Arabistan Trump’ın İlk Yurt Dışı Ziyaretine Ev Sahipliği Yapmanın Bedelini Ödeyecektir

Haber Numarası: 1409393 Bölüm: Görüş/Röportaj
عطوان

Donald Trump, İran’ın Suudilere karşı farazi tehdidi gibi çeşitli isimler altında Suudilerin paralarını cezp etmek için bir iş adamı olarak Arabistan’a gitmektedir.

Tesnim Haber Ajansı - Rey El-Yevm Gazetesi Abdel Bari Atvan’ın kalemiyle, gelecek hafta Amerika Başkanı Donald Trump’ın Riyad’a gerçekleştireceği ziyarette yapılacak olan Amerika ve Suudiler arasındaki büyük silah anlaşmalarına değinerek şunları yazdı: ‘Trump bir iş adamı olarak Suudilerin parasını cezp etmek için Riyad’a gidiyor ve farazi İran tehlikesinden Suudileri korkutmak ve onların paralarını cezp etmek için bir korkuluk olarak yararlanıyor.

Amerika ve Arabistan arasındaki yüz milyar dolarlık silah anlaşması

Reuters muhabiri, üst düzey bir yetkiliden naklen, Amerika’nın Arabistan ile yüz milyar dolar değerindeki bir silah anlaşmasını tamamlamak üzere olduğunu ve belki de Suudilerin savunma gücünü geliştirmek için bu rakamın gelecek on yıl içerisinde 300 milyar dolara ulaşacağını açıkladığında buna inanmalı ve bu haberin önümüzdeki cumartesi günü Donald Trump’ın Riyad’a ziyareti sırasında açıklanacağını beklemeliyiz.

Habercilikte bu tip haberler bulmak tesadüfi değildir ve bu durumun, haberi bulan habercinin mahareti ve hüneriyle ilgisi yoktur. Çünkü o kişi bu tip durumlarda sadece alıcıdır ve bir taraf haberi bu kişiye intikal ettirmek için uygun bir zaman seçmiş ve bu şekilde aklındaki hedefini gerçekleştirmek istemiştir.

Trump’ın yurtdışı ziyaretinin ilk adresi neden Riyad’dır?

Trump’ın Cumhurbaşkanı olduktan sonra yurt dışı ziyareti için ilk durak olarak Riyad’ı seçmesi, bu şehrin dini ve siyasi konumundan ya da bu şehrin İslam Dünyasına liderliğinden kaynaklanmamaktadır. Bunun nedeni Arabistan’ın gerekli bazı masrafları ödeyebileceğidir ve bu konu Reuters’ın haberi doğrultusunda ulaştığımız bir sonuçtur.

Amerika İsrail’in askeri üstünlüğü konusunda garanti vermiştir

Arabistan’ın silaha ihtiyacı olduğu konusunda bir tartışma yoktur ama tabi bu tip ve bu kadar maliyette silahlara ihtiyacı olduğu konusunda değil. Çünkü silah anlaşması sadece Amerika’nın yeni F-35 uçaklarını kapsamıyor ve Patriot füze sistemi olmak üzere savunma füzelerini fırlatma ve onarım sistemleri konusundaki anlaşmaları da kapsıyor. Bu yüzden bu haberi yayınlayan üst düzey yetkili, bu anlaşmanın İsrail’in askeri gücünün ötesinde olmayacağını vurguluyor.

“İran tehlikesi”, Amerika’nın Arabistan’dan fidye almak için kullandığı bir korkuluktur

Bu anlaşmada neden İsrail’in adının geçtiğini ve Amerika’nın neden sürekli olarak İsrail’in askeri üstünlüğünü vurguladığını bilmiyoruz. Çünkü Suudilerin askeri gücü en azından mevcut şartlarda Filistin’de bir savaş ve İsrail’in işgalini sonlandırmak için arttırılmamıştır. Bunun amacı İran’a karşı yapılacak muhtemel bir savaştır ve Trump hükümeti “İran tehlikesini”, Arabistan’ı korkutmak ve bu ülkenin mal varlığını cezp etmek için bir korkuluk olarak kullanmaktadır.

Trump, Arabistan karşısında bir iş adamıdır

Trump, Arabistan ve diğer Körfez Arap ülkelerinden, Amerika’nın bu ülkelere verdiği desteğin bedelini ödemelerini istemiştir ve o bir iş adamı olarak bu desteğin bedava olmaması gerektiğine inanmaktadır. Bu nedenle de bu ve bunun gibi ticari anlaşmalar yapılmıştır.

Şu an Amerika ve Arabistan arasındaki silah anlaşmalarına şahit oluyoruz ve bu anlaşmaların bir bölümü de Suudi Veliaht Yardımcısı Muhammed Bin Salman’ın iki ay önce Washington’a gerçekleştirdiği ziyarette Trump’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde, dört yıl boyunca Amerika alt yapılı projeler için 200 milyar dolar akıtmaktan bahsettiği yatırımları kapsamaktadır.

Burada gündeme gelen soru, Suudi liderlerin bu gibi silah anlaşmalarında ödemeyi vaat ettiği bu paraların nereden geldiğidir? Çünkü Aramco şirketinin yüzde beşinin satılması bile bu anlaşmanın dörtte birini dahi karşılamıyor.

Ayrıca, Arabistan’daki bütçe açığı da 84 milyar dolardır ve hükümet çalışanlarının maaşlarının durdurulmasının iptal edilmesinden kaynaklanan yaklaşık 13 milyar dolar daha buna eklenmektedir.

Gündeme gelen diğer bir soru da Arabistan’ın alt yapı projelerinin hangileri olduğudur? Suudi halkının refahı nerededir? Hükümetin sübvansiyonu ya da temel hizmetler nerededir?

Bunlar zor sorulardır ve özellikle Suudi ekonomi uzmanları tarafından bu soruların gündeme getirilmesi yasaktır. Ama bu sorulara çok kolay bir şekilde yanıt verilip, askeri harcamalardaki israf, Suriye ve Yemen’deki savaş ve aç gözlü Suudi liderlerin uzun listesinden kaynaklanan Suudi malvarlığının azalması doğrultusunda onların iki seçenekten başka çaresi yoktur denilebilir ve bunlar: Çeşitli pahalı projeler yoluyla yurt içi ve yurt dışından borç almak ya da özelleştirme kapsamında şirketlerin ve büyük hükümet şirketlerini kapsayan benzer adımların atılmasının başlangıcı olarak Aramco şirketinin yüzde beşinin satılmasıdır.

Burada Arabistan’ın ihtişamını ve ikinci mali güç oluşunu olmak üzere iki önemli şeyi kaybettiği söylenebilir: Bunlar büyük zararlardır ve bunları telafi etmek çok zordur.’

    Tüm Haberler