İran İle Savaş İhtimali Neden Blöften Öteye Geçemez?

Haber Numarası: 1392083 Bölüm: İran
ایران آمریکا

İran gibi ülkelerle savaşın yüksek maliyeti ve tabi bu durumun uluslararası pazarlardaki ekonomik etkileri, tehdit ihtimalini ciddi şüphe içinde bırakan nedenlerdendir.

Tesnim Haber Ajansı - Bir tehdidi etkili kılan en önemli etken onun inandırıcı olmasıdır. Yani hatta esasında blöften öte bir durum olmama ihtimali bulunsa bile rakibin o tehdidin gerçekleşeceğine inanması gerekir. Tabi tehdidin inandırıcı olması için çocukça bazı gösteriler de gerçekleştirilmelidir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nin son günlerde gerçekleştirdiği şu eylemler gibi: Suriye’ye birkaç füzenin fırlatılması, Kuzey Kore’ye doğru birkaç geminin harekete geçmesi ya da Afganistan’da Nükleer olmayan en büyük bombanın kullanılması. Ama siyaset uzmanları doğru ve kapsamlı bir anlayış ile değişen şartların ve yapılan bu gösterilerin esiri olmayacaklardır.

Amerika’nın İran ile askeri olarak karşı karşıya geleme konusu da son günlerde Amerikalı bazı diplomatlar, medya ve batı yanlısı kanallar tarafından konuşulan konulardan biridir ve bu tehdidi ciddi göstermek için de bazı çabalarda bulunulmaktadır. Ama çeşitli nedenlerden dolayı, bu gibi tehditlerin inandırıcılığı ciddi şüphelerle karşı karşıyadır. Bu olayın mümkün olup olmadığının Amerikalı düşünürler ve düşünce kuruluşları tarafından değerlendirilmesi de bu tip konuların içinin boş olduğunu kanıtlamaktadır. Amerikalı düşünce ve strateji uzmanlarının bakış açısına göre; İran ile bir savaş ya da askeri bir tehdit ihtimali temel olarak iki nedenden dolayı ciddi zorluklarla karşı karşıyadır:

İlk olarak: İran’ın yumuşak ve sert gücünün artması

İran’ın siyasi sisteminin siyasi gücü ve halkın buna sağlam bir şekilde bağlı olması ve bununla birlikte İran’ın savunma alanındaki gizlenemeyecek ilerleyişi, bu süre içerisinde Amerika düşünce odaları arasında bahsedilen etkenlerden biriydi. Örneğin “Demokrasiyi Savunma Vakfı” düşünce kuruluşunun üst düzey üyelerinden Raul Marc bir makalesinde şöyle yazıyor: ‘Askeri saldırı gibi Tahran’ın batıya teslim olduğu yönündeki senaryoların tasavvuru için Devrim Muhafızları, Rehber ve İran’daki diğer dini seçkin kişiler arasında ihtilaf meydana gelmeli ve İran’da batıya teslim olmak isteyen grup, İran İslam İnkılabına bağlı kişilere galip gelmelidir. Bu senaryo, Tahran’ın Washington’un askeri olarak, nükleer programı ve Devrim Muhafızlarını yok edebileceğini düşünmesi halinde uygulanabilir. Ama Amerika’nın politikaları ve İran’a hâkim olan seçkinlerin ruhi özellikleri dikkate alındığında bu senaryonun uygulanma ihtimali oldukça azdır.’(1)

Yazar bu makalede, hükümet ve sistemin çeşitli kurumlarının bütünlüğü dikkate alındığında temel olarak İran’a karşı askeri bir tehdit konusunu elenmiş olarak görüyor.

Aynı zamanda “Yeni Amerikan Güvenliği” düşünce kuruluşu da yayınladığı bir makalede İran’ın artan askeri gücüne değinerek şunları yazdı: ‘İran tarihte ilk kez klasik askeri gücünü geliştirmiştir. Öyle ki bu güç İran’a sınırlarından yüzlerce kilometre uzaklıktaki bir mesafeyi yok etme izni vermektedir. Dünya ülkelerinden çok azının böyle bir askeri gücü vardır. İran Batı Asya bölgesindeki güç dengesini ve hesapları değiştirebilir.’ (2)

“The American Conservative” düşünce kuruluşu da birkaç yıl önce yapılan Amerika’nın askeri tatbikatına değinerek, İran İslam Cumhuriyeti’nin yüksek gücüne değindi ve bu konun analizinde şunları yazdı: ‘Eğer Amerika Birleşik Devletleri saldırı hareketinde bulunursa, İran ile karşı karşıya gelme ve savaşma ihtimali çok yükselecektir. İran küçük ve istikrarsız bir ülke değildir. Bu ülke sekiz yıl Irak’la savaşa dayanmıştır ve bu savaşta Irak dünyanın büyük güçleri ve bölge ülkeleri tarafından teşvik edilmiş, mali ve silah yönünden de tam anlamıyla desteklenmiştir. İran İslam Cumhuriyeti o yıllarda saldırılar karşısında kayda değer bir savunma kabiliyeti göstermiş ve o savaştan sonra ve gelecekteki saldırıları engellemek için geleneksel askeri yetenekleri biriktirmeye başlamıştır. Onlarca yıldır Pentagon, İran ile savaş oyununu, İran’ın buna nasıl cevap vereceği konusunda hipotez testleri üzerine kurmuştur. Ama geçen yıl, merkez komutanlıkta bilgi sahibi bir yetkili bana, Amerika Birleşik Devletleri’nin hileye başvurmadığı sürece asimetrik savaşlarda İran’ı nadiren yenebildiğini söyledi.’ (3)

İran’ın savunma ve iç gücü hakkında Amerika’nın düşüncesini ortaya koyan son örnek te Pentagon’a bağlı önemli düşünce kuruluşlarından RAND’a ait. Bu düşünce kuruluşunun uzmanlarından biri şöyle yazıyor: ‘İran İslam Cumhuriyeti içeride nispeten istikrarlı ve Ortadoğu’nun itiraf ettiği bir güce sahip ama Washington, İran’ın bölgedeki davranışlarını değiştirme ya da bu ülkenin füze programını durdurma noktasında gerçek anlamda sınırlamalarla karşı karşıya kalacaktır. İran kesinlikle gücün başındadır, güçlü güvenlik kuvvetine sahiptir ve iç ihtilaflarını bir kenara bırakmayı başarmıştır.’ (4)

Öte yandan İran’ın nüfuzunun derinleşmesi ve Siyonist Rejimin güvenliğinin daha fazla tehdit edilmesi de değinilen endişelerden bir diğeridir. Nicholas Haras bu konuda, İran’ın şu an bölgesel nüfuzunun zirvesine yükseldiğini ve bu ülkenin nüfuzunun Akdeniz’e, İsrail ve NATO sınırları arasına ulaştığını düşünmektedir. İran şu an Suriye, Irak, Yemen ve İran’da on binlerce askere liderlik yapmaktadır. (5)

İkinci olarak: Amerika’nın giderek zayıflaması

Öte yandan İran’ın artan caydırıcı gücü dışında, madalyanın diğer yüzünü de görmek gerekir. Gerçek şu ki, Amerika bugün her zamankinden daha zayıf ve ihtiyatlı bir hale gelmiştir ve belki de ülke içinde istihdam ve iç sorunlarla meşgul olma sloganlarıyla bir kişinin oy kazanmasının nedeni budur. İran gibi ülkelerle savaşın yüksek maliyeti ve tabi bu durumun uluslararası pazarlardaki ekonomik etkileri, Amerika’nın iç ekonomik şartlarının kemer sıkma politikasında olduğu bir durumda tehdit ihtimalini ciddi şüphe içinde bırakan nedenlerdendir. “Yeni Amerikan Güvenliği” düşünce kuruluşu yayınladığı bir makalede, bu olayın gerçekleşmesinin dünya ekonomisine etkilerine değinerek şunları yazdı: ‘İran ve Amerika arasında askeri bir savaşın başlamasının Amerika’nın müttefiklerinin ve Amerika’nın kendisinin dayanabileceğinin de ötesinde, dünya ekonomisi için yıkıcı sonuçları olacaktır.’ (6)

Konuyla ilgili olarak şu soruya cevap vermek gerekir, ‘Acaba ekonomik zayıflığı dikkate alındığında, Amerika’nın ekonomik yapısının, , kapsamlı bir savaşa girmeye gücü olacak mı?’ Amerika Merkez Bankası üst düzey yetkililerinden Jeffrey Liker meşhur bir konuşmasında Amerika’nın iç sorunlarını itiraf ederek şunları söylüyor: ‘Üç yıl önce Amerika’nın ekonomik büyümesi yeniden başlamasına rağmen bugün yine ekonominin yavaşlaması ile karşı karşıyayız. Ülkedeki işsizlik oranı da artmaktadır. Bu sorunların büyük ölçüde son yıllarda ülke ekonomisinde düzelmeyen dengesizliklerden kaynaklandığını söyleyebiliriz.’ (7) Bu konuda “Townhall” dergisi analistlerinden John Hawkins’in Amerika’nın artan borcu hakkındaki analizine dikkat etmek gerekir. John Hawkins şu ifadelerde bulunuyor: ‘Kongre Bütçe Ofisi Uzmanları, Amerika’nın Birleşmiş Milletler’e borcunun, Amerika Birleşik Devletleri’nin 2030 yılındaki bütçesinin yaklaşık %36’sını, 2040 yılındaki bütçesinin %58’ini ve 2050 yılındaki bütçesinin de %85’ini oluşturacağını tahmin ediyorlar.’ (8)

Aynı zamanda dünyada süper güç olduğunu iddia eden bir ülkenin ekonomisine dair beklentiler de Amerika’nın önde gelen uzmanları ve düşünürleri tarafından farklı bir şekilde açıklanıyor. Örneğin Amerikalı düşünür Noam Chomsky bu konuda şöyle düşünüyor: ‘Her ne kadar Amerika’da emperyalizm ilkesinin hakimiyeti değişse de onun uygulanma kapasitesi gözle görünür ölçüde azaldı. Amerika hem içeride hem de dışarda çöküş halindedir.’ (9) Yukarıdaki ifadeleri ve tabi diğer faktörleri de dikkate alarak, Amerikalı karar mercilerinin itiraflarını daha çok dikkate almak ve gerçekçi bir bakışla yukarıda bahsedilen konuları göz önünde bulundurarak gerçekleşme ihtimali çok düşük olan, askeri tehdit ismindeki konuyu değerlendirmek gerekir.

Dipnot:

1.    http://www.defenddemocracy.org/media-hit/senior-fellow-the-face-off/

2.    https://www.cnas.org/press/in-the-news/trump-wants-to-push-back-against-iran-but-iran-is-now-more-powerful-than-ever

3.    https://www.theamericanconservative.com/articles/the-dangerous-reality-of-an-iran-war/

4.    http://www.rand.org/blog/2017/03/sticking-with-the-complicated-us-iran-relationship.html

5.    https://www.cnas.org/press/in-the-news/trump-wants-to-push-back-against-iran-but-iran-is-now-more-powerful-than-ever

6.    https://www.cnas.org/press/in-the-news/trump-wants-to-push-back-against-iran-but-iran-is-now-more-powerful-than-ever

7.    http://www.iribnews.ir/fa/news/15103/

8.    http://www.psyop.ir/?p=145851

9.    Noam Chomsky,” Noam Chomsky: The Decline of American Empire”, salon, MAY 10, 2016

    Tüm Haberler