جام جهانی 2022 قطر
 

Ukrayna'nın Tahran Büyükelçisi: İran gibi gerçekten kendi ordumuz olmalı


Ukrayna'nın Tahran Büyükelçisi: İran gibi gerçekten kendi ordumuz olmalı

Ukrayna'nın Tahran Büyükelçisi Sergey Burdiliak, "Batı ülkeleri Ukrayna'nın NATO üyeliğini kabul etmeye hazır değildi, o halde neden bizi beklemedikleri bir yere gidelim? İran gibi kendi ordumuz olmalı ve ona yatırım yapmalıyız." dedi.

TesnimHaberAjansı- Ukrayna'daki savaş hala devam ediyor. Bazı askeri uzmanlar krizin aylarca veya yıllarca sürebileceğine inanıyor. Rusya-Ukrayna savaşı, Ukrayna toplumunun ve politikacılarının Batı'ya bakışını büyük ölçüde değiştirmiş olabilecek bir savaş. Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelensky, Rus saldırganlığı karşısında Batı'nın Ukrayna'ya yetersiz desteğini defalarca eleştirdi. NATO ise, Ukrayna'nın tam üyeliğini kabul etmeyi veya desteklemeyi reddetti.

Bu konuda Ukrayna'nın Tahran Büyükelçisi Sergey Burdiliak, Tesnim Haber Ajansı'na verdiği özel demeçte ülkesindeki son durumu değerlendirdi.

*İlk sorumuz Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaş açmasının nedenleriyle ilgili. Bazıları bu savaşın temel nedeninin Ukrayna hükümetinin Rusya'nın politikalarıyla çelişen bazı yaklaşımları olduğuna inanıyor, örneğin Ukrayna'nın NATO'ya tam üyelik talebi. Ruslar Ukrayna'daki Neo-Nazi tehdidini ortadan kaldırmak istediklerini açıklıyor ve bu nedenle Ukrayna'ya yönelik saldırılarını savaş değil, özel bir operasyon olarak nitelendiriyor.

Sizin görüşün nedir? Bu faktörler savaşın başlamasında ne kadar etkiliydi?

Bazı Rus uzmanlar ve yetkililer ve hatta Doğu ülkelerindeki analistler ile bazı İranlı yetkililer, Rusya'nın askeri saldırısının ana nedenini NATO'nun doğuya genişleme politikasına bağlıyor.

Ukrayna yönetimi defalarca Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'ne (NATO) katılmak istediğini belirtti ve bu hak Ukrayna anayasasında bile yer alıyor.

Son dönemlerde Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelensky defalarca Batılı ve Avrupalı yetkililere şu soruyu yöneltti: Ukrayna'yı NATO'ya kabul etmeye hazır mısınız?

ABD Başkanı Joe Biden mevcut durumda Ukrayna'nın üyeliğini kabul etmeyeceklerini söyledi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de önümüzdeki 10 ila 20 yıl boyunca Ukrayna'nın üyeliğinin kabul edilmeyeceğini ifade etti. Eski Almanya Başbakanı Angela Merkel, Ukrayna'nın NATO'ya katılmak için önce bazı reformlar yapması gerektiğini belirtti. Fransa Cumhurbaşkanı Macron Ukrayna'nın şu anda NATO'ya katılamayacağını söyledi. İngiltere Başbakanı Johnson da Ukrayna'yı örgüte üye olarak kabul etmeyeceğini ifade etti.

Yani tüm Batılı liderler "Ukrayna'yı NATO üyesi olarak kabul etmiyoruz." dedi.

Şimdi, NATO'nun doğuya doğru genişlemesinin Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline yol açtığı gerçeğine bakışınızı değiştirecek başka bir konudan bahsetmek istiyorum.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgal etmesinin ardından iki tarafsız Avrupa ülkesi, İsveç ve Finlandiya NATO'ya katılma niyetlerini açıkladılar.

NATO, önümüzdeki birkaç ay içinde bu konuyu gündeme getirmeye ve bu iki ülkenin NATO'ya katılmasını kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi.

Füzeler Ukrayna'dan Moskova'ya kıyasla Finlandiya'dan Rusya'nın ikinci başkenti St. Petersburg'a daha çabuk ulaşıyor. Bu da Finlandiya'dan Ukrayna'ya yönelik askeri tehdidin daha da büyük ve tehlikeli olduğu anlamına geliyor.

Peki Putin Finlandiya'dan gelen bu tehdit karşısında ne yapıyor? Hiçbir şey.

NATO'ya katılmak isteyen bu ülkeler Rusya için Ukrayna'dan daha fazla tehdit oluşturuyor, ancak Putin Ukraynalı sivilleri öldürmek için askeri güç gönderiyor.

Bunun için Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırganlığının temel nedeni NATO üyeliği değil. Bana göre Putin'in Ukrayna'ya saldırısının ana nedeninin NATO üyeliği olduğunu söyleyen askeri uzmanlar ve politikacılar yanılıyorlar.

Ukrayna'da Neo-Nazi gruplarının varlığı iddiasına gelince şu anda Ukrayna'da çalışan binlerce yabancı gazeteci var ve hepsi bu grupları bulmaya çalışıyor, ancak başaramadılar; çünkü Ukrayna'da böyle bir grup yok.

Ukrayna'da son cumhurbaşkanlığı seçiminde halkın yüzde 75'i veya daha fazlası Yahudi olan Cumhurbaşkanı Vladimir Zelensky'ye oy verdi, dolayısıyla Ukrayna'da Neo-Nazilerin varlığıyla ilgili bilgiler daha çok sahte haberlerdir.

*Açıklamaların çoğu, Ukrayna'da halen Rusya ile savaşan ve Neo-Nazi grupları olarak tanımlanan Azov taburuna işaret ediyor.

Azov taburunda çoğu Rusça konuşan askerler bulunuyor. Orada kimin bulunduğuna ve kimin Rusya'ya karşı savaştığına bakınız. Ukraynalılar, Tatarlar, Yahudiler, Polonyalılara ve farklı ülkelerden gelen insanlar var Mariupol'da.

Ukrayna halkının Neo-Nazi olması ya da Ukrayna'da Neo-Nazi grupların bulunması Rusya'nın saldırması için kesinlikle bir gerekçe değil, bu Putin'in kişisel kararıydı.

Rusya'nın Ukrayna'ya karşı savaşının nedeni, bizim Ruslardan farklı olmamız ve ülkemizin kalkınma yolunu seçmesidir.

*Ukrayna'da sivillerin öldürülmesine dair bazı şüpheler olduğu ortaya atıldı. Bazıları Kramatorsk olayının Azov taburu tarafından bir algı operasyonu için gerçekleştiğini inanıyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Bu tür haberlere çok temkinli yaklaşıyorum.

Yüzlerce yabancı gazeteci, Ukrayna silahlı kuvvetleri Buça veya yakındaki diğer kasabalara girdikten sonra onlara eşlik etti ve burada Rus güçlerinin suçlarının tüm kanıtlarını gördüler ve kaydettiler. Buça'daki yaşanan olaylar için uluslararası bir komisyon kuruldu. Dünyanın en iyi müfettişleri ve en iyi savcıları ve avukatları olay yerinde işlenen suçlar üzerinde çalışıyor ve tüm kanıtları daha sonra Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanı'nda göreceğiz.

Kramatorsk kentinde bulunan tren istasyonuna isabet eden roketin nereden ateşlendiğini gösteren pek çok bilgi ortaya çıktı. Elbette İranlılar; ABD veya İngiliz istihbarat verilerine inanmayabilir, ama bağımsız istihbarat teşkilatları roketin nereden geldiğini ve kimin ateşlediğine dair bilgileri doğruladı.

*Bazı uzmanlar, ABD'nin şu anda Ukrayna'da tanık olduğumuz savaşı kazandığına, yani Ukrayna'nın bir şekilde süper güçlerin mücadelesinin kurbanı olduğuna inanıyor. Batı ülkelerinin, özellikle de ABD'nin bu savaştaki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bana göre bu savaşın asıl galibi Çin.

Amerika Birleşik Devletleri ağırlığını koyarak Batılı ülkeleri birleştirmeyi başardı, örneğin İngiltere, Avrupa Birliği'nden (AB) ayrıldıktan sonra etkin gücünü gösterebildi. Öte yandan Fransa ve Almanya gibi bazı Avrupa ülkeleri de Rusya'ya karşı savaşta Ukrayna'yı destekleme noktasında hazır olmadığından dolayı zayıf bir performans sergiledi.

*Savaş sırasında Ukrayna Devlet Başkanı Sayın Zelensky'nin Batılı ülkelerin Ukrayna'ya destek konusundaki performansını eleştirdiğini ve şikayet ettiğini birçok kez gördük. Batı'nın mevcut savaşa yaklaşımı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelinsky'nin açıklamalarına katılıyorum. Batı'nın Ukrayna'ya yaptığı yardım yeterli olmadı ve Ukrayna halkının ve Cumhurbaşkanı'nın memnuniyetsizliğini anlıyorum.

Ülkelerin bu zafiyeti de ilkeli ve kurumsaldır ve bazı Batılı liderlerin her zaman olduğu gibi Rusya ile ticaret yapmaya devam ettiğini görüyoruz. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) yabancı bir ülkenin bağımsız bir devlete yönelik saldırganlığına karşı irade ve güç eksikliğini de gördük.

Aslında Batılı ülkeleri eleştirmek için pek çok nedenimiz var.

Onlar savaşın çok yakında biteceğini düşündüler. Bu yüzden bize en başından çok hafif silahlar verdiler, çünkü bu savaşın Afgan mücahitlerin Rusya ile savaşı gibi bir gerilla savaşı olacağını düşündüler.

Rusların Buça kasabasında işledikleri suçlardan sonra Batılı ülkeler bizim için çok önemli olan silahları gönderdiler.

Rusya ve ordusu, Ukrayna'da işledikleri suçlardan dolayı adalete teslim edilip yargılanmalı.

*Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelensky'nin geniş yankı uyandıran sözlerinden biri, ülkesinin geçmişte nükleer kabiliyeti gibi askeri gücünün yok edilmiş olmasından duyduğu üzüntüydü. Cumhurbaşkanı Zelensky bunun Ukrayna'nın zayıflamasının ve ülkenin başka bir ülkenin saldırısına maruz kalmasının nedenlerinden biri olduğunu dile getirdi. Size göre Ukrayna'nın nükleer askeri yeteneklerinin ortadan kaldırılması ne kadar etkili oldu?

Şu anda hem Ukraynalı elitler ve politikacılar hem de diğer kişi ve bireyler, askeri ve nükleer yetenekleri yok etmenin büyük bir hata olduğuna inanıyor, şimdi bu kararın bir suç ve ihanet olup olmadığını söyleyemem.

1996 yılında Ukrayna çok genç ve zayıf bir ülkeydi. Ukrayna'nın genç bir ülke olduğu bir dönemde Ukrayna askeri silahlarının teslimatı karşılığında güvenlik garantilerinin verilmesini öngören bir anlaşma sağlanmıştı. Bu anlaşmanın (Budapeşte anlaşması) imzacılarından biri de Rusya.

O dönemde garantör bir ülkenin (Rusya) bizim topraklarımıza böyle bir saldırı yapmak isteyeceğini hayal bile edemezdik.

*Medya olarak, savaşta taraf tutmadan her iki tarafın da görüşlerini veya gelişmeleri olduğu kadar yansıtmaya çalışıyoruz. İran İslam Cumhuriyeti elbette bu savaşa karşı duruşunu ortaya koydu ve her iki tarafı da sorunu diyalog ve barış yoluyla çözmeye çağırdı. Bu savaşın süresine ilişkin analiziniz nedir?

Ukraynalı analistlerin çoğu, savaşın aktif aşamasının birkaç ay daha süreceğine inanırken, ABD Genelkurmay Başkanı gibi Batı'daki bazı politikacılar bunun birkaç yıl sürebileceğini düşünüyor, ancak çoğu Ukraynalı askeri uzman ve ordu bunun birkaç ay süreceğine inanıyor.

Şimdi bu savaşın ikinci dalgasını bekliyoruz, çünkü Rusya ilk aşamada kaybetti. Ruslar ilk birkaç gün içinde Ukrayna topraklarını işgal edip cumhurbaşkanlığını devirebileceklerini sandılar.

İran İslam Cumhuriyeti'nin Ukrayna krizi ile ilgili yaklaşımını tarafsız olmaktan ziyade daha çok kayıtsız olarak nitelendiriyorum. Küçük Ukrayna ülkesi dünyanın en büyük ülkesi olan Rusya'ya saldırmadı. Ukrayna ülkesine saldıran büyük Rusya'dır.

Tarafsızlık, "Bir ülkenin diğerine saldırdığı savaşta ateşkes ilan edin ve güçlerinizi sınırdan geri çekin" demektir.

Saldırı yapan taraf Rusya'dır, bu yüzden güçlerini geri çekmeli, aynı zamanda yok ettikleri tüm kentleri yeniden inşa etmeli ya da tazminat ödemelidir.

*    Ukrayna'nın     talebine rağmen NATO ülkenizi kabul etmedi ve siz de Rus saldırganlığı karşısında sizi desteklemediğini söylediniz. Ukrayna hala NATO'ya katılmak istiyor mu?

Batılı ülkeler Ukrayna'nın NATO üyeliğini kabul etmeye hazır değildi, o halde neden bizi beklemedikleri bir yere gidelim?

Tabii ki, NATO üyeliğinin maliyeti ulusal bir ordu kurmaktan daha ucuzdur, çünkü bu durumda (NATO üyeliği) ülkenin brüt kârının yüzde ikisi harcanmış olacak, ancak bir ulusal ordu oluşturup geliştirmenin maliyeti daha yüksek.

Fakat Batı ülkeleri ve NATO, Ukrayna'nın katılımına hazır değilse, kendi ordusu ve kuvvetleri olan İsrail gibi bir örnek seçmeliyiz ve İsrail modelini beğenmiyorsanız, Doğu Avrupa'da İran gibi kendi ordumuz olmalı ve ona yatırım yapmalıyız. Kendi silahlarımızı üretip geliştirmeliyiz, tabii ki ambargo olmamalı; Umarım İran İslam Cumhuriyeti'ne uygulanan ambargo en kısa zamanda kaldırılır.

En Çok Okunan Röportaj Haberler
En Önemli Röportaj Haberler
En Çok Okunan Haberler