ABD Öncülüğündeki Koalisyon Gerçekten IŞİD Karşıtı Mı?

ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı uluslararası koalisyonun oluşumundan üç yıl geçiyor ve birçok defa terörizm ile mücadelede sadık olmadığını gösteren söz konusu koalisyonun bir daha ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

ABD Öncülüğündeki Koalisyon Gerçekten IŞİD Karşıtı Mı?

Tesnim Haber Ajansı - 2014 yılında IŞİD karşıtı uluslararası koalisyon, IŞİD terör örgütünün Irak’ın kuzeyine hızlı bir şekilde ilerlemesi ve Musul’u işgal etmesinden 2 ay sonra oluştu ve ABD’li savaş uçaklarının saldırıları söz konusu koalisyonun oluşmasından kaç gün sonra gerçekleşti. Söz konusu iki ay IŞİD terör örgütü için çok önemli bir fırsattı.

IŞİD terör örgütü saldırılarının ilk 10 gününde bölgeden bölgeye, şehirden şehre ilerlemişti ve Bağdat’ın asıl giriş kapılarına dayanmıştı.

Söz konusu terör örgütünün uluslararası destekleyicileri, geri sayımı başlatmışlardı ve Suudi rejimine ait el-Arabiye haber ajansı IŞİD terör örgütünü Bağdat’ı serbest bırakmayı amaçlayan devrimci göçebeler olarak nitelendirmişti.

Bağdat o süre içerisinde birçok dünya ve bölge ülkelerinden yardım talebinde bulunmuştu. ABD, Türkiye, Batı hükumetleri ve en son İran İslam Cumhuriyeti bu ülkelerin arasında yer alıyordu. Ancak Irak liderinin de açıkladığı gibi, İran İslam Cumhuriyeti dışında söz konusu ülkelerden hiç biri Irak’ın yardım talebine yanıt vermedi ve bir bütün olan Irak ülkesinin tabuta yerleşmesini bekliyordu.

Öte yandan Peşmerge komutanları, o sıralarda Mesut Barzani’ye Irak Kürdistanı’na doğru ilerleyen IŞİD terör örgütünün Erbil eyaleti sınırını geçtiğini, Harz, el-Gevir ve stratejik bir şehir olan Mahmur’u kontrol altına aldığı haberini vermişti.

 Kürt medyaların o dönem ile ilgili haberlerine göre; Mesut Barzani o gece hemen ABD’lilere arayarak, John Kerry’ye durumu anlatıyor ve yardım talebinde bulunuyor ve ardından hemen Türkiye Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nu arıyor ve en son Kürt medyaların da belirtti gibi İranlı General Kasım Süleymani’yi arıyor.

Türkiye bu yardım talebine hiç cevap bile vermiyor, ABD’li savaş uçaklarının Irak’a girmesi de tam iki gün zaman alıyor. Ancak Kürt medyaların da doğruladığı, Mesut Barzani’nin de itiraf ettiği üzere Kasım Süleymani güçleri, Barzani’nin yardım talebinde bulunmasından 24 saatten az bir sürede peşmerge güçlerinin yanında yer aldı. ABD’li savaş uçaklarının ilk saldırısından önce IŞİD terör örgütünün Erbil’e ilerlemesi bu sayede durduruldu.

Ekim ayının başlarında IŞİD terör örgütünün ilerlemeleri nerede ise durdurulmuştu ancak bu konu bazılarının rahatsız olmasına sebep olmuştu ve açıkça konuşmamız gerekirse, bu gelişme ABD’lilerin beklediği sürece uymuyordu dolayısıyla 12 Ekim’de ABD’nin Irak’taki askeri komutanlarından aktarılan bir haber terörizme karşı savaşı ağır bir şekilde etkiledi. ABD Savunma Bakanı IŞİD’in Bağdat hava limanının yakınlarına ulaştığını bildirdi ve hatta bazı medyalar uluslararası Bağdat hava limanının IŞİD tarafından ele geçirildiğini bile iddia etti. Söz konusu haberler, savaşın gelişmelerini olumsuz yönde etkiledi. Bir çok uzmana göre, söz konusu haberler aslında IŞİD terör örgütünün gizli üyelerine motivasyon sağlayarak, onların şehirlerde bombalı saldırı düzenlemelerine yol açmak için gerçekleşmişti ancak bu konu Haşd Şabi ile İran İslam Cumhuriyeti işbirliği ile önlendi.

IŞİD karşıtı koalisyonun üyelerine gelirsek, söz konusu koalisyona üye olan 40 ülke arasındaki isimler, ilk günlerden itibaren bu koalisyonun hedefinde IŞİD terör örgütüne karşı savaşmanın olamayacağı belli oluyordu.

Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn de söz konusu koalisyonda yer alıyordu ve kadın bir pilotun koalisyonda bulunması haftalarca medyalar tarafından haber değeri kazandı ve asıl konu unutuldu. Koalisyonda yer alan bazı ülkeler resmen IŞİD’ı destekliyordu ve hatta bu ülkelerden bazılarının medyalarında IŞİD terör örgütüne açıkça devrimci göçebeler adı verilmişti.  Söz konusu haber ajanslarının arasında Suudi rejimine ait olan el-Arabiye yer alıyor, bu haber ajansı IŞİD terör örgütünün liderleri ile göçebelerin liderleri adına röportaj bile yaptı.

Söz konusu koalisyon üyeleri, defalarca IŞİD terör örgütüne destek verdiler ancak bu desteklerin hangi ülke tarafından yapıldığı gibi konular, uluslararası koalisyon sayesinde her seferinde ifşa olmuyordu. Son defa 29 Haziran’da ABD ordusunda ait helikopterler Kerkük’ün güneybatısına iniş yaptılar ve bu defa söz konusu olay Haşdi Şabi veya Irak’ın federal polisi tarafından değil, Iraklı Kürt Peşmergeleri tarafından ifşa edildi. Bununla birlikte ABD’ye ait helikopterlerin videosu da sosyal ağlarda yayınlandı.

Ayrıca Iraklı güçlerin mevzileri uluslararası koalisyon tarafından hedef alındı ve her seferinde ABD söz konusu saldırıların yanlışlık ile gerçekleştiğini iddia ediyordu. Bu saldırılardan en kötüsü 2015 yılında el-Ramadi operasyonunda Irak ordusu mevzilerinin hedef alınmasıdır.

IŞİD karşıtı koalisyonun söz konusu saldırıları bir tek Iraklı askerleri hedef almıyordu, 2017 yılında 17 Mart’ta Musul’un batısında ABD’li savaş uçakları tarafından düzenlenen bir saldırı sonucunda 200’ü aşkın kadın ve çocuk canını kaybetti.

Şimdi ise ABD öncülüğündeki IŞİD terör örgütü karşıtı koalisyonun oluşumundan 4 yıl geçiyor ve ABD’li askerlerin Haşdi Şabi’ye bağlı Seyyid’üş Şüheda taburunu hedef almasına tanık oluyoruz. Bazı raporlara göre; şu ana kadar 35 kişi şehit oldu ve 50’yi aşkın kişi yaralanmıştır. Bunca olayı göz önünde bulundurarak, ABD’nin IŞİD’e karşı savaştaki rolünü değerlendirme doğrultusunda bu saldırıyı nasıl nitelendirmeliyiz?

Iraklıların Telafer ve ardından Kerkük’te yer alan el-Havice ve el-Anbar’da bulunan el-Kaim’e operasyon düzenleyerek, ülkelerini tamamen teröristlerden arındırmak için hazırlanırken, Iraklı güçleri hedef alan bombardımanın arkasında nasıl bir hedef olabilir?  Sizce bu saldırılar ABD’nin Irak’ta IŞİD terör örgütünün yaşamını garanti etmek doğrultusundaki çabalarının devamı değil midir?

En Çok Okunan Dünya Haberler
En Önemli Dünya Haberler
En Çok Okunan Haberler