Bu Saldırılar Neyin Diyetidir?

Haber Numarası: 1265217 Bölüm: Görüş/Röportaj
استانبول انفجار

Ülkemizde –özellikle- son bir buçuk yılda terör eylemlerinde yaşanılan artış herkesin dikkatini çekmiştir. Bu artış ülkede istikrarsızlık çıkarmaya yönelik olmakla beraber toplum arasındaki kutuplaşmalarından temelini oluşturmaktadır.

Tesnim Haber Ajansı- Yine ülkemizin bağrına ateş düştü!

Beşiktaş Vodafone Arena stadı yanında maç sonrasında yapılan terörist eylem ile 30 polis ve 8 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, bununla beraber 155 kişi ise yaralanmıştır. Yapılan bu saldırıyı PKK’nın arka bahçe örgütlerinden birisi olan TAK (Teyrêbazê Azadiya Kurdistan) üstlenmiştir.

Peki, ülkemizde yaşanılan bu patlamalar ve şehit olan vatandaşlarımız neyin diyeti’dir.

 Ülkemizde –özellikle- son bir buçuk yılda terör eylemlerinde yaşanılan artış herkesin dikkatini çekmiştir. Bu artış ülkede istikrarsızlık çıkarmaya yönelik olmakla beraber toplum arasındaki kutuplaşmalarından temelini oluşturmaktadır.

2016 yılında 15 Temmuz darbe girişimi de dâhil olmak üzere yaşanılan terör eylemleri dışında tam olarak 258 terör eylemi güvenlik güçlerimiz tarafından engellenmiştir.

Son bir buçuk yılda çoğunluğunu TAK ve DAİŞ’in üstlendiği 25 büyük patlama gerçekleşmiştir.

Bu saldırılar neyin diyetidir?

7 Haziran sonrasında yaşanılan iktidar hırsının getirisi mi?

Büyük Ortadoğu Projesine olan eş başkanlığın diyeti mi?

Başkanlık sistemine giden yolların bize yansıması mı?

Suriye’de yaşanılan başarısızlığın faturası mı?

15 Temmuz darbe girişiminde başarısız olan Avrupa’nın öç alma savaşı mı?

Bu ve benzeri soruları arttırarak sormaya devam edebiliriz fakat mesele soruyu sormak değil bu sorulara cevap bulabilmektir.

Aslına bakarsanız bu soruların hepsine evet demek mümkündür! İkinci Dünya Savaşı sonrasında Adnan Menderes döneminde ABD ile başlayan gönül ilişkimizin sonuçları olarak karşımıza çıkan bu tablo aslında bizi yöneten çoğunluğun suçudur.

Devleti, halk için yönetmeyenlerin yaşadığı gayrimeşru ilişkinin diyetidir dökülen kanlarımız… Son günlerde sosyal medyada Dede Korkut’a ait olan şu söz tam olarak ülkemizi özetlemektedir; “Kahpe içerde olunca, kapı kilit tutmaz oğul…”

Suriye’de, Irak’ta operasyon yapan Türk Silahlı Kuvvetleri neden PKK’nın Kandil dağına dokunmaz?

Esad’ı tanımamakta ısrar eden Reis, neden PKK’nın hamisi Barzani’yi otorite olarak tanır?

Her şeyi dış güçler yapıyorsa iç güçlerin amacı bunları yok etmek değil midir? Peki, iç güçler, dış güçlere hizmet ediyorsa bu dökülen kanlar neyin diyetidir?

“Gerekirse Suriye’ye dört adam gönderirim. Türkiye’ye 8 füze attırıp savaş gerekçesi üretirim…” diye ahkâm kesen istihbarat ne iş yapar?

            Ciğerimiz yanıyor, düşünüyoruz, beynimiz zonkluyor, doluya koyuyoruz nafile, boşa koyuyoruz fayda yok!

            Siz deyin, Büyük Türkiye’yi çekemiyorlar, biz diyelim Suriye’de ABD’ye, Siyonizm’e olan sevginizin diyeti!

            İşin en acı tarafı ne biliyor musunuz?

            Bu diyeti, oyunu oynayanlar, hırslarına yenilenler, iktidar kavgasına tutuşanlar değil de masum vatandaşlarımızın, 20’li yaşlarda göğsü vatan sevdasıyla dolu güvenlik güçlerimizin yani oyundan habersiz insanların kanıyla veriliyor olmasıdır.

 

 Muhemmed Sami

    Tüm Haberler