Nimet Yıldırım İle Özel Röportaj:

Dünyanın Her Yerinde Bulunan İnsanlar Şahname İle İran'ın Kültüründen Pay Aldılar

Haber Numarası: 1334043 Bölüm: Görüş/Röportaj
نعمت ییلدیریم

Nimet Yıldırım, Firdevsi'nin Şahname'sinin tamamını çevirerek İran İslam Cumhuriyeti'nin 24. Uluslararası Kitap ödülünü kazandı.

Tesnim Haber Ajansı - Nimet Yıldırım Atatürk Üniversitesi'nde Fars Dili ve Edebiyatı Bölüm başkanıdır. Yıldırım tarihte Türkçe ve Farsça arasındaki derin ilişkinin tarih boyunca iki ülke ilişkilerinde belirleyici olduğuna inanmaktadır. Yıldırım, Firdevsi'nin Şahname'sinin tamamının çevirisini yaparak Türkiye'de Firdevsi'yi ve Şahnameyi tanımayı ilk defa dinamik akışa çevirdi.

Tesnim tarafından Nimet Yıldırım ile yapılan röportaj aşağıda verilmiştir.

Tesnim: Biraz kendinizden bahseder misiniz? Tercümeye karşı ilginiz veya Farsçaya ilginiz ne zaman başladı?

Erzurumluyum ve burada lisans eğitimi tamamladıktan sonra yüksek lisans eğitimimi İstanbul'da tamamladım ve doktora eğitimi için Erzurum'a geri döndüm ve araştırma görevlisi olarak işe başladım.

Türkiye'nin en büyük üniversitelerinden biri olan Atatürk Üniversitesi'nde Fars Dili ve Edebiyatı Bölümünde lisans ve yüksek lisans programlarında eğitim gören birçok öğrenci bulunmaktadır. Şuan Fars Dili ve Edebiyatı Bölümünde 25 yılı geride bıraktım ve bu süreçte Şahname gibi benzersiz ve seçkin bir eseri İstanbul Türkçesine çevirmeyi başardım.

Fars Dili ve Edebiyatı üzerine 17 ciltlik kitap çevirdim ve yayımladım ve "Farsça Dilbilgisi" İstanbul Türkçesine çevirdiğim ilk kitaptı. Bu kitabın yoğun ilgiyle karşılanması nedeniyle şuan 8.baskısı yayımlanmaktadır. Bu kitaptan sonra "İran Edebiyatının Tarihi" kitabının çevirisine başladım. Bu kitap 6 ciltten oluşmaktadır; birinci cildini 3 yıl önce çevirmiştim, ikinci cildi ise önümüzdeki 2 ay içinde basılarak raflarda yerini alacaktır. "İran Mitolojisi" ise yapılan program çerçevesinde çevrildi ve ikinci basımı önümüzdeki günlerde gerçekleşecektir.

İran kültürel ilişkilerin de yardımıyla Erzurum'da Penhan Yayınları tarafından basılması planlanan bir diğer eser ise İran Kültürü (Zerdüşt'ten Sadi'ye Sadi'den Şamlu'ya kadar) kitabı idi. Bu kitapta, İranlı peygamber Zerdüşt ve öğretileri, Zerdüşt'ün kutsalları, İran mitolojisinde su, bilgelik bilgileri, Şahname ve Firdevsi'den kıssalar, İran'ın eski inanışları, İran'daki eski dinler, İran Edebiyatında gezinti ve seçmeler, Sadi Şirazı'ye bir bakış ve kahramanlık hikayeleri gibi konulara değindim. Bir başka bölümde ise, kahramanlık hikayeleri bölümünde, Fars şiirinde Nima dönemi, Ahmet Şamlu'nun Beyaz Şiirleri, Farsça şiirin metafiziği, Fars şiirinde darbe edebiyatı, Fars dilbilgisinin tarihi, Farsça dilbilgisine giriş, İran dini ve edebi metinlerinde yeni farsça gibi konular yer almaktadır.

Tesnim: Şahname'nin tamamını çevirme fikrinin çıkış noktası nedir?

Farsça ve Arapça uzun yıllar boyunca geniş Osmanlı topraklarında Türkçe ile birlikte yayıldı ve o dönemde Şahname birçok kez tercüme edildi ve bunların en önemlisi Şerifi tarafından yapılandı.

Şahname birçok kez tam ve eksik bir şekilde Türkçeye çevrildi, yine Şahname'nin 20 bin mısrası Necati Logal hoca tarafından Türkçeye çevrilmiş ve 1905 yılında yayımlanmıştı. Bu kitap Şahname'nin yapılan ilk Türkçe tercümesidir. Ancak bu büyük eserin Türkçeye tam çevirisi bulunmuyordu bununla birlikte Şahname'nin diğer bölümlerini çevirme ve Logal hocanın yaptığı 20 bin mısrayla birlikte yayımlama kararı aldım.

Necati Logal, Atatürk Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı Bölümünde öğretim görevlisiydi ve 1964 yılında hayatını kaybetti.

Ne mutlu ki bu yıl Erzurum'daki İranlı Kültürel kurumların da desteği ile bu değerli eserin çevrisini ve baskısını tamamlamayı başardım ve İran İslam Cumhuriyeti Uluslararası Kitap yılı ödülünü iftihar listeme ekledim.

Tesnim: Sizi Şahname'yi çevirmeye yönelten bu eserin hangi özelliğidir?

Sadi'nin Bostan ve Gülistan adlı büyük eseri uzun yıllar boyunca ahlak ders kitabı olarak okutuldu ve bu eser Osmanlı döneminde halka en çok okutulan kitaptı. Son dönemde İran uzmanı olanlar tarafından İran'ın Ettar (Eczacı), Hafız ve Mevlana gibi kıymetli eserlerini Türkçeye çevirdiler; ancak İranlı tanınmış şair Ebu'l Kasım Firdevsi yaşadığı dönem hakkındaki derin anlayışı ve Şahname gibi kültürel ve epik bir eseri ortaya çıkarmakla İran kültürünü ve kimliğini konu aldı ve bu saygın şairin çabalarının sonucunda bugün İranlıların dışında, bölgedeki ve dünyadaki bazı ülkelerin halkı da Farsçanın güzelliğinden bahsetmektedirler.

Biz Şahname'de yer alan hikayeler yöntemiyle böyle güzel öykülere sahip olabiliriz ve bu öykülerin yanında da, İran'ın eski tarihi ve kültürü hakkında bilgi edinebiliriz. Firdevsi Şahname gibi değerli bir eseri yazarak öyle bir iş yaptı ki dünyanın her yerinde bulunan insanlar İran'ın kültüründen pay aldılar. Şöyle ki üstadın bu değerli hazinesinden faydalandılar.

Tesnim: Türkiye'de eseri tanıtma çalışmalarınız var mı?

Bizim sermayemiz bizimde ilişki içinde olduğumuz ortak kültürümüzdür. İran ve Türkiye ortak bir dini inanışa, kültürel paylaşıma ve ortak bir geçmişe sahip iki ülkedir. Fars dili geçmişten bu yana Türklerin dikkatini çekmiştir ve bu sebeple, Türk öğrencilerin Farsçaya olan ilgileri ve üniversitelerdeki araştırmalar dikkate alınarak çeşitli edebi konferanslar ve Sadi, Mevlana ve Hafız gibi İran'ın değerli şahsiyetleri hakkında oturumlar düzenlenmektedir. Şuan Ankara'da İran Kültür Ataşeliğinin de işbirliği ile kongre hazırlığı yapmaktayız ve bu kongrede Şahname'nin tam metninin çevirisi tanıtılacaktır. Yine üniversitelerde Firdevsi'yi tanıma toplantıları düzenlenmektedir ve İstanbul Fm ile de konuyla ilgili röportaj yapacağız. Bugün bizim görevimiz, Ebu'l Kasım Firdevsi'nin bu değerli ve kapsamlı eserini en iyi ve en güzel şekilde tanıtmaktır.

Tesnim: Fars edebiyatçıların büyük eserlerinin Türkiye'deki konumu nedir?

Farsça ve Türkçe arasındaki derin ilişki tarih boyunca Türkiye-İran ilişkilerinde belirleyici olmuştur. Türk tarihinin geçmişinde edebiyatçılar, söz üstadı Hafız ve ... Edebiyatımızın bir parçası olmuş ve üzerinde araştırmalar yapılmış ve kabul görmüştür, öyle ki edebiyatımızda bu büyük şairlerin eserlerinden bahsedilmektedir. Yine Türkiye'de birçok şair ve edebiyatçı bu güzel ve değerli eserlere şerh ve yorum yazmışlardır. Mevlâna'nın Mesnevî'si, Sadi'nin Gülistan'ı gibi büyük Farsça edebi eserler Osmanlı medreselerinde okutulmaktaydı. Bu şekilde uzun yıllar boyunca Arapça ve Farsça Türkçenin yanında büyük Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki ilmi ve kültürel kurumlarda kapsamlı bir şekilde yayıldı ve dikkat çekti.  Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla siyasi, ekonomik, kültürel, toplumsal alanlardaki oluşumlarda yer aldı. Bu büyük inkılap hareketindeki olaylardan biri de Türkçe'nin sadeleştirilmesi çalışmasıydı. Bu sebeple Türkiye'de yeni kurulan üniversitelerde Çince, Urduca, Hintçe ve Avrupa dilleri gibi dünyadaki birçok diller ile birlikte Farsça ve Arapça kürsüleri kuruldu. O dönemden bu yana bu diller sadece üniversitelerde öğretilmektedir.

Buna ilave olarak Farsça Türkiye'deki; dil ve edebiyat, tarih, felsefe kürsülerinde ve ilahiyat fakültelerinde seçmeli ders olarak okutulmaktadır. Şuana kadar binlerce öğrenci bu kürsülerden mezun oldu ve bunlardan birçoğu Fars Dili ve Edebiyatı üzerinde çalışmaktadır.

Tesnim: Farsça bir eserin Türkçeye çevirisinin nasıl yapıldığı ile ilgili biraz bilgi verir misiniz?

Biz Türkiye'de İranlı danışmanlarımız ve konsolosların yardımı ve "TAB" projesi kapsamında, Farsça değerli eserleri İstanbul Türkçesine çevirmeyi başardık. İran kültürel temsilciler bu projenin uygulanması amacıyla, yazarları Farsça eserlerin diğer dillere çevrilmesi için teşvik etmenin yanında basımı da desteklemektedirler.

TAB Projesi Farsça eserlerin diğer dillere çevrilmesi için teşvikte bulunmak amacıyla, kitabın tercüme ve basım giderlerinin bir kısmını karşılamaktadır ve böylece Farsça eserlerin uluslararası yayın evleri tarafından ilgi görmesi ve birçok dile çevrilmesi sağlanmaktadır.

Tesnim: İki ülke tercümanları iki ülkenin kültürünün aktarılmasında ne kadar etkili oluyor?

Farklı dillere mensup halklar arasında yapılan çeviriler, kültürel bir bağ oluşmaktadırlar. Kültürel uzmanlar ve tercümanlar yaptıkları çalışmalarla dilsel söylemlerin tarih boyunca aktarılmasını sağlamaktadırlar. Böylece derin bir kültürel bağ oluşmaktadır.

Geçmişte Farsçadan Türkçeye yapılan çevirilere çok fazla destek verilmiyordu ancak bugün Farsça kürsülerinin kurulmasıyla, üniversitelerde Fars dili araştırma projeleri ve yine öğrencilerin bu bölüme olan ilgisi sonucunda iki ülke arasında yapılan çevirilerin arttığını görüyoruz. Ümit ederim yakın zamanda İran Kültür Ataşeliğiyle yapılan işbirliğiyle bu seviye çok daha fazla ilerler.

    Tüm Haberler