Arabistan'ın Amerika'nın Nükleer Anlaşmadan Çıkması Nedeniyle Yaşadığı Mutluluk Uzun Sürmeyecek

Arabistan her ne kadar Amerika'nın nükleer anlaşmadan çıkma kararına olumlu tepki vermiş olsa da ancak bu kararın sonuçları uzun vadede Riyad'ın müttefikleri arasındaki etkinliğini etkileyecektir.

Arabistan'ın Amerika'nın Nükleer Anlaşmadan Çıkması Nedeniyle Yaşadığı Mutluluk Uzun Sürmeyecek

Tesnim Haber Ajansı - Amerika merkezli bir dergide yer alan yazıda şu ifadelere yer verildi: Suudi Arabistan'ın, Amerika'nın nükleer anlaşmadan çıkma kararı nedeniyle yaşadığı mutluluk uzun sürmeyecektir.

National İnterest dergisinde Samuel Ramani yazdığı makalede ilk olarak ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkesini nükleer anlaşmadan çıkarma kararına işaret ederek şu ifadeleri kullandı: Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çıkma kararı birçok müttefiki tarafından özellikle de Avrupalı müttefiklerince tepkiyle karşılandı ancak Suudi Arabistan bu kararı büyük bir hoşgörüyle karşıladı.  Trump'ın açıklamasından kısa bir süre sonra, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Amerika'nın kararını desteklediğini belirterek ABD'den İran'a karşı katı bir tutum sergilemesini istedi.

Makalede daha sonra Arabistan tarafından Amerika'nın kararını desteklenmesinin beklenen bir durum olduğunu belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: Trump'ın kararına daha ayrıntılı bir şekilde bakıldığında Arabistan'ın bu sevincinin kısa süreceği görülmektedir çünkü bu karar Arabistan ile bölgedeki müttefikleri arasındaki anlaşmazlığın artmasına neden olabilir ve İran'ı Arabistan'ın bölgedeki nüfuzunu azaltmak amacıyla daha saldırgan politikalar uygulama konusunda cesaretlendirebilir. Trump'ın nükleer anlaşmadan çıkması Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'nin birlik beraberliğinin zayıflamasına neden olmaktadır. Öyle ki siyasi blok Katar krizi ve İran'a karşı tutum konularında ikiye ayrılmış durumda. Bir yanda Arabistan, Bahreyn ve BAE'den oluşan İran'ın Batı Asya'daki krizin ve istikrarsızlığın kaynağı olduğuna ve bu nedenle kendi köşesine çekilmeye mecbur bırakılması gerektiğine inanan taraf her ne pahasına olursa olsun Tahran'ın sindirilmesi gerektiğini savunmakta, diğer tarafta Kuveyt ve Umman'dan oluşan ve İran ile anlaşma taraftarı olan ve her ne kadar Arabistan'ın İran'ın uygulamalarına yönelik endişelerini dile getirseler de ancak İran ile işbirliği ve ticaret yapmanın bölgenin istikrarı için yararlı olacağını savunmaktadır. Bu durumda, Arabistan'a göre, Doha ile Tahran arasındaki sağlam ilişki şeyh bölgesine (Katar) yönelik kuşatmanın devam etmesinin gerekçesidir. Ancak buna karşın Kuveyt şunu vurgulamaktadır; İran-Katar işbirliği Doha'nın Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'nin diğer üyeleriyle işbirliği yapmasına engel olmamalıdır. 

National İnterest dergisinde yer alan ifadelere göre, Amerika Birleşik Devletleri'nin nükleer anlaşmadan çıkması Suudi Arabistan'ı Kuveyt ve Umman'a İran ile anlaşmalarını bozma konusunda baskı yapmaya ikna edebilir; özellikle Riyad'a göre, Amerika'nın İran politikasını değiştirmesi Arabistan'ın Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'ndeki nüfuzunun artmasını sağlayacak gibi görünüyor. Ancak buna karşın Amerika'nın kadim müttefikleri olan Kuveyt ve Umman en azından İran ile ticaretleri dolayısıyla kınanma ve Suudilerin baskısı karşısında direnç gösterme konusunda kendilerine güvenmektedir.

Buna göre, eğer Kuveyt ve Umman Arabistan'ın taleplerini kabul etmez ve onların baskıları karşısında boyun eğmezse, Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'nde bu iki kutup arasında İran konusundaki anlaşmazlık artacaktır. Bu anlaşmazlığın devamı bu siyasi bloğun etkinliğinin toplu güvenlik birimi olarak azalmasına neden olabilir. Arabistan ve BAE arasındaki güvenlik anlaşması Yemen'in işgal edilmesi sonucu Katar tarafından zayıflatıldı ve Fars Körfezi İşbirliği Konseyi içinde yaşanan derin anlaşmazlık Riyad'ın nüfuzunun daha da azalmasına neden olabilir.

National İnterest dergisinde yer alan makalede daha sonra şu ifadelere yer verildi: Eğer İran Trump'ın nükleer anlaşmadan çıkma kararına karşılık verirse ve zenginleştirme programına yeniden başlarsa, Arabistan'ın güvenliği kat be kat zarar görecektir. Burada dikkat çeken nokta ise, Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed Bin Selman daha önce yaptığı bir açıklamada kullandığı şu ifadelerdir: Eğer Arabistan nükleer programına tekrar başlarsa, Arabistan nükleer silah almaya çalışacaktır; bu durumda nükleer anlaşmanın başarısızlığı Arabistan'ın hedefleri ve yer edinme çabalarıyla ilgili şüphelerin artmasına sebep olacak ve büyük ihtimalle Riyad ve Washington arasındaki barışçıl nükleer enerji görüşmelerini de etkileyecektir. Çünkü eğer İran uranyumu zenginleştirmeye yeniden başlarsa, Washington yetkilileri bölgede yeni bir silah rekabeti başlama ihtimalinin farkında olacaktır. Bu arada, bölgede yeni bir silah rekabetine karşı BAE'nin atom silahları alma adımı atma ihtimali Arabistan'ın çok tedirgin olmasına neden olabilir; çünkü Birleşik Arap Emirlikleri atom silahlarına sahip olduğunda artık Arabistan'a bağlı olmayacak ve dış politikasını Suudi Arabistan'ın menfaatlerine aykırı olarak düzenleyecektir. 

Makaleyi kaleme alan yazar son olarak şu ifadeleri kullandı: Her ne kadar Suudi yetkililer Trump'ın nükleer anlaşmadan çıkma kararını açıkça desteklese de ancak uzun dönemde Amerika'nın bu adımı Arabistan'ı üzecektir. Trump'ın İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çıkması Fars Körfezi İşbirliği Konseyi'nde yeni kutuplaşmalara neden olacaktır ve sonuç olarak Arabistan'ın Yemen'deki dar ve kısıtlı başarı alanı daha da karmaşık hale gelecektir.

En Çok Okunan Dünya Haberler
En Önemli Dünya Haberler
En Çok Okunan Haberler