Batı, İran'daki Saldırılara Nasıl Bakıyor

Haber Numarası: 1432045 Bölüm: Dünya
حمله تروریستی مجلس شورای اسلامی

Washington Post gazetesinden Ishaan Tharoor, 8 Haziran tarihinde “İran Saldırısı Trump ve Müttefiklerinin İkiyüzlülüğünü Açığa Çıkarıyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

7 Haziran Çarşamba günü İran ardı ardına gelen terör saldırıları ile sarsıldı. İran Parlementosu’na ve İran Devrimi’nin en önemli figürü olarak anılan Humeyni türbesine dönük saldırılar IŞİD tarafından üstlenildi.

Saldırıların ardından açıklama yapan İran Devrim Muhafazıları Ordusu Komutan Yardımcısı General Hüseyin Salami, saldırının arkasında Suudi Arabistan’ın olduğunu söylemiş ve “yaşananların intikamını teröristler ve onların işbirlikçilerinden” alacaklarını vurgulamıştı.

Körfez bölgesinde yaşanan Katar krizi ile aynı zamana denk gelen terör saldırısı, Ortadoğu’da Sünni- Şii gerilimini körükleyecek yeni ve daha büyük gerilimlerin yaşanıp yaşanmayacağına dönük tartışmalara ivme kazandırdı. IŞİD’in Avrupa ülkelerini hedef alan saldırıları, geçtiğimiz haftalarda gündemi meşgul eden bir diğer konu olmuştu. ABD’nin koordine ettiği Rakka Operasyonu’nun başlaması ve Avrupa’da yaşanan IŞİD saldırılarının ardından, İran’da yaşanan saldırının Batı ülkeleri ve basınında nasıl tartışıldığı da merak edilir hale geldi. Bu sebeple Batının gözünden İran’ı Oda tv okurları için özetlemeye çalıştık.

AVRUPA DİPLOMATİK AMERİKA SUÇLAYICI

İran saldırısının ardından Avrupa Parlementosu Başkanı Antonio Tajani, twitter hesabından paylaştığı mesajda “İran Parlementosu, başkanı ve halkının yanındayım” demişti. Yine Avrupa Birliği Parlementosu Uluslarası İlişkiler Sorumlusu Federico Mogherini, İran saldırısını kastederek “gelişmeleri yakından takip ediyoruz” ifadesini kullanmıştı (1)

Beyaz Saray cephesinden ise tansiyonu arttırması muhtemelen bir açıklama geldi. ABD yönetimi tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İran’daki terör saldırısında hayatını kaybeden masum kurbanlar ve zor zamanlardan geçen İran halkının üzüntüsünü paylaşıyor, onlar için dua ediyoruz. Şununun altını çizmek isteriz: terörü destekleyen devletler, destekledikleri terörün kurbanı konumuna düşerler” (2)

“TRUMP SINIRI AŞTI”

Washington Post gazetesinden Ishaan Tharoor, 8 Haziran tarihinde “İran Saldırısı Trump ve Müttefiklerinin İkiyüzlülüğünü Açığa Çıkarıyor” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Trump’ın saldırının ardından, Batıda gerçekleşen saldırılara verdiği hızlı tepkinin aksine bir süre beklediğini, arkasından yaptığı açıklamanın ise kabul edilemez olduğunu söyledi. Tharoor yazısında şu sözleri kullandı:

 

“Masum insanların hayatlarını kaybettiği bir saldırının ardından siyasi puan kazanmaya çalışmak her halükarda pejmürde ve kalpsiz bir yaklaşımdır. Trump’ın uyarısına bir de Tahran- Washington arasındaki gerilimi hesaba katarak baktığımızda, uluslarası ilişkiler açısından dillendirilmemiş bir sınırı aştığı görülüyor” (3)

“İRANLI MUHAFAZAKARLARIN ELİ GÜÇLENECEK”

BBC’de 8 Haziran tarihinde, “İran Tahran Saldırılarına Verilecek Yanıtı Tartıyor” başlıklı yazıda İran saldırısı değerlendirilmiş, İran Devrimi’nin ilk 10 yılında İran’da bir terör ortamının ve çeşitli çatışmaların yaşandığı ancak son 20 yıldır İran’ın oldukça güvenli bir ülke sayıldığı, bölgedeki çatışma ortamından etkilenmediği belirtiliyor. İran Devlet Başkanı Hasan Ruhani’yi ılımlı bir lider olarak tanımlayan Jenny Norton ve Amir Azimi imzalı yazı, Ruhani muhaliflerinin bu olaydan faydalanabileceğini belirterek İran içerisindeki Sünni ve Kürt azınlıklar üzerindeki baskıların artabileceği değerlendirmesinde bulundu (4).

Middle East Eye’dan Richard Silverstein da, aynı tarihte “İran’da Terör Saldırısı: Kim kazanç sağlayacak” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Bu boyutta bir terör saldırısının bir veya daha fazla istihbarat servisinin desteği olmadan gerçekleşmesinin mümkün olmadığı söyleyen Silverstein bu desteği vermesi en mümkün iki ülkenin İran’dan nefret eden Suudi Arabistan ve İsrail olduğunu belirtiyor. Yazıda ayrıca, Suudi Arabistan’ın yeni Kral ve Veliaht Prensi’nin Yemen ve Suriye’deki savaş politikaları konusunda sabit fikirli olduğu, bu sebeple de İran’ı düşman olarak gördüğü belirtiliyor. Silverstein “zaten Batı ve Sünni İslam ülkelerine dönük düşmanca bir algının varolduğu İran’da terör saldırsının Şia retoriğinin ve dolayısıyla İranlı muhafazakarların desteğini arttıracağını, ılımlı lider Ruhani’nin ise güç kaybedeceğini” ekliyor (5).

 “İRAN İLE AYNI TARAFTAYIZ”

Guardian’dan Michael Axworthy ise “Tahran Saldırısı Teröre Karşı İran ile Aynı Tarafta Yer Aldığımızı Netleştirdi” başlıklı daha radikal bir yazıya imza attı. Yakın zamanda Avrupa’nın terör saldırılarıyla sarsıldığını belirten yazar, İran’da yaşanan saldırının da üzücü olduğunu belirterek Ruhani için şu ifadeleri kullandı:

“Ruhani Ilımlı, pragmatist ve Batı ile ilişkileri iyileştirme niyetinde olan bir politikacı (…) Herhangi bir Batılı Ruhani’yi yok saymak ya da işini zorlaştırmak  olağanüstü aptalca bir hamle olur”

Ortadoğu’da yaşanan Suudi Arabistan- İran gerilimine dikkat çeken Axworthy, bu gerilime dair şu öneride bulunuyor:

 “İran ve Suudi Arabistan arasındaki sekter kavga, Suudi Arabistan’ın iç politika kaynaklı paranoyak yaklaşımları ve diğer körfez ülkeleri tarafından abartılıyor. Burada taraf olmaktan kaçınmalıyız. Bu bizim kavgamız değil.” (6)

Akın Art

Odatv

Kaynakça:

 (1) http://www.politico.eu/article/isis-claims-tehran-terror-attack/

(2) https://www.whitehouse.gov/the-press-office/2017/06/07/statement-president-terrorist-attacks-iran

(3) https://www.washingtonpost.com/news/worldviews/wp/2017/06/08/terror-in-iran-reveals-the-hypocrisy-of-trump-and-his-allies/

(4) http://www.bbc.com/news/world-middle-east-40202907

(5) http://www.middleeasteye.net/columns/iran-terror-attack-who-gains-495483093

(6) https://www.theguardian.com/commentisfree/2017/jun/08/tehran-attack-isis-iran-west-shia-ally

    Tüm Haberler