Arabistan Ve Katar, Askeri Olarak Karşı Karşıya Gelebilir; Katar’ın Yanında Kim Yer Alacak?

Haber Numarası: 1420877 Bölüm: Görüş/Röportaj
عطوان

Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Katar ile arasındaki gerginliklerin artmasının ardından şu soru gündeme gelmektedir; iki taraf arasındaki medya savaşının askeri olarak karşı karşıya gelme boyutuna kadar ilerlemesi durumunda, Katar’ı savunma cephesinde kim olacaktır?

Tesnim Haber Ajansı - Rey El-Yevm Gazetesi Baş Editörü Abdel Bari Atvan, Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Katar ile ilişkilerindeki krizin giderek kötüleştiğine değinerek şunları yazdı: ‘Katar Emirine atfedilen ifadelerle, eğer iki taraf arasındaki medya savaşı, askeri olarak karşı karşıya gelme boyutuna kadar ilerlerse, Katar’ı savunma cephesinde kim olacaktır?

Askeri olarak karşı karşıya gelinmesi mümkündür

Böylesi bir ihtimali, yani askeri olarak karşı karşıya gelme ihtimalini mümkün kılan şey, iki taraf arasında 20 yıl önce yaşanan önemli olaylardır:

İlk olay: Arabistan ve Katar arasında 1992 yılında yaşanan savaşıdır ve bu savaş, iki ülke arasındaki sınır anlaşmazlıkları üzerine başlamış ve Suudi kuvvetlerin Katar sınır koruma görevlilerine saldırmasıyla alevlenmiştir ve bu olayda bir Suudi subayı ve iki Katar askeri öldürülmüştür.

İkinci olay: Dönemin Katar Emiri Halife Bin Hamad’a 1995 yılı haziran ayında oğlu Şeyh Hamad Bin Halife tarafından, İsviçre’nin Cenevre şehrindeyken yapılan darbedir.

Bu darbe Amerika’nın desteğini almış, Amerika tarafından resmi olarak tanınmış ve diğer Körfez ülkelerini endişelendirmişti.

Üçüncü olay: 1996 yılı şubat ayında, Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır’ın desteği altında Katar’ın eski Emiri Hamad Bin Halife’yi devirmek ve Abu Dabi’de bir otelde yaşayan babasını iktidara getirmek için yapılan askeri müdahaledir.

Bu müdahale başarılı olamamış, Arabistan ve Katar arasındaki ilişkilerde gerginliğe neden olmuştur. Çok ilginçtir ki Katar, Suudilerin şu an ki Karlı Salman Bin Abdülaziz’i ve o dönemin Suudi Savunma Bakanı olan kardeşi Emir Sultan’ı bu darbenin gerçek planlayıcıları olmakla suçlamıştır.

Suudi-Katar krizini çözebilecek hiçbir vasıta yoktur

Yukarıda bahsedilen konuların büyük bir kısmında ve 2014 yılında Büyükelçilerin Doha’dan çıkarılması krizinde, bu krizleri çözmek için bazı vasıtalar vardı ama mevcut kriz dikkate alındığında, en azından şimdiye kadar bu krizi çözmek için hiçbir vasıta yoktur hatta “Barış Güvercini” olarak Kuveyt’in ve bu ülkenin emiri Sabah El-Ahmet El-Cabir El-Sabah’ın adı da bu konuda duyulmamaktadır. O bu rolden yorulmuş olabilir. Bununla birlikte Arabistan’ın İran’a karşı şiddetli politikaları ve gaz ve petrol sahaları üzerindeki ihtilaflar gibi çeşitli nedenlerden dolayı da bugünlerde Kuveyt ve Arabistan arasındaki ilişki çok ta iyi değildir.

Suudilerle giderek kötüleşen kriz karşısında Katar’ın seçenekleri

Bu durumda öyle görünüyor ki, Katar’ın giderek kötüleşen bu krizle karşı karşıya gelmesi için üç temel seçenek bulunuyor:

Birinci seçenek: Arabistan, Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere dörtlü eksenin bütün şartlarını kabul etmektir. Bu eksenin sunduğu şartlardan en önemlisi de ilk olarak İran ile ve daha sonrasında İhvan-ı Müslimin ile ilişkilerin kesilmesi ve bu harekete yapılan siyasi, medya ve mali desteğin tam anlamıyla durdurulmasıdır.

Aynı zamanda Katar, bir sonraki aşamada bütün Hamas yetkililerini ve hepsinden daha çok Halit Meşal’i, Musa Ebu Merzuk’u, Muhammed Nizal’i, İzzet Er-Raşak’ı ve Salih El-Aruri’yi Doha’dan çıkarmalı ve Hamas’a olan bütün mali ve siyasi desteği durdurmalıdır.

İkinci seçenek: Dörtlü eksenin saldırısına tepki olarak, İran, Irak ve Suriye eksenine bağlanmaktır. Özellikle Katar’ın Türkiye ile ortak savunma anlaşması olduğu ve Türkiye’nin Doha yakınlarında askeri bir üssü bulunduğu dikkate alınarak, Türkiye’nin bu konuda önemli bir rol oynaması mümkündür.

Erdoğan nasıl bir duruş sergileyecektir?

Recep Tayyip Erdoğan’ın da Trump hükümetinden memnun olmadığını dikkate almak gerekir. Çünkü Washinton tarafından hakarete uğramış ve Washington Erdoğan’ın Türkiye’deki darbe girişimini planlamakla suçlanan Fetullah Gülen’in iade edilmesi yönündeki talebini reddetmiştir ve aynı zamanda Kürtleri, stratejik müttefikine tercih etmiş ve onlara mali ve silah desteğinde bulunmaya da devam etmiştir.

Erdoğan’ın Suriye’deki koalisyonunu ve politikasını değiştirmesi ve Katar’ı kendi tarafına çekmesi mümkündür.

Üçüncü seçenek: Katar Emiri doğrudan iki yüz milyar dolarlık ya da daha fazla miktarda bir çekle, aynı Suudi Veliaht Yardımcısı Muhammed Bin Salman’ın yaptığı gibi Amerika’ya gidebilir ve böylece Trump’In Körfez Arap ülkelerine verilen destek karşılığında istediği ücreti silah anlaşmaları ya da yatırımlarla ödeyebilir.

Katar hükümetinin hangi seçeneği tercih edeceği belli değildir ama kesinlikle bu üç seçenekten birini hemen tercih edecektir. Çünkü süreç, karşı karşıya gelmeye doğru ilerlemektedir.

Washington’un Katar’dan duyduğu memnuniyetsizliğin geçmişi

2013 yılı ağustos ayında, Hillary Clinton döneminde Amerika Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Bölümü Başkanı olan Jeremy Shapiro, Foreign Policy Dergisinde bir yazı yadı ve orada, Katar’ın özellikle terörizme ve terörist gruplara olan desteği olmak üzere çok yönlü politikasından duyduğu memnuniyetsizliği dile getirdi ve şu ifadelerde bulundu: ‘Amerika birçok cepheden onu cezalandırabilir ve bunlar:

1- Katar’da 2022 yılında düzenlenecek olan Dünya Kupası ile ilgili alt yapı projelerinde çalışan yabancı işçilerin maaş dosyalarının açılması ve maçların Doha’da düzenlenmesi konusunda rüşvet verildiğine değinilmesi.

2- Katar’ın, El-Kaide ve Nusra Cephesi gibi terörist grupları desteklediği dosyaların açılması. Amerika yetkililerinin ifadesine göre, onlar bu konuyla ilgili olarak birçok kanıt ve belgeye sahipler ve New York Times ve Washington Post gibi birçok Gazete bu konuda bazı makaleler yayınlamıştır.

3- Arabistan ve Katar arasındaki ihtilafları yeniden canlandırmak ve El-Cezire dosyası ve tarihi ve sınır ihtilafları gibi konuları yeniden gündeme getirmek.

4- Mevcut hareketin yaklaşık yarım asır önce gücü elinden aldığı Al-i Sani Hanedanının ikinci hareketini desteklemek, o hareketin liderlerini Washington’da ağırlamak ve onların yeniden iktidara gelmesi için bölgesel ve medya desteği sunmak. İlk üç hedef belli ölçüde uygulanmaktadır ama dördüncü hedef henüz gerçekleşmemiştir. Bu günlerde sıkça gündeme gelen ve yukarıdaki maddelere ekleyebileceğimiz diğer bir konu da Amerika’nın El-Siliye ve El-Adid Üslerini Katar’dan farklı bir Körfez ülkesine taşımasıdır ve şu an bu üslere ev sahipliği yapmak üzere, Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin adı gündemdedir. Son soru ise şudur, “Durumun daha da bozulması ve karşı karşıya gelme ile sonlanması halinde, Türkiye ve İran Katar’a yardım edecekler mi?” Bu sorunun cevabını, bu yılki Ramazan ayının bölgede siyasi olarak sıcak ve sorunlu günlerle geçeceğini vurgulayarak, önümüzdeki günlere ya da aylara bırakıyoruz.’

    Tüm Haberler