Lübnanlı Gazeteci: Siyonist İsrail Rejimi Ve ABD Asla Yeni Bir Savaşa Katılamaz

Haber Numarası: 1451971 Bölüm: Görüş/Röportaj
ناصر قندیل

Lübnanlı gazeteci, ABD ve İsrail’in Suriye savaşında yaşanan gelişmeleri iyi gözlemlediğini ve bölgedeki güçlere karşı yeni bir savaşa giremeyeceklerini söyledi.

Tesnim Haber Ajansı - Lübnanlı gazeteci, Tesnim Haber Ajansına verdiği röportajında ABD ve Siyonist rejiminin yeni bir savaşa giremeyeceğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Siyonistler hatta yeni bir savaşta bulunmayı düşünemezler bile, onların dikkat etmeleri gereken konu IŞİD terör örgütünün yok olmasına yakın olduğumuz bu zamanda, Suriye ve Lübnan’da yeni bir gücün oluştuğu ve İran ile Irak’ın bu gücü desteklediğidir. Siyonistler böyle bir mantıksız girişimde bulunmadan önce bölgedeki güç dengelerine dikkat etmeleri gerekiyor. Siyonistler, IŞİD terör örgütünün Irak’ta bulunmasının İran’ı olumsuz yönde etkileyeceğini düşünüyorlardı oysaki tam tersi gerçekleşti. İran, Iraklılara yardımcı olmayı başardı ve bugün tanık olduğumuz gibi Musul teröristlerin işgalinden kurtarıldı. Onlar, Suriye’nin param parça olacağını ve farklı ülkelerin bu parçaları kendi yararına göre gasp edeceğini sanıyorlardı oysa bugün görüyorsunuz ki bu ülke yine kendi gücünü ve konumunu ele geçiriyor ve Suriye düşmanları büyük engeller ile karşı karşıyadır.”

Lübnanlı Gazeteci Nasir Kandil: “Siyonistler, Suriye ordusuna ve direniş güçlerine karşı arada sırda saldırıyor ve bunun tek nedeni onların psikolojik açıdan rejimin hedefleri doğrultusunda ilerlemektir. Siyonistler kendi geleceklerini değerlendiriyorlar ve IŞİD terör örgütünün yenilgiye uğramasından sonra, İsrail’in en yakın müttefiki ABD’nin artık bölgede bulunmak için bir bahanesinin olmadığını biliyorlar. Siyonist İsrail rejimi terörist gruplar tarafından işgal edilmiş Filistin sınırlarında oluşturduğu güvenlik çizgisinin direniş güçleri karşısında dayanamayacağını biliyor ve dolayısıyla bu tür saldırılarda bulunarak, dünyaya varlığını hatırlatmaya çalışıp, bir tehdit olabileceğini söylemeye çalışıyor.”

Nasir Kandil: “Suriye’nin geleceği ile ilgili olan oturumların konusunu Siyonist İsrail rejiminin Suriye ve Lübnan ile karşısındaki rolü konusuna bağlamaya çalışıyorlar ve aynı zamanda ABD ve Rusların işgal edilmiş Filistin sınırlarında bulunmasını istiyorlar. Siyonist İsrail rejiminin saldırıları artabilir de, ancak bu saldırılar bir savaşın başlangıcı olmayacaktır.”

Lübnanlı gazeteci açıklamasını şöyle sürdürdü: “Eminim Rusya, Suriye ve Lübnan savaş içindeyken ve henüz Filistin meselesi için belirli bir çözüm bulunmamışken Siyonist İsrail rejiminin güvenliği ile ilgili konuşulamayacağını çok iyi biliyordur. Bana göre; Siyonistlerin, Suriye ordusuna ve direniş güçlerine saldırı düzenlemesi bir tek bir şekilde Suriye müzakerelerine katılmaları içindir.”

ABD’nin Suriye’yi savaş ile tehdit etmesi konusunu ele alan gazeteci şöyle açıklamada bulundu: “ABD’nin Suriye ordusuna ve direniş güçlerine saldırıları ve Suriye’ye karşı saldırı tehdidi psikolojik bir etki yaratma çabasıdır zira ABD’liler bundan öncede Suriye’ye karşı geniş çaplı bir savaş başlatabilirlerdi ancak bunu yapmadılar. ABD’nin eski Cumhurbaşkanı Barack Obama başta iken ABD’nin savaş gemileri bölgeye geldi ancak Suriye’ye saldırı düzenlemelerinin büyük bir savaşın başlangıcı olacağını ve İran ile Rusya’nın da bu savaşta büyük bir rol oynayacağını anlaşmışlardı.”

Kandil, İran’ın IŞİD teröristlerinin mevzilerini füze ile hedef alması konusuna değinerek şöyle açıklamada bulundu: “ABD’nin tehditleri zirvede olan sürede ve onların Fırat Nehrinin kuzeyini kendilerinin operasyon bölgeleri olarak ilan ettikleri zamanda, İran İslam Cumhuriyeti 7 Balistik füze ile IŞİD teröristlerinin Deyrezor’daki mevzisini hedef aldı ve ABD’liler söz konusu füzelerin operasyon bölgesinden geçmesine rağmen füzelere ateş açmadılar ve engel olmadılar zira böyle bir oyuna karışmalarının büyük bir savaşın başlangıcı olabileceğini ve savaşın başlaması takdirinde onu kontrol etmenin imkansız olduğunu çok iyi biliyorlardı. ABD ilk baştan Suriye’de kargaşa yaratma ve tehdit etme peşinde idi ancak asla bir savaşa girmek istemiyor ve bu konuyu ilk planlamalarında kırmızı çizgi olarak belirlemişlerdi.”

    Tüm Haberler