Putin'in Erdoğan’a Gaz Teklifnin Sebebi Ne?


Putin'in Erdoğan’a Gaz Teklifnin Sebebi Ne?

Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Türkiye’de elektrik ve doğal gaz faturalarında büyük artış yaşanırken ülkesinin uluslararası doğal gaz dağıtım merkezi olacağını duyurdu.

Tesnim Haber Ajansı- Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Türkiye'nin uluslararası doğal gaz dağıtım merkezi olacağını bildirdi. Rusya Devlet Başkanı Putin'in gaz teklifinden sevinen AK Parti hükümetine yakın medya organları ise AB'ye gaz tedariki için Türkiye'nin en güvenli güzergah olduğunu ve kurulacak merkezin aynı anda bir fiyat belirleme alanı olarak da çalışabileceğini bildirdi.

Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan ziyareti dönüşü uçakta gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, hükümete yakın gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Yurt dışı gezilerinde Erdoğan'a eşlik eden kıdemli gazeteciler, Erdoğan'ın sözlerinin ayrıntılarıyla ilgili asla soru sormaz, böylece cumhurbaşkanı kendisini her zaman kazanan bir müzakereci olarak sunar.

Erdoğan bu kez de aynı şekilde davrandı ve Türkiye'de elektrik, doğal gaz ve enerji fiyatlarının eşi benzeri görülmemiş bir rekora ulaştığı ve insanların zor durumda olduğu bir durumda vaatlerde bulunarak politikasını ilerletiyor.
Rusya Devlet Başkanı Putin'in gaz sevkiyatında Türkiye önerisine dair Erdoğan, "Böyle bir dağıtım merkezi için, bu iş için tabii ki Trakya en önemli yer olarak görülüyor. Biz başta Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza ve Rusya tarafında ilgili kuruma müşterek bir çalışma yapmaları talimatını Sayın Putin ile birlikte verdik. Orada bu çalışmayı yapacaklar. En uygun yer neresiyse bu dağıtım merkezini orada inşallah kurmuş olacağız. Burada bekleme diye bir şey yok. Kararı bugün hemen süratle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımıza verdik. Aynı şekilde aynı anda Rusya'dan (Gazprom Başkanı) Miller de bu toplantıdaydı, o da talimatı aldı." dedi.

Putin Erdoğan'a Neden İmtiyaz Verdi?

Yandaş medya sürekli olarak Putin'in Erdoğan'ın liderlik karizmasından etkilendiği için Türkiye'ye birçok imtiyaz verdiğini iddia ediyor!

Ancak gerçek nedir? Putin, Erdoğan'ın düşüncelerinden, siyasi yaklaşımından ve pragmatik karakterinden gerçekten etkileniyor mu?

Bu soruya şöyle yanıt verilebilir:  AK Parti medyasında iddia edilenin aksine Türkiye'nin jeopolitik konumu  ve kendine özgü siyasi coğrafyasıyla ilgili faktörler Putin ekibi için büyük önem taşımaktadır. Zira bu kritik durumda, Moskova'ya birçok fayda sağlayabilir. 

Türkiye, Karadeniz'de tahıl taşıyan gemilerin geçişi ve Türk Akımı boru hattı konusunda Rusya'ya büyük kazançlar sağlıyor ve bu Erdoğan'ın bireysel ve siyasi yetenekleriyle değil, ülkesinin coğrafyasıyla alakalı bir şey.

Rusya’nın Türkiye'ye imtiyaz vermesinin ikinci nedeni ise Putin ekibinin Türkiye'nin geleceği ile Moskova-Ankara ilişkilerine siyasi bakışıdır. Moskova, AK Parti’nin Batı ile iyi bir ilişkiye sahip olamayacağını ve Rusya ve Çin ile derin bir ortaklık kurmak istiğini fark etmiştir. Ancak Erdoğan'ın muhalifleri iktidara gelirse, batı odaklı politikalarıyla Türkiye'yi bir kez daha Rusya'dan uzaklaştırabilir. Bu nedenle Putin, seçim propagandasında kendisini benzersiz bir ulusal lider olarak tanıtmasına ve oy toplamasına katkı sağlamak için enerjiyle ilgili Erdoğan'a bazı imtiyaz vermeyi yeğlemiştir.

Erdoğan'ın 'Stratejik Körlük' İfadesi

Avrupalıların Türkiye tutumunu eleştiren Erdoğan Avrupa Birliği liderlerinin stratejik körlüğe düştüğününe inanıyor!
Erdoğan, Avrupa Birliği’nin karşı karşıya olduğu sorunlarla iligili olarak, “Birlik, son dönemde, mülteci krizi, İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, finansal ve mali kırılganlıklar, Birleşik Krallık’ın üyelikten ayrılması ve koronavirüs salgını gibi pek çok meydan okumayla karşı karşıyadır. Birliği ve geleceğini tehdit eden bu sıkıntıların aşılması; dayanışmaya, işbirliğine, cesur ve kuşatıcı bakış açısının yeniden hâkim olmasına bağlıdır. AB’nin en büyük engeli stratejik sabır ve vizyon eksikliğidir.” dedi.

AB'nin Türkiye'yi umursamamasından şikayet eden Erdoğan, “Tarihi, coğrafi ve beşeri bakımdan Avrupa’nın bir parçası olan Türkiye, Birliğin karşılaştığı sorunların çözümü ve etkinliğinin artırılması hususunda üzerine düşeni yapmaya hazırdır. Ülkemizin katkısı ve desteği olmadan Birliğin güçlü bir şekilde varlığını devam ettiremeyeceği aşikârdır. Hal böyleyken Avrupa Birliği, tam üyelik yolunda ülkemize verdiği sözleri yerine getirmemiş ve üyelik sürecimiz sürekli yokuşa sürülmüştür. Bazı üye ülkelerin Türkiye’yle ikili meselelerini Birlik koridorlarına taşıması, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini esir almış, Birliğin küresel tehditlerle mücadele kapasitesini zayıflatmıştır. Temennimiz, Avrupa Birliği’nin Türkiye’yle ilişkilerini karşılıklı saygı ve güven üzerine inşa edilen, sağduyulu ve stratejik bir bakış açısıyla yürütme yeteneğini sergilemesidir. Birliğin yarattığı çifte standart ve engellere rağmen Türkiye, stratejik hedefi olan Avrupa Birliği'ne üye olma yolunda çalışmaktadır. Avrupa Birliği’nin içine düştüğü stratejik körlükten bir an önce kurtulmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Rusya'ya Yakın, Avrupa'dan Uzak

Bu sözler Recep Tayyip Erdoğan'ın halen Avrupalılarla tehdit ve güç diliyle konuştuğunu gösteriyor. Erdoğan’ın ifadeleri mülteci kartını kullanarak taleplerini Avrupa Birliği'ne empoze etmeye çalışan önceki politikasının devamıdır. Erdoğan daha önce Türkiye'nin 4,5 milyondan fazla göçmeni Avrupa’ya gönderip onları büyü bir krize sokacağını bildirmişti. Şimdi Erdoğan, mülteci tehdidinin ardından enerjiyi de bir kart olarak kullanmaya çalışıyor.  Bu, Avrupa’nın Ankara'nın taleplerine boyun eğmemesi halinde Rus gazı sevkiyatının durdurulacağı anlamına geliyor.

Peki böyle bir tehdit Avrupalıları gerçekten korkutabilir mi? Bunun cevabı hayır gibi görünüyor. Zira, gaz sevkiyatından elde edilen gelire ihtiyacı olan Türkiye'dir. Ayrıca  gaz iletimini kolaylaştırma rolü üstlenecek Türkiye gazın asıl sahibi değil ve vana kapatma hakkı yok.