Bruce Riedel: 2016 Arabistan İçin Yenilgi ve Başarısızlıklarla Dolu Bir Yıl Oldu

Haber Numarası: 1261979 Bölüm: Dünya
الملک سلمان

Amerika’nın önde gelen uzmanlarından Bruce Riedel bu yılın sonlarına yaklaştığımız günlerde Arabistan’ın uzun başarısızlıklar listesini sıralayarak, “Muhammed Bin Salman’ın tutumu Suudi krallığının kaderini belirleyecek” diye yazdı.

Tesnim Haber Ajansı - Amerika’nın Ortadoğu konularında önde gelen uzmanlarından Bruce Riedel, Arabistan’ın durumu hakkında yazdığı yazısında, 2016 yılının Suudi Arabistan’ın unutmak istediği bir yıl olduğunu yazdı.

Arabistan konularında uzaman olan Riedel, El-Monitor’deki yazısında, Arabistan’ın 2016 yılındaki uzun başarısızlıklar listesini sıraladı.

Yazıda şu ifadeler yer aldı:

“Suudi Arabistan kötü bir 2016 yılı geçirdi. Kral Salman Bin Abdülaziz’in hükümetinin üzerinden sadece iki yıl geçmesine rağmen, Arabistan kralı, düşük petrol fiyatları, iç ekonominin zayıflaması, Yemen bataklığı ve İran’ın güçlenmesi sorunuyla karşı karşıyadır. Amerika Birleşik Devletleri Kongresi, Arabistan’ı 11 Eylül saldırılarında parmağı olmakla suçladı ve Suudi Kralı şimdi her zamankinden daha fazla olarak Amerika’nın yeni hükümetine karşı güvensizlik içerinde.

Salman Aralık ayına Çalışma Bakanını görevden almakla başladı. Genellikle temkinli davranan Suudi medyası, bu bakanı %12 olarak belirtilen işsizlik oranının artmasıyla eleştirdi. Muhtemelen gerçek rakam bundan daha fazladır. Medya, işsizlik oranının artmasının Kralın fazlasıyla reklamı yapılan 2030 planının başarı ihtimalini zayıflatacağını belirtiyor. 2030 yılı planında Suudi Arabistan’ın 2030 yılına kadar petrol gelirlerine bağlı kalmayacağı sözü verildi ve bu son derece iddialı bir hedef gibi görünüyor.

Petrol kartelindeki ihracatı azaltmak için Viyana’da yapılan OPEC Anlaşması da krallık için örtülü başka bir başarısızlıktı. Suudiler İran’ı ihracatı azaltmaya yöneltmeyecek tüm ihracat azaltmalarına karşı direnmişlerdi. Ama sonunda OPEC İran’ın ihracatı arttırmasını onayladı ve buna karşılık olarak Suudi Kralı ihracat azalmasının büyük bir kısmını üstlenmeliydi. İranlılar Suudilerin bu geri çekilişini takdir ettiler ve bu olaydan dolayı memnuniyetlerini dile getirdiler. Gelir boşluklarını doldurmak için Suudilerin döviz rezervleri de yıl boyunca azaldı ve giderleri karşılamak zorunda olan tüketicilerdi. OPEC’in de petrol fiyatlarının düşmesinde önemli bir etkisi olması beklenmiyor.

Yemen savaşının da Arabistan kralı için yüksek maliyetleri oldu. Suudi Arabistan’ın sınır şehirleri roket ve füze saldırılarından ağır hasarlar aldı. Ordu o kadar çok mühimmat kullandı ki şimdi kullandığı mühimmatların yerini çok yüksek maliyetlerle doldurmak zorunda. Her ne kadar savaşta aktif olan uçakların ve diğer silah sistemlerinin maliyeti bir sır gibi saklansa da bunun yüksek bir rakam olduğu muhtemeldir. Bu rakam savaşın devam etmesiyle daha da artacaktır.  Bu durumda Arabistan’ın 2030 yılı planında olduğu gibi savunma maliyetini azaltması gerekir.

Ama bu savaşta kesinlikle Yemenliler daha fazla bedel ödediler. Birleşmiş Milletler’ in raporuna göre, 3 milyondan fazla Yemeli savaş nedeniyle evsiz yurtsuz kaldı ve yaklaşık 20 milyon kişi su ve 15 milyon kişi de gıda sıkıntısı yaşıyor. Çocuklar da yetersiz beslenme sorunu ile karşı karşıyalar ve muhtemelen bu fakir Arap ülkesindeki insani kriz uzun bir süre devam edecektir ve yine bu savaş Suudi Arabistan ve müttefiklerine karşı düşmanlıkları devam ettirecektir.

Salman bu hafta Bahreyn’deki Körfez İş Birliği Konseyine katıldı. İngiltere Başbakanı Theresa May de bu toplantının onur konuğuydu. Arabistan Kralı bu konseyin üyeleri arasındaki ilişkilerin yakınlaşması için baskı yaptı ama sadece Arabistan’ın işgali altında bulunan Bahreyn bu konuyu onayladı ve Arabistan kralı üye ülkelere gerçekleştirdiği ziyarette ilişkilerin yakınlaşmasına karşı olan Umman’a ziyarette bulunmadı.

Bu zirvede Suudiler 15 kişiyi İran’a casusluk yapmakla suçlayarak idama mahkûm ettiler. Körfez İş birliği Konseyi müttefikleri Bağdat ve Şam’da Sünni düşmanları karşısında önemli ölçüde ilerleme kaydeden İran ile karşı karşıyadır. Tahran aynı zamanda Moskova ile müttefikliğini de sağlamlaştırmıştır.

Arap Baharında Mısır, Arabistan kralının en büyük başarısıydı ve Mısır Ordusu Riyad’ın büyük katkıları ve yardımlarıyla İhvan-ı Müslimin hükümetini devirdi ve askeri yönetimi yeniden canlandırdı. Ama şimdi Kahire Suriye konusunda Arabistan’ın tutumundan uzak duruyor. Mısırlı generallerin iktidarda kalmasının, Arabistan krallığı için büyük maliyetleri olacaktır.

Suudi Arabistan’ın diğer kilit bir müttefikiyle yani Pakistan’la ilişkisi de Müslümanların nezdinde zayıfladı. Pakistan Parlamentosu ordusunun Yemen’e gönderilmemesini oy birliğiyle onayladı. Ne sebeple olursa olsun gelecek yıl Nükleer Anlaşmanın başarısız olması halinde, eğer Suudiler nükleer bomba elde edebilecek güvenilir bir kaynağa sahip oldukları konusunda ikna etmek istiyorlarsa, Pakistan ile ilişkilerini yeniden düzeltmelidir. Bu konu Arabistan krallığının öncelikleri arasında olacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri Kongresi de Barack Obama’nın sekiz yıllık Başkanlığı dönemi boyunca ilk defa onun terörizm yasasını veto etmesine şahit oldu. Bu yasa, Amerika’da meydana gelen 11 Eylül saldırılarından dolayı Suudi yetkililere ve Suudi krallığına karşı yasal eylemlerde bulunma izni veriyor. Bu Washington’daki krallığın lobiciliği için büyük bir geri adımdı. Donald Trump’ta bu yasayı destekledi.

Şimdi Trump açılış töreni arifesinde ve Suudiler büyük ölçüde Amerika merkez komutanlığı eski yetkililerinden olan General James Mattis’den umutlular. General Mattis Suudiler için tanınmış ve daha önce koalisyonun savaşını desteklemiş biri. Suudi medyası bu emekli generalin İran karşısındaki mukavemetinden ve Ortadoğu hakkında geniş bilgiye sahip olmasından övgüyle bahsediyorlar.

Ama Beyaz Saray’ın asıl sorunu padişahın oğlu, veliaht yardımcısı ve savunma bakanı; yani Prens Bin Selman. Yemen onunla savaşıyor. 2030 planı onun tasarımıdır ve bu kişi padişahın mahbubudur. Öyle görünüyor ki bu kişi, Arabistan’ın 80 yaşındaki kralının danışmanıdır. Bu prens ümitsiz 2016 yılından sağlam bir şekilde çıkabilecek ve onun 2017 yılındaki tutumu padişahın kaderini belirleyecektir.”

    Tüm Haberler