Mişel Avn’nun İlk Yurt Dışı Ziyareti; Riyad’ın Geri Adım Atmasından Hizbullah’ın İktidarına Kadar

Haber Numarası: 1297886 Bölüm: Dünya
میشل عون

Lübnan Cumhurbaşkanı’nın Arabistan ve Lübnan arasındaki soğuk bir dönemin ardından Riyad’a gerçekleştirdiği ziyaret, bölge konuları analistlerinin ve gözlemcilerinin günden konusu haline geldi.

Tesnim Haber Ajansı - Bazı konular nedeniyle iki ülke arasında yaşanan gerginliklerin ardından Lübnan’ın yeni Cumhurbaşkanı Mişel Avn’nun, Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, Cumhurbaşkanı’nın Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonraki ilk ziyaretidir.

Bu konu hala uzmanlar ve analistlerin gündem konusudur ve bazıları bu ziyaretin Lübnan’daki gerginlikleri daha da arttıracağını düşünüyor ama bazıları da bunun normal bir durum olduğunu çünkü Mişel Avn’nun bütün Lübnan’ın bir temsilcisi ve sembolü olduğunu söylüyorlar.

Hizbullah’ın bu ziyareti nasıl değerlendirdiği konusunda ise, analistler ve gözlemciler Suudilerin Hizbullah’a karşı kötü niyetli ve olumsuz bakışına rağmen, Hizbullah’ın Lübnan’ı desteklemeye özel bir değer verdiğini düşünüyor.

Hizbullah asla Lübnan’ın bölge ve dünya ülkelerine karşı açık kapı politikasına engel olmamıştır ve olmayacaktır. Lübnan Hizbullah’ı mevcut şartlarda Lübnan’ın güçlenmesine ve desteklenmesine özel bir önem vermektedir.

Bazı analistler bu ziyareti başarılı bir ziyaret olarak değerlendirdiler ve Lübnan ve Arabistan arasındaki gerginlikleri azaltmada başarılı olduğunu ifade ettiler. Onlara göre bu ziyaret, Lübnan’ın bölge ülkeleri arasında bağlantı ve kesişim noktası olmasına yardım edecek. Bazı analistler de daha olumlu bir yaklaşım sergileyerek Lübnan’ın İran ve Arabistan arasındaki gerginliklerin azalmasına da yardım edeceğini belirttiler.

Ama göz ardı edilmemesi gereken konulardan biri, Lübnan Cumhurbaşkanını destekleyen ve asla Lübnan’ın Arabistan gibi bölge ülkeleriyle iletişimde bulunmasına engel olmayan Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah’ın tutumu ve duruşudur ama bu konu Hizbullah’ın Suudi karşıtı duruşundan ayrı bir konudur.

Lübnan ve Arabistan arasındaki ilişkide önemli olan konu, Suudilerin Hizbullah’a zorlu bir düşman olarak bakması ve aslında Lübnan’ın siyasi sürecinde bulunan tüm gruplara düşmanlık beslemesidir. Kral Halit Havaalanında Mişel Avn’nun karşılanması, engebeli ve taşlarla dolu bir yolun olduğunu gösteriyor. Çünkü diğer ülkelerin yetkilileri Arabistan’a ziyarette bulunduğunda Kral ya da veliahtı ya da veliaht yardımcısı bu yetkilileri karşılarken, Mişel Avn’u karşılamaya Faysal Bin Bender Al- i Suud gitmiştir.

Suudiler Direniş Ekseni ile açık bir savaş içerisindedir ve Yemen’de işlediği cinayetlere ve bölgedeki yıkıcı politikalarına devam etmektedir. Cumhurbaşkanı ve Başbakan arasında sağlanan anlaşmalardan sonra Lübnan’da hiç kimse bu anlaşmalara karşı bir ayaklanma gerçekleştiremez ve Suudilerin kendileri de bunu çok iyi biliyorlar.

Öte yandan Lübnan ve Arabistan arasındaki buzların çözüldüğü de söylenemez. Arabistan’ın etkili iki ismi olan Veliaht Muhammed Bin Nayif ve Veliaht Yardımcısı Muhammed Bin Salman’ın Riyad’da bulunmadığı bir dönemde ve Lübnan heyetinin bu iki etkili isimle görüşme gerçekleştirmediği bir durumda, Arabistan ve Lübnan arasındaki buzların eridiğinden bahsedilemez. Herkes Lübnan ve Arabistan arasındaki gerginliklerin bir gecede hallolmayacağını ve zamana ihtiyaç olduğunu çok iyi biliyor.

Suudilerin mali yardımda bulunma vaatleriyle Hizbullah’ın ve medyanın Arabistan’ın Yemen’den Bahreyn’e kadar bölgedeki yıkıcı eylemlerine yönelik yaptıkları eleştirileri susturmak istemesi de faydasız ve boş hayallerdir.

Öte yandan Suudilerin şu an kemer sıkma politikası uyguladığı ve Lübnan’a vaat ettiği mali yardımları gerçekleştiremeyeceği de unutulmamalıdır. Suudiler bölgedeki intihar politikalarından vazgeçtiği zaman faydalı bir ilişkiden söz edilebilir.

14 Mart Hareketine bağlı bazı kişiler yapmacık bir şekilde iki taraf arasındaki buzların eridiğinden ve ilişkilerin yumuşadığından bahsediyorlar. Bunlar sadece iyimser yaklaşımlardır. Onlar sanki Arabistan’ın Lübnan’a mali yardımda bulunması çok yakınmış gibi göstermeye çalışmaktadır ama sürecin aslı çok farklıdır.

Bazılarının bu konuda başarı kaydedildiği yönündeki açıklamaları hakikatle çelişmektedir ve aslında Suudilerin Hizbullah’ın bölgesel rolü ile sorunları vardır. Eğer bu alanda bir başarı kaydedilmişse bile, bu Riyad liderlerinin başarısı değil, Lübnan Hizbullah’ı lehine bir başarıdır. Hizbullah eski duruşunu aynı şekilde takip etmektedir ve geri adım atan, 2016 yılı şubat ayında Lübnan’ı Hizbullah tarafından kuşatılmış olarak nitelendiren Arabistan’dır. Aslında değişen bir şey yoktur, sadece Suudiler bu gerçek karşısında boyun eğmişlerdir.

Bazıları Mişel Avn’nun medyadaki açıklamaları ile kapalı kapılar ardındaki açıklamalarını farklı gibi göstermeye çalışsalar da bu doğru değildir. Çünkü Mişel Avn her zaman Direnişi desteklemiştir ve Hizbullah konusu bütün görüşmelerin ve Arap baskılarının dışındadır.

Eğer bir başarı söz konusu ise, bu başarı Arabistan’ın değil, Lübnan’ın hükümet kurma sürecini diplomasi ile yürüten müttefiki Mişel Avn’ı Arabistan’a kabul ettiren Hizbullah’ın başarısıdır. Öyle görünüyor ki 14 Mart Hareketi Mişel Avn’nun Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaretten kendilerinin menfaatine olacak şekilde yararlanmak istiyorlar.

14 Mart Hareketinin Mişel Avn’nun Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduktan sonra sanki müttefiklerini unutmuş gibi davranması çok mantıksızdır. Bu hareketin, Lübnan Cumhurbaşkanı değişmiş ve ne pahasına olursa olsun Arabistan ve Körfez Arap ülkeleriyle ilişki kurmak istiyormuş gibi göstermeye çalışması gerçek dışıdır. Çünkü Suudilerin Hizbullah’ın müttefiki olan generalin düşmanı olduğunu bilmeyen yoktur ve Lübnan’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin uzamasında Suudi yetkililerin rolü bulunmaktadır. Arabistan’ın Dışişleri eski Bakanı Suud Faysal, yaklaşık iki buçuk yıldır Saad Hariri ve Mişel Avn arasında anlaşma sağlanmasına engel olmuştur.

Politikasını değiştirmek zorunda kalan Mişel Avn değil, Arabistan olmuştur. Suudilerin Lübnan Cumhurbaşkanı’nın Hizbullah’tan ayrıldığını düşünmeleri serap ve hayalden öte bir şey değildir. Çünkü General Avn, bu konuda yeni bir duruş sergilememiştir. Riyad Lübnan’da bütün politikalarının başarısız olduğunu görünce, inadından vazgeçmeye karar vermiştir.

Kesin olan şu ki, Suudilerin Hizbullah’ı baskı altına alma çabaları sonuçsuz kalmıştır. Hizbullah, Mişel Avn Suudi Arabistan’a gitmeden önce de çok rahattı ve bu ziyaretin ardından da değişen bir şey olmadı. Çünkü Hizbullah, müttefiklerinin gücünden emin ve düşmanlarının komploları ve güçleri konusunda da bilgi sahibidir.

Hizbullah değişmemiş ve değişmeyecektir. Değişen tek şey Arabistan’ın politikasıdır. Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah Suudilerin Yemen’de işlediği cinayetlerden daha güçlü konuşmalar yapacak ve Hizbullah Suriye’de terörizme karşı güçlü bir şekilde rol oynamaya devam edecektir.

Son olarak şu söylenmelidir ki, Mişel Avn Lübnan Cumhurbaşkanı olarak diğer ülkelerle ilişkileri güçlendirmeye çalışmaktadır ve bu normal bir durumdur ve müttefikleri bu sürece karşı değillerdir ve Mişel Avn’nın bu süreçte müttefikleri ile olan ilişkisine zarar vermesi söz konusu değildir.

    Tüm Haberler