu olarak Türkiye’nin içinde bulunacaktır.

Amerika kısa bir zaman önce Erdoğan’a karşı yapılan darbe girişimine destek verdi. Ancak bu darbe girişimi bölge ülkelerinin özellikle de Rusya’nın Türkiye’ye destek vermesiyle başarısız oldu. İran ve Suriye de bu darbe girişimine karşıydı. Çünkü Türkiye’de meydana gelecek karışıklık bir şekilde Irak ve Suriye’yi olumsuz etkileyecekti. Eğer Türkiye’deki darbe girişimi başarılı olmuş olsaydı, Türkiye içinde ayrılıklar bu ülkenin iki gruba ayrılmasına sebep olacak ve böyle bir durumda Erdoğan askeri birliklerine Irak ve Suriye’ye doğru hareket etmeleri emrini verecekti. Burada dikkat çeken nokta şudur; bu darbe girişimi Türkiye’nin Diyarbakır gibi bazı bölgelerde meydana gelen patlamalarla aynı zamanda yapıldı. Bu bazılarının Türkiye’de iç karışıklık çıkarmaya çalıştığı anlamına geliyor. Böyle bir durumda Suriye’de olaylardan etkilenecekti. Bununla birlikte ben bölgede karışıklık çıkarmak amacıyla örgütün Türkiye’de eylemler yapacağına eminim.”

Wael El-Emam açıklamalarının devamında IŞİD terör örgütünün Suudilere ve diğer Fars Körfezi ülkelerine yönelik tehditlerine ilişkin olarak şunları söyledi: “Arap ülkeleri ile ilgili olarak, IŞİD terör örgütünün Irak ve Suriye’de yenilgiye uğramasının Amerika’nın menfaatlerinin temin edilmesi noktasında bu ülkeleri etkileyeceğine inanıyorum. Özellikle de JASTA kanunu ( Terörizm destekçilerine karşı adalet kanunu JASTA 28 Eylül’de, ABD Senatosu ve Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılmış ve 11 Eylül saldırılarında öldürülen ABD vatandaşlarının yakınlarına saldırıda sorumlu olan Suudi Arabistan ve diğer ülkeler aleyhine dava açma ve tazminat alma hakkı tanımaktadır). Böyle bir durumda IŞİD terör örgütünü Fars Körfezi’nde bulunan Arap ülkelerine darbe vurmak amacıyla kullanacaktır. Öte yandan JASTA kanununu Arabistan, Libya, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirliklerin’de bulunan mevduatlarını almak için kullanacaktır. JASTA kanunu bu dört ülkeyi hedef almış. Sonuçta Amerika’nın 2 kartı olacaktır; biri JASTA kanunu ve diğeri IŞİD terör örgütü.”

Wael El-Emam, IŞİD militanlarının Musul’dan Suriye’nin kuzeyinde bulunan Rakka’ya kaçmasıyla birlikte bu bölgeye operasyon yapmaya hazırlandığına ilişkin haberler hakkında da şunları söyledi: “Amerika bir taraftan Suriye demokratik güçlerini destekliyor bir taraftan Türkiye’den müdahale etmesini istiyor. Bu istek Amerika Savunma Bakanı Ashton Carter’ın Türk yetkililerle yaptığı görüşmede gündeme gelmiş ve Türkiye’den Rakka için askeri müdahalede bulunması istenmişti. Sonuçta Amerika kendisini iki zorlu düşman arasında bırakmıştır; biri Türkiye Ordusu diğeri ise Suriye Demokratik Güçleri.

Erdoğan’ın hayali tampon bölgeye ulaşmak ve böylece Suriye’nin Rakka kentini Türkiye’yle ilişkilendirmektir. Ancak bu hayalin gerçekleşmesi birkaç nedenden dolayı çok zordur. İlk neden Türkiye Rakka halkının Arap kabilelerine mensup olduğunu unutmuştur. Diğer neden ise Suriye Demokratik Güçleri çoğunluğunun Araplardan oluştuğu bir bölgeyi kontrol altına alamaz. Başka bir nokta da şudur; Rakka’da IŞİD’e karşı yakın zamanda ciddi bir direniş başladı. Son olarak Erdoğan Suriye’nin terörizmle savaşan ordusu, destek kuvveti ve dostları olduğunu unutmuştur. Bu nedenle Erdoğan’ın bu hayalinin gerçekleşebileceğini düşünmüyorum.”

Wael El-Emam Halep’in geleceği hakkında da şunları söyledi: “Halep’in teröristlerden tamamen temizlenmesi kararı bir Suriye-Rusya kararıdır. Bu konuda Suriye, İran ve Rusya arasında koordinasyon mevcuttur. Amerika’nın teröristlere karşı yapılacak operasyonlara karşı çıkmak amacıyla halkın canlı kalkan olarak kullanılmasını bahane olarak öne sürebilmesi için teröristler Halep’in işgal ettikleri bölgelerinde halkı canlı kalkan olarak kullanmaktadır. Ancak bu teröristler yerleşim bölgelerine saldırdığında Amerika tamamen sessiz kalmış ve insanlık konusunu görmezden gelmiştir.”

Wael El-Emam, sözlerinin devamında Suriye ve Rusya’nın yakın zamanda ilan edilen ateşkese sadık kalmalarına ilişkin olarak şunları söyledi: “Ateşkes ve sivillerin tahliye edilmesi kararının ilan edilmesiyle birlikte teröristler sivillerin çıkışını engellemiştir. Ne yazık ki terörist gruplar ve Birleşmiş Milletler Suriye Temsilcisi Staffan De Mistura, El-Nusra teröristlerinin çıkışı için iki güzergah belirlenmesi tavsiyesine uymamıştır. De Mistura BM’de ve Uluslararası Güvenlik Komisyonu’nda teröristlerin menfaatlerini koruma avukatı olarak öne çıkmıştı. Ancak terör örgütlerinin tüm bu kirli planları Suriye’nin yakın zamanda İran ve Rusya ile işbirliği yapması sonucu başarısızlıkla sonuçlanmıştır.

Şunu söylemek gerekir ki; teröristler eylemlerine aynı şekilde devam edeceklerdir. Sonuç olarak Suriye ordusunun önünde askeri çözüm yolundan başka seçenek yoktur. Çünkü teröristler ateşkese uymadılar ve uymayacaklar.”

En Çok Okunan Görüş/Röportaj Haberler
En Önemli Görüş/Röportaj Haberler
En Çok Okunan Haberler