Al-i Halife Rejimi Devrimcileri Görmezden Gelemez/ Batı Fars Körfezinde Demokrasinin Gerçekleşmesi Karşında Duruyor

Haber Numarası: 1325850 Bölüm: Dünya
سخنگوی جنبش عمل اسلامی بحرین

Bahreyn İslami Amel Hareketi Sözcüsü, Bahreyn halkının isteklerinden birinin Al-i Halife Rejimin devrilmesi ve bağımsızlık olduğunu ve bu isteğin şehitlerin kanı sayesinde gerçekleşeceğini söyledi.

Tesnim Haber Ajansı - Bahreyn siyasi aktivistler toplantısı dün Mehr Haber Ajansında düzenlendi. Bu toplantıda İslami Amel Hareketi Sözcüsü Hüccet’ül İslam Şeyh Abdullah Salih, üç gencin geçtiğimiz günlerde idam edilmesinden dolayı Bahreyn halkına başsağlığı dileyerek şunları söyledi: “Hiç Şüphesiz zafer yakındır. Bahreyn İnkılabı 6 yıl geçmesiyle birlikte yeni bir aşamaya girmiştir ve halk hangi rejim ve ülkelerin onların karşısında durduğunu bilmektedir. Amerika hiç utanmadan Al-i Suud ve Al-i Halife rejimleri ile askeri anlaşmalar imzaladıklarını açıklamaktadır.

Bahreyn halkı bugün, inkılaplarını eskisinden daha iyi bir şekilde ilerletmeye hazırdır. Al-i Halife Rejimi devrimcileri görmezden gelemez. Biz İran’ın devrimci halkının Şah Rejimini nasıl yerle bir ettiğine şahit olduk.

Mevcut gelişmeler, Bahreyn halkının geleceğinin umut verici olduğunu ve zaferin yakın olduğunu göstermektedir. Bahreyn halkının isteklerinden biri, Al-i Halife’nin devrilmesi ve bağımsızlıktır ve bu hedef şehitlerin kanı sayesinde gerçekleşecektir. Allah’ın izni ile böyle toplantıları yakın bir zamanda Bahreyn’de düzenleyeceğiz.”

Bahreyn’in dini aktivistlerinden Şeyh Raşit El-Raşit de bu toplantıda İslam İnkılabı zaferini tebrik ederek şunları söyledi: “Bahreyn’in 6 yıllık inkılabı İran’ın 36 yıllık inkılabı ile birleşti ve bütün özgür milletler müstekbirlerin hakimiyetinden kurtulabileceklerini anladılar.

Batı uzun yıllar boyunca İslam Dünyasına hâkim olmaya ve batı olmadan hiç kimsenin kendi ayakları üstünde duramayacağı hayaline inandırmaya zorladı ama İslam İnkılabı bu planı bozdu ve hiç kuşkusuz bölgedeki inkılaplar, İran İslam İnkılabının etkisi altındadır.

Tunus, Mısır, Yemen, Cezayir ve Bahreyn’de inkılaplar yaşandı ama Bahreyn halkı batıdan kurtulmak, özgürlük ve adalete kavuşmak istedi. Belki de bu devrim, bütün batının, Al-i Suud ve ada kalkanı olarak adlandırılan uşaklarının karşısında durduğu tek devrimdir.

Bugün batının Fars Körfezinde demokrasinin gerçekleşmesinin karşısında durduğuna şahit olmakta ve Bahreyn halkının meşru haklarının karşısında duran, Al-i Halife’nin ve İngiltere ve Amerika uluslararası koalisyonunun korkunç eylemlerini ve uluslararası toplumun çifte standartlarını görmekteyiz. Barışı yayama ve insan haklarını savunma iddiasında bulunan uluslararası toplum, uşaklarını göndererek Bahreyn halkının taleplerini bastırmak istemektedir.

İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamenei Bahreyn İnkılabını mazlum bir inkılap olarak nitelendirdi. Bugün özgürlük ve onur isteyen Bahreyn halkı, Al-i Halife ve uluslararası toplum tarafından ağır bir şekilde cezalandırılmaktadır ve halkı bastırmak için ordular gönderilmektedir. Bahreyn halkının diğer bir mazlumiyeti de medya ablukası altında olmasıdır ve batı, Bahreyn İnkılabını kuşatma konusunda medyayı kapsamlı bir şekilde desteklemektedir. Medyada Bahreyn halkı hakkında hiçbir haber yayınlanmamakta ve Al-i Halife ve Al-i Suud’un işlediği suçlara yer verilmemektedir.”

El-Raşit devrimcilerin silahlı eylemleri ile ilgili olarak şunları söyledi: “Al-i Halife tarafından Bahreyn’de akıtılan kanlar halka, hedeflerine ulaşmak için başka bir yol bırakmadı ve Al-i Halife ile mücadele konusunda bütün seçenekler masadadır. Bahreyn halkı bugüne kadar siyasi çözüm yolunu takip etti ama Amerika ve İngiltere’nin döktüğü kanlar bize böyle bir yaklaşım sunuyor ve bu durum için bütün ihtimaller mevcut. Amerika ve Al-i Halife, Bahreyn İnkılabının arkasında İran’ın olduğunu düşünüyor ve yaşanan bütün olayları hatta mitingleri bile İran’a bağlıyor.”

Toplantının devamında Şeyh Abdullah Salih, medyanın Bahreyn İnkılabındaki rolü hakkında sorulan bir soru üzerine şunları söyledi: “Bugün medyanın Bahreyn’de yaşanan gelişmeleri yansıtmaktan sakındığına şahit olmaktayız. Bahreyn’de yaşanan tüm gelişmeleri ve halkın mazlumiyetini aktardığı için İran’a çok teşekkür ediyoruz. Tabi İran’daki bu durum, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamenei’nin ve hükümetinin varlığı sebebiyle şaşılacak bir durum değildir.”

Abdullah Salih, Bahreyn inkılabı konusunda uluslararası medya tarafından yapılan haber boykotuna değinerek şu ifadelerde bulundu: “Uluslararası toplumun ahlaki vazifeleri bulunmaktadır. Çünkü Bahreyn de dünya sisteminin bir parçasıdır. İran, Kuveyt, Suriye ve Irak’ın Bahreyn halkının bağımsızlığını koruma karşısında daha fazla sorumlulukları vardır.”

Şeyh El-Raşit de Şeyh İsa Kasım’ın yargılanması hakkında şunları söyledi: “Mahkeme sivil bir mahkeme değil, tamamen siyasi bir mahkemedir. Çünkü sivil bir mahkemenin şartlarına ve koşullarına sahip değildir. Belki de Al-i Halife rejimi Bahreyn halkını yeni bir denkleme zorlamak istemektedir ama bu, rejim için kolay bir konu değildir çünkü onların güvenliğini tehlikeyle karşı karşıya bırakmaktadır. Bugün beş binden fazla Bahreynli hapishanededir. Siyasi tutuklular en asgari yasal haklardan mahrumdur ve hatta avukat tutma hakkına bile sahip değillerdir. Al-i Halife Rejimi tarafından insan haklarının ihlal edilmesi hakkında raporlar yazılmıştır ama bu konuda uluslararası toplum tarafından hiçbir eylem gerçekleşmemiştir.”

Şeyh Abdullah Salih te İngiltere’nin Fars Körfezinde bulunmasıyla ilgili olarak şu ifadelerde bulundu: “İngiltere hiçbir zaman bölgeden çekilmemiştir ve Bahreyn’deki bütün konular İngiltere’nin elindedir ve hatta Bahreyn’in dış politikası İngiltere odaları tarafından yönetilmektedir. Hamad Bin İsa, halk devriminden sonra İngiltere’ye sığınmıştır. İngiltere, ekonomik faydalarından yararlanmak için Körfez ülkelerinin ve Bahreyn’in talebini kabul etmiştir. Eğer bazı bölge ülkeleri İngiltere’den nefret etmeseydi, İngiltere’nin bölgedeki varlığı daha fazla olurdu.”

    Tüm Haberler