Amerikan Dışişleri Bakanı’nın Geciken Seyahati/ Fars Körfezi Fırtına Öncesi Sessizliği Mi Yaşıyor?

Haber Numarası: 1462078 Bölüm: Görüş/Röportaj
عبد الباری عطوان

Amerika Dışişleri Bakanı’nın Suudi-Katar krizi ile ilgili bölgeye gerçekleştirdiği ziyareti hakkında; arabulucu görüşmeler artık sona erdi ve Körfez bölgesi fırtına öncesi sessizliği yaşıyor diyebiliriz.

Tesnim Haber Ajansı - Ray el Yavm Gazetesi’nin Baş Editörü Abdulbari Atvan, Amerika Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’ın bölgeye yaptığı son ziyaretine işaret ederek şöyle yazdı; Onun bölgeye gelişi ve ondan önce de İngiliz meslektaşı Boris Johnson’ın ziyareti, Fars Körfezi bölge ülkeleri krizine, yani arabulucu tüm eylemlerin sona erdiğine işaret ediyor. Çözüm yolunun ise artık sadece Arap ülkeleri ile sınırlı olmadığını gösteriyor.

Amerika Dışişleri Bakanı’nın Yeni Şeytani Oyunu Ne?

Amerika Dışişleri Bakanı’nın dört gün sürecek bölge yolculuğunun bu aşamasında yanında hangi cadı büyülerini getirdiğini ve neden bu yolculuk için bir ay beklediğini bilmiyoruz. Ancak bildiğimiz kadarıyla Amerikan Başkanı Donald Trump bu yolculuğun ertelenmesinde rol oynadı. Çünkü Katar Devleti’ni terörizme destek verme ve koruma ile suçlayan ve twitter mesajlarından birinde Katar’ın cezalandırılması gerektiğini söyleyen oydu.

Amerika’nın, Fars Körfezi Arap ülkelerinde yaşanan krizin çözülmesi amacıyla yapılan bu diplomatik yolculuğun bir ay gecikmesi ve bu konu ile ilgili başkanlık ve dışişleri ve savunma bakanlığının arasındaki birbirine zıt tavırlar hakkında çok fazla yorumlar bulunuyor.

Amerika’nın Arabistan ve Ortaklarına Yeşil Işık Yakması

Bu konudaki en önemli görüşlerden biri, Amerikan Devleti’nin Arabistan ve ortaklarının oluşturduğu dört taraflı birliğe, Katar’ı yola getirmek ve diz çöktürmek ve hatta bu ülkenin yönetimini değiştirmek için yeşil ışık yaktığı yönünde bulunmakta. Ama bu ülkeler bu fırsatı değerlendirmedi ve askeri hamleye başvurmadılar. Çünkü Doha’ya uyguladıkları hava, kara ve deniz yolu ambargolarının, Katar’ı sergilediği tavrından vazgeçmeye ikna etmek için ve belirtilen 13 şartı kabul etmeleri için yeterli olacağını düşünüyorlardı. Ancak böyle olmadı ve şimdiye kadar Katar onların isteklerine boyun eğmedi.

Türkiye’nin Bu Konuda Hızlı Davranarak Katar’a Askeri Saldırıyı Engellemesi

Bizi, batı dünyasında da şiddetle dile getirilen bu görüşe iten şey, Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman El Sani’nin; Türkiye’nin, Katar’a yönelik herhangi bir askeri saldırıyı engellemek için -ki buna hazırlanıyorlardı- Doha’ya askeri birliklerini ve teçhizatını göndermesinde hızlı davranmasının saldırıyı engellediği yönündeki sözleri oldu.

Krizin İki Tarafı Da Geri Adım Atmaya Yanaşmıyor

Doha’ya verilen sürenin dolmasının ardından Katar aleyhindeki dört taraflı itilaf, 13 maddelik şartlarını bir kenara koyarak, Katar’ın olumsuz yanıt vermesinden dolayı bu şartların artık icra edilemeyeceğini ve hatta konuşulabilir dahi olmadığını öne sürdüler. Bu bize Kuveyt’in arabuluculuğunun ömrünün de tükendiğini gösteriyor. Bu kriz, artık gittikçe şiddetlenen ve belki de ağır iktisadi ve askeri baskılarla karşı karşıya kalınacak yeni bir ayaklanmanın eşine gelmiş bulunmakta. Ancak yalnızca taraflardan biri şartlarından vazgeçerse bunun önü alınmış olur ki görünürde buna yönelik hiçbir işaret bulunmuyor.

Bu arada Katar Dışişleri Bakanı bir kez daha ülkesinin uluslararası kanunlara aykırı hiçbir şartı kabul etmeyeceğini söyledi. Her bir şartın, ambargo uygulayan ülkelerin tamamı tarafından icra edilmesi gerektiğini ve yalnızca Katar tarafından uygulanması istenen hiçbir şartı kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Bu ülkelerin bazı insanlarının teröristlerle irtibatta olduğunu ve onlara destek verdiğini açıklayıp “Onların bize bu konuda ders vermeye hakkı yok” diyerek de topu Arabistan ve BAE tarafına attı.

Amerika ve İngiltere'nin Arabulucu Olma İhtimali Çok Düşük

Ama Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Enver Kargaş, Katar mantık, olgunluk ve hakikati görme yolunu seçmediği sürece, diplomatik ve arabulucu uğraşların hiçbir işe yaramayacağı açıklamalarında bulunarak Amerika ve İngiltere için her türlü arabuluculuk yolunu kapattı.

Sonuçta krizin her iki tarafının da tüm bu tahrik edici karşılıklı yorumlarına bakılırsa, batının arabulucu olma şansı tamamen ortadan kalkmış olmasa dahi, çok düşük bir ihtimal. Başka bir deyişle, Rex Tillerson’ın uğraşlarının da Kuveyt Emiri Sabbah El Ahmed uğraşlarından daha faydalı olacakmış gibi görünmüyor.

Ne Katar Ne De Suudi Ekseni Kararlarından Geri Dönmüyorlar

Eğer Katarlılar veya karşı tarafları kararlarından vazgeçecek olsaydılar, mutlaka Kuveyt Emiri’ne -ki Fars Körfezi ülkeleri onu körfezin manevi babası olarak nitelendirmişti- haber verirlerdi.

Geçmiş tecrübelere, siyasi haberlere ve Fars Körfezi Bölgesindeki son olaylara dayanarak ve Katar aleyhinde karşı gelmelerin henüz şiddetlenmemiş olmasını göz önüne alırsak, Katar karşıtlarından ilan edilmemiş bir ateşkes yaşandığını söyleyebiliriz. İktisadi ambargoyu arttırmakta acele etmemeleri, Katar’ın İşbirliği Konseyi’nden çıkarılması, Bahreyn’de Mısır askeri üssü oluşturulması ve tampon bölge birliklerinin Trump devletinin sıkıntıya düşmemesi için Amerika’nın arabuluculuğu bitene kadar durdurulması, bu ateşkesi kapsıyor.

Trump Dışişleri Bakanı’nın Başarısız Olmasını İstiyor

Aynı zamanda Trump’ın Dışişleri Bakanını görevinde başarısız olması için bölgeye göndermiş olması da mümkün ve bu şaşılacak bir şey olmazdı. Böylelikle krizin bir sonraki aşamasına geçilir ve Katar yönetiminin değişimine bahane olurdu. Şimdiye kadar birçok Katarlı yönetici ve özellikle Katar Dışişleri Bakanı sık sık bu aşamaya dikkat çekmiş ve ülkelerini ve yönetimi savunmaya hazır olduklarını dile getirmişlerdi.

Acaba İkinci Bir Fırtına Mı Yolda?

Bu şartlar altında şu soru akıllara geliyor; Acaba şuanda, bu sefer de bir Körfez ülkesinin aleyhinde gerçekleşecek ikinci bir fırtınanın sessizliğini mi yaşıyoruz?

Bu sorunun yanıtı için Tillerson’ın ziyaretinin tamamlanmasını ve Washington’a dönmesini beklememiz gerekiyor.

    Tüm Haberler