Bazıları Filistin Bayrağını İran’ın Elinden Almaya Çalışıyor/İran’ın Gücü Bölgenin Mazlum Halkını Desteklemesinden Kaynaklanıyor

Haber Numarası: 1454439 Bölüm: İran
قاسم سلیمانی

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı; İmam Humeyni takipçisi olduğunu söyleyen birisi Ayetullah Hamanei’nin takipçisi olmadığını söyleyemez.

Tesnim Haber Ajansı - General Kasım Süleymani, Kirman Eyaletinde yaptığı konuşmada ilk olarak Filistin meselesini ele alarak, şöyle açıklamada bulundu: “İman Humeyni’nin değerli ve önemli yeniliklerinden biri ülke siyasetlerinin Filistin meselesi eksenli olmasıdır ve İmam Humeyni,  Mehdevi bayrağını İran İslam Cumhuriyetinde dalgalandırdı. Bu büyük ve benzersiz hareketin diğer ülkelerde var olmaması için çok çabaladılar ancak hak üzerinden halis bir sözü mantık ve hikmet sahibi bir insan söylerse, kendi kendiliğine o söz yerini bulur.”

İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı bazı Arap ülkelerinin Kudüs gününün Filistin’de düzenlenmesini istemediğine değinerek, şöyle açıklama yaptı: “Filistin halkının bu dönemdeki en önemli sorunlarından biri, bu halkın mazlum olmasıdır (zira) Filistin halkı dost ülkeler ve bazı İslami ülkeleri tarafından da kuşatılmıştır.”

General Süleymani açıklamalarını şöyle sürdürdü: “İslam İnkılabı Rehberi farklı durumlarda, İmam Humeyni’nin; siyaseti, düşüncesi ve maneviyatına çok vurgu yaparlar, bunun nedeni İmam Humeyni’nin tüm fıkhi ve siyasi boyutlarda tüm toplumlar arasında en iyi örnek olmasıdır. İmam Humeyni’nin en önemli ve benzersiz kararlarından biri de Kudüs günüdür. Bu hareket İran’ın her gün İslam dünyasında daha izzetli olmasına sebep oluyor. Kudüs günü 22 Behmen günü ile aynı seviyededir, bu konu çok ilginçtir, küçük bir bölgeye ait olan bir günü İran zaferinin 22 Behmen’de kazanması ile aynı seviyede tutulmuştur. (Bu kudüs gününün önemini gösteriyor.) İmam Humeyni bizi istismar ve sömürgecilikten kurtardı, biz bugün neye sahipsek İnkılap ve devrimden almışızdır. Bu milli izzeti İmam Humeyni yoluna ve bu yolda değerli rehberimizin devam etmesine borçluyuz.”

Süleymani, tekfirciler tarafından oluşan mezhep fitnelerine değinerek konuşmasını şöyle devam etti: “Tüm ehl-i Sünnet liderleri de mezhep fitnesinin oluştuğunu düşünüyor ve bu konuda şüphe duymuyor. Gerçi bu fitnenin kaynağının neresi olduğuna dair görüş ayrılığı var ama herkes bunun bir fitne olduğu üzerine aynı görüşe sahiptir. Ehl-i Sünnet alimleri Şii alimlerinden daha çok bu fitneye Haricilik adını verdiler, yani bu fitneciler kör asabiyetler içerisinde İslam adına İslam üzerine kılıç çekiyor ve İslam içerisinde tefrika oluşturmaya çalışıyor ve bu özellikler aynen Haricileri hatırlatıyor. IŞİD, Irak ve Suriye’nin önemli bir kısmını işgal etti ve bu sayede Irak Şam İslam Devletini oluşturmak istiyordu ve bu topraklar tek başına Irak ve Suriye’den daha büyüktü ve onlar kalacaklarını sanıyordu.”

General Süleymani açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Tekfirci teröristlerin hedefi İran İslam Cumhuriyetinin bu komplolarla yere düşmesi ve bu mezhep fitnesi karşısında diz çökmesi idi ve bu fitnenin arkasında duran şahıslar da aynı düşünceye sahipti oysaki İran İslam Cumhuriyetinin izzeti IŞİD terör örgütü oluştuktan sonra ve sona ermesinden sonra onlarca kat artmıştır. Bugün İran İslam Cumhuriyetinin mazlum Irak ve Suriye halkını desteklemesi, İran’ın en aziz ülkelerden olmasına ve İran halkının da en aziz dünya halklarından olmasına sebep olmuştur ve İran’a karşı güven de artmıştır. Bir gün Suriye birçok problemle ile karşı karşıya kaldı ve bugün Suriye hükumeti gün geçtikçe daha güçlü oluyor ve dünya ülkeleri Suriye ile ilişkilerini sağlamak için daha fazla çaba gösteriyor ve artık dünya ülkeleri Suriye devletinin yenilgiye uğramayacağına inanıyor. Bugün Irak ordusu milli ve İslami bir ordu olarak ilerlemektedir ve bu konu genç güçlerin sayesinde ve halkın devreye girmesi vesilesi ile yani aynen bizim ülkemizde cephelerde yaşadığımız deneyime benzer bir olay ile gerçekleşmiştir.

Bugün İran Ordusu komutanlarının namaz kılınırken bir imam gibi karşılandığını, bunun da İran-Irak savaşı döneminden beri başlayan bir süreç olduğunu ve İran’ın güçlendirdiğini belirten General Süleymani, ‘Biz birkaç yıl öncesine kadar Suriye’de çok az sayıda önde gelen şahsiyet ve gruplarla iletişim sağlayabiliyorduk, oysa bugün yüz binlercesi ile iç içeyiz ve o dönem bazı ülkelerin Suriye devletini desteklemekten vazgeçmemizi istedikleri halde, şimdi aynı ülkeler tuttukları politikadan vazgeçmiş ve İran’ın yanında yer almışlardır.”

Düşmanın İran’ın gücünün on kat arttığını itiraf ettiğini, bunun da İran’ın bölgenin mazlum halkını haklı olarak desteklemekten kaynaklandığını dile getiren Süleymani, ‘Bugün İran ve Irak halkları arasında dayanışma sağlanmış. Bu dayanışmanın kökleri İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei’nin hikmeti ve bilgeliğine dayanıyor’ vurgulamasında bulundu.

İran halkı için Ayetullah Hamanei’den daha değerli bir servet olmadığını ve bu servetin başka herhangi bir servetle kıyaslanamaz olduğunu bildiren Süleymani, ‘Ülkede Ayetullah Hamanei’nin sözüne ve siyasetlerine karşı çıkılmamalıdır. Karşı çıkılırsa ve bu karşı çıkmalar eleştirilmezse hepimizin bu suçun ortağı sayılırız’ açıklamasında bulundu.

Bilge bir liderle cahil ve deli lider arasındaki farklara işaret eden General Süleymani, ‘Bir ülkede büyük petrol rezervleri olduğu halde bir deli o ülkeyi yönetirse, istenmeyen sonuçlar oluşur ve Yemen’le savaşta olduğu gibi delicesine bir faaliyete geçilir. Bu cahil adamlar bu ateşin söndürmede başarısız olmuşlar’ diye belirtti.

İran’ın Filistin halkını tamamen desteklediğini söyleyen Süleymani, ‘Bazıları, Filistin bayrağını İran’ın elinden almaya kalkıştı. Ben Filistinli kardeşlerime Filistin bayrağını taşıyan herkesi desteklediğimizi söyledim. Bakalım hangi Arap ülkesi Filistin’i savunma gücüne sahiptir. Sabredip sonucu beklememiz lazım’ diye kaydetti.

İran’ın bölgede yaşanan bütün olaylarda açık ara kazanan taraf olduğunu, bunun da İslam İnkılabı Rehberi’nin Allah’a olan güveninden kaynaklandığını dile getiren General Süleymani, ‘İran İslam Cumhuriyeti’nde hem şehitler ve topluma karşı, hem de din ve ülkemize karşı sorumluluk taşıyoruz ve asıl ihanet, devletin temel ilkelerine karşı şüphe uyandırmaktır. Ülkenin en önemli güç kaynağı değerler ve ilkelerden ileri geliyor. Bu milletin saygınlığı zayıflatmaya çalışan herkes suçludur’ diye ifade etti.

Halkın ve siyasi partilerin Ayetullah Hamanei’yi ülkenin belkemiği olarak gördüklerini söyleyen Süleymani, ‘İran’ı bir gemi gibi düşünürsek bu geminin kaptanı Ayetullah Hamanei’dir ve O’nsuz bu gemi kıyıya varmaz. Bu yasa konusu olmaktan ziyade ülkenin beka ve saygınlığı ile ilgili olan bir meseledir. İmam Humeyni takipçisi olduğunu söyleyen birisi Ayetullah Hamanei’nin takipçisi olmadığını söyleyemez. Bunu siyasi meseleler bağlamamalıyız çünkü saygınlığımızı korumak istiyorsak Ayetullah Hamanei’nin yolundan gitmeliyiz. Aksi takdirde bu gemi meçhullere sürüklenir’ diye konuştu.

Halkı dini açıdan şüpheye düşürmenin tehlikeli bir yol olduğunu ifade eden Süleymani, ‘Halkı din ve dindarlara karşı kışkırtmamalıyız. Halkı dinden soğutmak boşanmaların çoğalmasına ve değerlerin zayıflamasına neden olur. Bu oturumdaki şehit kızları babalarını görmemişler. Bunların babaları Tahran’ın güneyi veya Kirman’ın falanca mahallesi için değil bütün İran halkı için şehit oldular. Şu halde bazıları nasıl olur da toplumu dindarlardan korkutuyor? Bu yanlış bir strateji ve politikadır’ diye belirtti.

İmam Humeyni’nin ‘Ben Devrim Muhafızları’ndan razıyım ve asla bu konudaki bakışım değişmez’ cümlesine işaret eden General Süleymani, ‘Ben bunu bir Devrim Muhafızı komutanı olarak söylemiyorum. Devrim Muhafızları’nı benim gibi kusurlu bir kişiyle karşılaştırmayın. Beni hedef alın Devrim Muhafızlarını değil. Devrim Muhafızları olmasaydı ülke yoktu ve bugün bu her yerde işitiliyor. Kimse Devrim Muhafızları’nı zayıflatmaya kalkışmamalı çünkü bu kurum ülke ve halk yolunda fedakarlık yapıyor ve şehrin güneyi ve kuzeyi arasında ayrım yapmıyor. Biz hassas olup her şeye siyasi olarak bakmamalıyız. İran’ın saygınlığını istiyorsak bu ilkelere uymalıyız’ açıklamasını yaptı.

Devrim Muhafızları’nın IŞİD mevzilerine yönelik füze fırlatmasına da işaret eden General Süleymani, ‘Bu işimizin birkaç iyi özelliği vardı. Bu İran İslam Cumhuriyeti’nin bir eylemi yapma konusunda iradeye sahip olduğunu gösterdi. Sonuçtan daha çok bu irade önemliydi. İkinci olarak bu milletin evlatlarının yaptığı işlerdi. Bu füzelerin üretilmesi ve hatasız atışlarının yapılması çok önemli bir noktadır. Ben bu tür füze fırlatmalarına çok tanık olmuşum, ancak Devrim Muhafızları’nın bu hareketi bambaşkaydı ve nihayet İran, kendi ölçüsünü kaçıran herkese karşı çok sert tepki gösterecektir’ diye ekledi.

    Tüm Haberler