Siyonist Zulme Karşı Direnişin Vicdanı: Rachel Corrie

Haber Numarası: 1358211 Bölüm: Yaşam/Kültür
راشل کوری

Filistin zulmüne dikkat çekmek için gittiği Gazze'de Siyonist İsrail buldozerinin ezdiği Rachel Corrie'nin katledilişinin üzerinden tam 14 yıl geçti.

Tesnim Haber Ajansı - 2003 senesinin 16 Mart'ında Gazze‘de Filistinli bir doktor ve ailesinin evini yıkmaya gelen İsrail askeri dozerini engellemek isterken dozer sürücüsünün ezerek katlettiği International Solidarity Movement‘in (Uluslararası Dayanışma Hareketi) 23 yaşındaki üyesi Rachel Corrie özlemle anılıyor. 

Filistin için yaşamını değiştirdi

Racel yaşadığı devlet olan ABD‘ye yapılan 11 Eylül saldırıları sonucu toplumda oluşan ‘Müslümanlar Teröristtir‘ bakışını çabucak benimsemeyip sorgulama yoluna gidiyor ve kendince doğruları bulabiliyordu. Hayatında önem arz eden şaşaalı uğraşları ve ailesinin istememesine rağmen hepsini bir kenara bırakıp Filistinlilerin sorunlarını haykırmaya çalışıyordu. ABD‘de düzenledikleri gösterilerin pek de ses getirmediğini gören Corrie, arkadaşlarının da isteği üzerine olayın yaşandığı yer olan Filistin‘e gitmeye karar veriyor. Filistin‘e vardığında ise ABD vatandaşı olmanın da olumlu getirilerini kullanarak birkaç iyi gün geçirdikten sonra asıl olayların yaşandığı şehirlere gidince, aslında Filistin meselesinin dışarıya gösterildiğinden çok daha beter olduğunu görüyor. Evler yıkılıyor, insanlar yerlerinden ediliyor, çocuklar katlediliyor, çocukların anneleri ya da kız kardeşleri tecavüze uğruyor, babaları ise ‘işe gidiyorum‘ diye çıkıyor ve bir daha geri dönemiyordu. Bunların hepsine şahit olmuştu Rachel Corie ve bunun için de oradaki kalış süresini devamlı uzattı. Bu sırada ailesinin "dön" çağrılarına kulak tıkayıp bir anlamda onlara da tavır aldı.

Düşleriyle beraber eziliyor

Rachel aslında buradaki zorluğu görüp ülkesine geri dönebilirdi de. Bir süre bunun çelişkisi içinde kalıyor ama hiçbir zaman gitme kararını alamıyor. Filistin‘de ne kadar zor şartlar altında olsa da çocukların ona gösterdiği sempatik yaklaşımları, Filistinli ailelerin onu sahiplenmeleri, Rachel‘e o toprakların bir parçası olma yolunu açıyor. Kısacası Rachel artık bir Filistinli gibi yaşıyor ve mücadelesini daha da sert bir şekilde devam ettiriyor. Eşkiya İsrailli askerlerin öldürdüğü Filistinlinin cenazesini alabilmek için İsrailli askerlerin üzerine yürüyor. Karşılığında ise kurşunları buluyor. Su kuyularını sahiplenen İsrailli askerlere karşı çıkıyor. Kontrol noktalarında yapılan zulmü durdurmaya çabalıyor ve yaşamına mal olacak olay yaklaşmadan önce de babasından bir mektup alıyor. Yaşlı gözlerle satırları okuduğunda mücadelesinin ne kadar haklı olduğunun farkına varıyor.  Kendine kucak açan ve ailesiyle iyi ilişkilerde bulunan Dr. Samir‘in evini korumaya çabalaması ise onun son mücadelesi oluyor. Evi yıkmak için ilerleyen İsraillinin kullandığı buldozerin hemen önünde beliriyor ve buldozer ona yaklaştıkça o geri adım atmak yerine ayaklarını daha da sağlam basıyor. Geri çekilmeyeceğini megafondan inatla haykırsa da sesini buldozer sürücüsüne ulaştıramıyor. Rachel‘in bedeni buldozerin altında kaldığında, ileriye yönelik iyi hayalleri, insanlar için düşlediği sevimli bir dünya da beraberinde eziliyor. Sarı saçlı mavi gözlü kızın yüzü de bedeniyle beraber parçalanırken son nefesini dava arkadaşlarının kollarında veriyor.

Rachiel Corrie katledilişinden kısa bir süre önce annesine Gazze'den şu duygu yüklü mektubu yazmıştı:

"Anneciğim... İsrail ordusu burada iki büyük kuyuyu yıktığı için, halk susuz. Yıkılan kuyular buranın su ihtiyacının yarısını karşılamaktaydı. İnsanlar bizden yıkıma karşı evlerini korumaya yardımcı olmamız için geceleri yanlarında bulunmamızı bekliyor. Ama akşam saat ondan sonra, dışarı çıkmak çok zor; çünkü İsrail ordusu sokaklarda gördüğü herkesi direnişçi sayıyor ve ateş ediyor. Bizim sayımız ise pek az.

Dün, bir babanın, ellerinden tuttuğu iki küçük çocuğuyla, evinin havaya uçurulacağı düşüncesiyle tanklar, bir keskin nişancı kulesi, buldozerler ve Jeep‘lerin durduğu bölgeye doğru yürümesini izledim. Bu olay, pazar günü tank ve buldozerler 300 insanın geçim kaynağı olan 25 sera yıkılır, 150 kişi tutuklanıp götürülürken başlarının üzerinden geçecek şekilde üzerlerine ve çevrelerine ateş açıldığı yerde oldu. Adamın, evini değil tankların bulunduğu bölgeyi daha az tehlikeli bulduğunu gördüğümde dehşete kapıldım. Öldürüleceklerinden korktum ve onlar uzaklaşana kadar tanklarla aralarında durmaya çalıştım. Bunlar her gün oluyor, ama bu babanın iki küçük çocuğuyla kendini dışarı atıvermesi şu anda beni fazlasıyla etkiledi."

 

    Tüm Haberler