Yaptırımları Kullanarak İran ve Rusya’yı Ayırmak İstiyorlar

Haber Numarası: 1484691 Bölüm: Görüş/Röportaj
خوانساری

Stratejik konular uzmanı, İran ve Rusya’ya uygulanan yaptırımların; iki devletin ortaklığını bozmayı hedeflediğine ve dünya üzerindeki her siyasi girişimin ABD hegemonyası ve Avrupa sultasında temin edilmeli mesajını taşıdığına inandığını açıkladı.

Tesnim Haber Ajansı - İran’ın özellikle 90’lı yılların sonuna gelindiğinde geliştirdiği füze savunma sistemleri, NATO üyesi olan bazı Avrupa ülkelerini de hedef almaktaydı. Bu nedenle Avrupa Amerika’dan önce davranarak İran’ın füze sistemlerini endişe ile karşılamış ve bu durumun uluslararası emniyete ve siyasete zarar verdiğini savunmuştur.

Amerika’nın daha önce İran’ın füze savunma sistemine yönelik herhangi bir programı olmazken Avrupa İsrail rejiminin güvenliğini ortaya atarak İran’ın füze gücüne karşı önlemler alınması gerektiğini belirtmişti.

Avrupa, NATO üyesi olan herhangi bir ülkeye yönelik saldırıda NATO’nun 5. maddesinin devreye girdiğine inanarak İran’ın NATO üyesi olan ülkelere saldıramayacağını belirtmekte. Söz konusu maddeye göre NATO üyesi olan bir ülkeye yönelik saldırıda diğer üye ülkeleri de devreye girerek saldırıyı tüm üye ülkelere yapılmış kabul etmektedirler.

Nükleer Program İle Elde Edilen Füze Gücü Ve Amerika’nın Nükleer Müzakerelerdeki Siyaseti

Avrupa, Amerika ve İsrail ile birlikte tehdit olarak gördüğü İran’ın füze gücünün nükleer çalışmalardan kaynaklandığını iddia etmekteyydi. Avrupa fosil yakıtları ve depolanmış gazlar ile uranyumun zenginleştirileceğini savunmakta. Bu nedenle de gerçekleşen nükleer müzakerelerde Amerika ve Avrupa’nın siyaseti İran’ın füze gücünün nükleer programla bağlantılı olduğu şeklindedir.

Onların nükleer müzakerelere devam etmek istemlerinin nedeni dünyaya İran’ın nükleer silah peşinde olduğunu göstermek istemeleridir. Delil olarak ise İran’ın 3000 km’yi bulan füze yapımı için milyar dolarlar harcadığını ve hiçbir şekilde İran ekonomisine katkısı olmayan uranyumu zenginleştirmeye çalışarak füze yapımında kullanmak istemesini savunmaktalar.

Nükleer müzakereler devam ederken uluslararası toplumda İran korkusunu kullanarak oluşturulan endişe ve kaygılar,  İran’a yönelik daha önce tarihte görülmemiş birçok alanda yaptırım ve ambargo uygulanmasına neden olmuştur.

İran’ın füze ve nükleer programına yönelik Amerika ve Avrupa’nın 20 yıllık uzun vadeli strateji ve hesapları uygulanan yeni ve eski yaptırımlar ile desteklenmekte ve Amerika ile birlikte Avrupa’nın ileriye yönelik hedefleri arasında yer almaktadır.

Sadece Amerika’nın Uyguladığı Yaptırımların Etkisi

Amerika 2. Dünya Savaşı sonrasında ekonomi, güvenlik ve siyasette elde ettiği ayrıcalık ve bankacılık, sanayi ve petrol alanlarındaki üstünlüğü ile hiçbir Avrupa ülkesinin desteği olmadan istediği her ülkeye yaptırım yapabilmiştir.

Amerika’nın ve Avrupa’nın Rusya’ya bakışları da geçtiğimiz 100 yıl içerisinde ve özellikle soğuk savaş döneminde Amerika’nın etkisi ile askeri ve emniyet üzerine olmuş ve Sovyet Rusya soğuk savaş sonrasında dağılmıştır.

Batı İle İyi İlişkini Şartı Yazılan Dikteleri Kabul Etmektir

Amerika ve Avrupa uyguladıkları yeni yaptırımlar ile Rusya’yı 100 yıllık bir tarih için vadeli işbirliğine zorlamak istemekteler. Amerika ve Avrupa’ya göre Batı ile iyi ilişkinin temel şartı her türlü dikteyi iyi görmektir.

Amerika ve Avrupa’nın Rusya ile birlikte İran’a yönelik yaptırımlarının bir diğer mesajı ise iki ülkeyi birbirinden ayırmaktır. Bu onların kısa zamanlı hedefidir.

Ancak AB’nin Rusya ile birlikte İran’a uygulanan yaptırımlar hakkında farklı düşünmesi bu yaptırımların cinsini ve şeklini değiştirmektedir. Görünürde Rusya ve İran’ın Suriye’den ayrılması ve füze savunma sistemlerinin BM’ye bırakılması istenilmektedir.

Peki Amerika ve Avrupa Rusya Suriye’ye girmeden Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde miydiler?  Veya İran APC 7 füzesini üretmeden önce bu ülkelerin İran ile ilişkilerinde hiçbir sorun yok muydu?

    Tüm Haberler