Hasan Celal Güzel:

Bütün Ülkeler Bir Araya Gelip Halife Seçseler Türkiye Olur/ABD'yi Kaybetmeyi Kafamıza Koyduk

Haber Numarası: 1299075 Bölüm: Görüş/Röportaj
حسن جلال گوزل

Devlet Eski Bakanı ve Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Hasan Celal Güzel; Sayın Davutoğlu'nun dış politikada çok başarılı olduğu söylenemez. Güney sınırımızda PYD- PKK nın bir devlet kurma çabasına biz seyirci kalamayız.

Tesnim Haber Ajansı - Devlet Eski Bakanı ve Yeni Türkiye Stratejik Araştırma Merkezi Başkanı Hasan Celal Güzel'den önemli açıklamalar:
-"Davutoğlu dış siyasette başarılı olduğu söylenemez. Komşularla karşılıklı iyi ilişkiler bölgenin hayrınadır."
"Obama resmen saçmalamaya başladı. Açıkça ağır silahlar gönderdi PKK'nın eline, diğer yandan da IŞİD'e karşı operasyonda Türkiye'yi yalnız bıraktı, hatta IŞİD'i rahatlatmak için düşmanca uygulamalara girdi."
"Bir zamanlar biz ABD'nin doğudaki jandarmasıydık. Ama artık körü körüne jandarma değiliz."
"AB’nin sonu nereye gider o da belli değil. Bağı kesen ülke olmak istemiyoruz. Ama hiçbir şekilde affedemeyeceğimiz bir durum ortaya çıkarsa o bağı da keseriz."
"Cumhurbaşkanı Maraş'ı Rumlara bırakacağız şeklindeki beyanı,  bizi resmen üzmüştür. Doğru bulmuyorum."
"Çok rahatlıkla söylüyorum Türkiye - İran arasındaki ticaret hacmi 100, 200 milyara çıkabilir."
"Suudi Arabistan tamimiyle ABD'nin peşinden giden bir ülkedir. Ama Vahhabilik meselesi de var ."
"Valilere bile emir vermişler terör örgütleri ellerini kollarını sallaya sallaya silah getirdiler. Bu yanlıştı doğru değildi."

Tesnim Haber Ajansı: Başbakan Davutoğlu döneminde komşularla sıfır sorun politikası olacak dendi ancak gelinen noktada Türkiye'nin sorunlu olmadığı komşuları kalmadı. Siz aynı zamanda Yeni Türkiye Araştırma Merkezinin de başkanısınız ve diyorsunuz ki yeni Türkiye bölgenin süper gücü olacak bu strateji mevcut şartlarda nasıl gerçekleşecek?

Hasan Celal Güzel: Elbette komşularımızla sorunsuz olmak tabii ki Türkiye'nin yararınadır. Bu konjonktüre bağlı bir hedeftir. Sayın Davutoğlu da bu konuda iyi niyetliydi ama çok başarılı olduğu da söylenemez. Güney sınırımızda PYD- PKK’nın bir devlet kurma çabasına biz seyirci kalamayız. Karşılıklı iyi ilişkiler bölgenin hayrınadır.

Yeni Türkiye söylemini ilk kez ben ortaya koydum. Sayın Cumhurbaşkanımız da bunu tuttu. Önce hedef 2023 ardından da 2053 ve 2071 hedeflerini de siyasetin ufkuna koydu. Türkiye bu hedefler doğrultusunda adımlar atmaktadır.

Tesnim Haber Ajansı: 15 Temmuzda FETÖ bir darbe girişiminde bulundu. Türkiye’nin müttefikimiz dediği ABD üst akıl olarak gösterildi. Terörist başı halen bu ülkede. ABD bir yandan PKK- PYD- YPG ve IŞİD terör örgütlerini destekliyor. Bölgede ikinci bir İsrail’in kurulacağından bahsediliyor. Diyarbakır’da bulunan üssü gayri resmi uçuşlarla kullandığı ve terör örgütlerine destek verdiği de konuşuluyor. Türkiye- ABD ilişkileri nereye gidiyor? Trump dönemi Amerika’sıyla ilişkileri nasıl görüyorsunuz?

Hasan Celal Güzel: Öncelikle biz Obama'nın açtığı kapıdan geçemedik. Suriye’ye müdahale etmemiz konusunda kendisine teşvikte bulunmuş ve kapıyı açmışken biz o sırada seyirci kaldık. Sadece seyirci de kalmadık o Salih Müslüm denilen terörist başını bizim siyasilerimiz birkaç sefer ağırladı biliyorsunuz. Şimdi siz bir yandan şikayet ettiğiniz kişiye bir yandan da devlet adamı muamelesi yapıyorsunuz! Sizin de söylediğiniz gibi onların kafasında aynen ikinci bir devleti kurarak Türkiye'nin başına bela edilmek isteniyor. Bu hiçbir zaman müttefik bir NATO üyesi ülkeye yakışır bir davranış değil. Obama resmen saçmalamaya başladı. Açıkça ağır silahlar gönderdi PKK'nın eline, diğer yandan da IŞİD'e karşı operasyonda Türkiye'yi yalnız bıraktı, hatta IŞİD'i rahatlatmak için düşmanca uygulamalara girdi. Ne yapabiliriz? ABD bir süper güç. Rusya birtakım kudret gösterileri, Çin'in tehditleri devam ede dursun Onlar bir yana ABD biryana. Türkiye- ABD ilişkileri 70 yıla yakın bir ittifakımız var. Onlar bunu bozsa da bizim bu ilişkiyi hemen ortadan kaldırmamız doğru değil. Hele hele Rusya’yla olan yakınlaşmaya dayanarak bunu yapma görüşleri olanlar yanılıyorlar. Ama Ruslarla iyi geçinmeyi ve bir alternatif bir bloklaşma meydana getirilmeleri de akıllıca olduğunu kabul etmek mecburiyetindeyiz. Şimdi Türkiye Trump'u bekliyor. Ben şahsen Trump'a pek güvenmiyorum. O'nun o İslam ve Türk düşmanlığına yönelik söylemleri, faşist görünümlü hali çokta sempatik değil doğrusu. Ama Trump, Ruslara karşı Obama'nın çok haksız ve hukuksuz kuvvet gösterimine karşı çıkabildi. Bizim de ümidimiz Türkiye kendisini iyi anlatması ve bir netice beklemesidir. Bu netice iyi mi olacak kötü mü hemen bir şey söylemek mümkün değil bekleyip göreceğiz. Ama biz ABD'yi kaybetmeyi kafamıza koyduk. Mesela İncirlik Üssünü ki ABD için en önemli üs.  Türkiye burayı kapatma konusunda bir kamuoyu oluşturdu. Dışişleri bakanlığı da bunun arkasında durdu. Trump ta bu konunun çok ciddi olduğunu görecek ve vaziyeti düzeltmek isteyecektir. İstemezlerse biz de İncirlik Üssünü kapatırız. Bir zamanlar biz ABD'nin doğudaki jandarmasıydık. Ama artık körü körüne jandarma değiliz.

Tesnim Haber Ajansı: Türkiye Cumhurbaşkanı 15 Temmuz dan sonra gerilen AB- Türkiye ilişkileri konusunda gerekirse Türkiye'nin de müzakere sürecini halk oylamasına götürebileceğinin sinyalini verdi. Ama Başbakan müzakereleri durdurmayacağız dedi. Türkiye- AB ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Hasan Celal Güzel: Efendim eğer bir birlik varsa ve siz bir devlet olarak da altmış küsur senedir buraya girmek için uğraşıyorsanız ve sizden çok daha sonra müracaat edenler o birliğe alınmışsa ve siz alınmamışsanız oturup düşünmeniz lazım. AB ülkelerinin birçoğu buna karşı geliyor. Peki, biz istenmediğimiz yere niye girmek için uğraşıyoruz? Tabi bizim de bazı hatalarımız oldu. Cumhurbaşkanı henüz referandum da kararlaştırmış değil. AB bakanımız var ilişkimizi kesmiyoruz. AB'nin şartlarını yerine getiriyoruz ama öyle bir şart koştu ki dediler ki terörle mücadele kanununuz değişsin kanuna baktığımızda terörle mücadeleden vaz geçin ve Türkiye'nin bölünmesine seyirci kalın şeklinde bir kanun maddesidir. Bizim bunu yapmamız mümkün değildir. Türkiye'nin birliği, dirliği ve güvenliği esastır. Hükümetin bu tutumunu biz de destekliyoruz. Hem zaten AB’nin sonu nereye gider o da belli değil. Bağı kesen ülke de olmak istemiyoruz. Ama hiçbir şekilde affedemeyeceğimiz bir durum ortaya çıkarsa o bağı da keseriz.

Tesnim Haber Ajansı: Türkiye'nin zor bir dönemeçten geçtiği kuvvetle vurgulanıyor bu arifede birden Kıbrıs sorununun gündeme gelmesi dikkat çekiyor. Türkiye medyasında da bu konu çok cılız seslendiriliyor. Türkiye mevcut siyasetten vaz geçmeyeceğini söylüyor, diğer yandan müzakere masası da kurulmuş durumda.   Nasıl okumak lazım bu durumu?

Hasan Celal Güzel: Bu konuda bir bıkkınlık var. Herkes biliyor ki bu müzakerelerin amacı işi uzatmak ve yokuşa sürmek için kullanıyorlar. Yarım asırlık müzakere olur mu? İyi niyet olarak müzakerelere katılmak lazımdır. Aksi takdirde bizim Kıbrıs’ı ilhak etmemiz lazım. Biraz da fiilen bu durum var. Ben önemli bir hususu kaydetmek isterim her ne kadar Sayın Cumhurbaşkanı, Güzelyurt tarafında bir taviz verilmeyeceğini ifade etmesi bizi sevindirse de Maraş'ı Rumlara bırakacağız şeklindeki beyanı, politikası bizi resmen üzmüştür. Doğru bulmuyorum. Biz senelerce buna direndik. Eğer Maraş'ı gerçekten bırakacaksak karşı tarafa çok ciddi bir taviz almamız lazım. Öyle bir şey de gözükmüyor dikkat etmeliyiz. Ver kurtulla bu iş hiçbir zaman olmadı. Sayın Cumhurbaşkanı’nı dikkatli olmaları konusunda ikazda bulunuyorum.

Tesnim Haber Ajansı: Rusya ile olan uçak krizinin etkileri hala devam ediyor, Rus turistlerin Türkiye'ye arzu edilen seviyede Türk firmaları ve şirketlerine Rusya'da iş yapma konularında kısıtlamalar var, İthalat da kısıtlamalar var, Suriye ve Irakla çok ileri seviyede ticari ilişkilerimiz vardı onlar ortadan kaldırıldı. Türkiye ekonomisi bu durumdan nasıl etkilendiğini düşünüyorsunuz?

Hasan Celal Güzel: Ruslar anasının gözü. Öyle politikalar uyguluyorlar ki azar azar açıyorlar. Rusların münasebetleri düzeltmek istemesi iyi niyetinden ve Türkiye’yi ABD blokundan koparma arzusu değil aynı zamanda ihtiyaçları var. Birden bire üç liraya yedikleri domatesi altmış liraya yemeye başladılar. Bu konuda alternatifleri de yok. İki taraflı problemler mevzubahis. Ruslar da Türkiye'yle iyi geçinmek zorundalar.

Tabi Irak ve Suriye gibi komşu ülkelerde savaş var. Suriye'yle ticaret yapılmıyor. Ancak Kuzey Irak Kürdistan bölgesiyle ticaret yapabiliyoruz. Irak Bağdat'la sınırlı ticaretimiz var. İran'la münasebetlerimiz ticaret olarak devam ediyor. Kırık dökük gidiyor.

Tesnim Haber Ajansı: Özellikle İran-Türkiye arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolar olacağından bahsediliyor. Siz İran'la ekonomik ve ticari ilişkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hasan Celal Güzel: Öncelikle İran güçlü bir devlet kurma alışkanlığında olan bir ülke. Binlerce yıllık bir geçmişi geleneği söz konusu. Özellikle dış politikası çok çeşitli ve dikkatli. Biz ülke olarak hiçbir zaman İran'la karşı karşıya gelmedik. Bizde buna itina ettik. İran’ın elinde yüzlerce milyarlık petrolü vardır. Bir ara bizim üzerimizden de export yaptı bizde kazandık. İran’ın elinde parası var. Elinde parası olan bir ülkeyle iyi geçinilir. Biz İran'dan iyi kötü bir şey almaya kalksak Merkez Bankamızda para var ama öyle uzun boylu alamayız. Hâlbuki İran istediği gibi alabilir. Onun için İran'la iyi münasebetlere girmemiz bizim lehimizedir. Çok rahatlıkla söylüyorum Türkiye - İran arasındaki ticaret hacmi değil 100, 200 milyara da çıkabilir.

Tesnim Haber Ajansı: Cumhurbaşkanı Erdoğan sık sık biz bir istiklal mücadelesi veriyoruz diyor. Var olma mücadelesi. Türkiye kurtuluş savaşında yedi düvele karşı en zor şartlarda bu mücadeleyi verdi. Bu dönemde bu ifade sizce ne anlam ifade ediyor. Türkiye kimlere karşı var olma mücadelesi veriyor?

Hasan Celal Güzel: Bu şu anlama geliyor biz 1916 da Sevr antlaşması, sonra Mondros Mütarekesi sonra Lozan'a giden yolda belli bir devlet olarak tanınma safhamız oldu. 1916-1923 yılları arasındaki yedi senelik önemli dönemdir. Bu dönem siyasi müzakerelerle geçen bir dönem değildir. Türk milleti yediden yetmişe Mustafa Kemalpaşa liderliğindeki istiklal harbi verdi. Şimdi nasıl oluyor da yüz seneye yakın bir süreden sonra bundan bahsediliyor? Bu sadece bir siyasinin kendisini savunması için kullandığı politik bir lafımdır yoksa gerçekten böyle bir tehlike var mıdır? Buna ciddi şekilde bakmak lazım.

Tesnim Haber Ajansı: Sizce hangisi?

Hasan Celal Güzel: Bence böyle bir tehlike vardır. Sadece Türkiye'nin dışını değil, içini de bölmek isteyenler var. Bir kere Türkiye'nin dışını Suriye'yi bölmek istiyorlar. Irak'ı böldüler. Yeniden ayırmaya çalışıyorlar. Bir taraftan da Türkiye'nin güneydoğusu üzerinde bir spekülasyon üzerinde çalışıyorlar. Ellerinden gelse, şu Lazdır, Çerkezdir, Gürcüdür diye de ayıracaklar ama Türk milleti hiçbir zaman böyle bir ayrıma fırsat vermiyor. Aslında Kürt kardeşlerimiz de vermiyor. PKK'yı tuttuğunu söyleyenler bile Türkiye'den kopmayı ve ayrı bir devlet olmayı düşünmüyorlar. Ama o adamlar buna çalışıyorlar niye? Çünkü Türkiye son on beş senede çok değişti. Daha önce NATO'nun kölesi gibi davranırken. AB'nin, Batının bir bendesi, kölesi gibi davranırken artık bağımsız bir politika izlemeye başladı. Batının gözünde tehlikeli hale gelmeye başladı. Batı haçlı zihniyetini değiştirmiş değil. İstekleri bu ortamın içerisinde Türkiye de bölünsün. Böylece 800 bin kilometre karelik 80 milyonluk büyük Türkiye yerine gücü azalmış, parçalanmış bir Türkiye ortaya çıksın. Türkiye deyince bu coğrafya, nüfus akla gelmiyor akla üç yüz milyonluk Türk dünyasıyla bir milyar sekiz yüz milyonluk İslam dünyası geliyor. Kim ne derse desin Türkiye bunların lideri. Öyle bir durum şuanda yok ama bütün bu devletler bir araya gelse bir halife seçseler İslam başsızdır diye herhalde bunu Suudi Arabistan'dan veya Malezya'dan seçecek değiller. Türkiye tabii olarak lider ülkedir. Türk dünyası da gittikçe Türkiye ile ittifak içine giriyorlar. Azerbaycan’la tam bir kardeşlik münasebetimiz var Kazakistan da öyle Özbekistan biraz problem ama o da Türk dünyasıyla entegre olmasını bekliyorum. Türkiye demek Türk Dünyası, İslam dünyası demektir. Onlar da bu bildikleri için Türkiye'nin üzerine gidiyorlar.

Tesnim Haber Ajansı: Arap dünyası da kendi içinde birlik değil. Özellikle Suudi Arabistan ki Vahabi rejimdir, diğeri de Katar Türkiye'nin bu ülkelerle doların dışında ittifak kurması Türkiye'nin çıkarına mıdır? Bu ülkeler Türkiye'ye abi derler mi?

Hasan Celal Güzel: Tabi her şeye rağmen bunlar İslam ülkesi. Özellikle Suudi Arabistan'da kutsal Mekke ve Medine şehirleri var. Bunlar bizim vazgeçilmezimiz. İkincisi petrol ülkesi bunlar. Suudi Arabistan tamamıyla ABD'nin peşinden giden bir ülkedir. Ama dediğiniz gibi Vahhabilik meselesi de var orada. Ama bu yeni gelen Suudi Kralının daha az mutaassıp olduğunu ve Türkiye'yle daha iyi ilişkiler kurmak istediğini söyleyenler var. Biz daha o kanaatte değiliz. Katar'a gelince yeni kralın Cumhurbaşkanımızla kişisel bir ayrı dostluk tahsis edilmiş. Katar bir zamanlar Osmanlının köyü, nahiyesi mahiyetinde bir ülkedir. Ama elinde bulundurduğu imkanlar çok önemlidir. Ortadoğu politikasında da doğrudan doğruya Türkiye'yi desteklemektedir. Arap Birliği işi ta Abdülhamit zamanından beri üzerinde durulan, misak-ı millinin bir maddesi halinde derç edilen önemli bir konudur ama ne yazık ki Arap Birliği hiçbir şekilde kurulamamıştır. Suudi Arabistan, Yemen'i kendi bahçesi kabul ediyor ve sadece Yemen de değil bütün Arap yarımadasını. Ama yanıldığı bir şey var kendisinin dini tercihleri burada yaşayan insanlar tarafından tasvip görmüyor. Vahhabi inancı ne İslami ve ne de İnsani değerlerle de uyuşmuyor. Körü körüne Amerikancı gidiyorlar.

Tesnim Haber Ajansı: Türkiye bir dönem Kürt açılımı dedi, barış ve kardeşlik projesi dedi. HDP'yle masaya oturdu. OSLO görüşmeleri, Dolmabahçe mutabakatı yaptı. Ancak birden HDP milletvekilleri hapse atıldı. Diyarbakır ve Güneydoğu'nun diğer birçok kendinde PKK savaşı yaşandı. Halende devam ediyor ancak bu kez IŞİD ve FETÖ de var savaşılanların arasında. Bu durumda nasıl gelindi,  Terör örgütleri bu kadar müsait zemini nasıl buldu? Hükümetin bu konudaki yanlışları neler oldu?

Hasan Celal Güzel: Ben o dönem köşe yazılarımda yüzlerce kez yazdım. Bu tamamen bir aldatmacaydı. Zamanın başbakanı Erdoğan’ın etrafında ta yanına kadar sızmış birtakım Kürtçü, liberal geçinen eski Marksist adamlar vardı. Şu andaki havuz medyası diye adlandırılan medyanın yazarları arasına da girmişlerdi. Ayrıca yanındaki siyasiler de bunu yaptılar. Mesela Beşir Atlay. Manzara şuydu; PKK mahvolmak üzereydi. Bunu Sayın Erdoğan’a da arz ettim. Bunu kötü niyetle kullandıklarını. Bütün istihbarat raporlarının ortada olduğunu, Türkiye'ye silah getirdiklerini, gömdüklerini söyledim. Hâlbuki gelişme sürecini aksatmasın diye valilere bile emir verildi. Biz üç sene görüşme süreci diye oyalanırken adamlar alçakça ağır silahları getirdiler ve Türkiye'nin her yerine koydular. Cumhurbaşkanı da bir ara biz iyi niyetle bunu yaparken adamlar ülkeyi silah deposuna çevirmişler dedi. Sayın Erdoğan iyi niyetliydi, silahlı çatışma olmadan yapılabilirdi ama karşıdakiler alçaktı, haindi. Türkiye'nin bölünmesini istiyorlardı. Valilere bile emir vermişler terör örgütleri ellerini kollarını sallaya sallaya silah getirdiler. Bu yanlıştı doğru değildi.

    Tüm Haberler