Hüseyin Özbek

AKP ve PARALEL YAPI HUKUKSUZLUKLARDAN MÜŞTEREKEN SORUMLUDURLAR

Haber Numarası: 997922 Bölüm: Görüş/Röportaj
حسین ازبک ، دبیر کانون وکلای ترکیه

Siyasi iktidar kendisini hukukla sınırlı görmez ise, hukuka saygı duymaz, mahkeme kararlarını uygulamak istemez, siyasi isteklerini onaylayacak bir yargı ve hukuk ister ise neler yaşanacaksa onları hep beraber yaşadık. Yakın zamana kadar siyasi iktidar ile paralel yapı olarak tanımladıkları kesim arasında tam bir uyum vardı.

Tesnim Haber Ajansı - Tarihin dönüm noktaları ya adaletle yâda adaletsizliğe karşı verilen mücadeleyle gerçekleşmiştir. Tarihçilerin girişteki bu kritik saptamasından yola çıkarak topyekün bir saldırı altından olan Batı Asya’da demokrasi hukuk adalet kavramını derinlemesine incelemek gerekir diye düşündük. Özellikle emperyalizmin mezhep ve kimlik üzerinden yaptığı açık saldırıya hukuk ve adalet sistemi nasıl alet oluyor? Tasnim Haber Ajansı İstanbul sordu Dünyanın İkinci büyük Barosu olan İstanbul Barosunun Genel Sekreteri Hüseyin Özbek yanıtladı. Deneyimli hukukçu hukukun siyasete nasıl alet olduğunu anlattı.        

Muhabir: Sayın Özbek Dünya değişirken en çok konuştuğumuz tartıştığımız başlıklar arasında hukuk ve adalet kavramları ilk sırada yer alıyor. Anlaşılan o ki daha uzun zaman bu konular gündemden düşeceğe benzemiyor. Özetle hukuk ve adalet kavramı nedir desem nasıl yanıtlarsanız?

        H.Ö. : Hukuk, bireylerin ve kurumların devletle ve birbirleriyle ilişkilerini tanzim eden, herkesin ve her kurumun uymak ve saygı göstermekle yükümlü olduğu kurallar manzumesidir. Bir başka tanımla toplumsal, ekonomik ve siyasi hayatı tanzim eden kural ve yaptırımlar sistematiğidir. Adalet ise ülkede geçerli olan hukuk sistematiğinin uygulanmasının hem kurumsallığı hem de pratiğidir. Ülkede adaletin adil biçimde tecellisi için öncelikle Anayasa başta olmak üzere hukukun çağdaş içerikte ve çağdaş, evrensel hukuk düzeyinde olması gerekmektedir.

 Muhabir : Dil-Din-Irk-Mezhep ayrımı gözetmeden bir adalet ve hukuk anlayışı olmalıysa neden bu kadar kafa karışıklığı yaşıyoruz. Alınan kararlar yazılı hukuk kuralları olmasına rağmen neden adaleti hissetmiyoruz? Siyaset bu kadar etken mi?

        H.Ö. : Hukukun referans noktası ne olursa olsun her türlü diktacı, baskıcı, insan haklarını, düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayıcı, sınırlayıcı anlayış sahiplerine hukuk meşruiyeti sağlamamalı, antidemokratik, diktatoryal yönetimlere hukuk payandası olmamalıdır. Sorunun ana kaynağı dikta özentisi içinde olanların hukuku gücün ve baskının meşruiyet aracına dönüştürmek istemesinden kaynaklanmaktadır. Hukukun gücünün belirleyici olması gerekirken gücün hukukuna dönüştürüldüğü için adalet gerçekleşmemektedir.

                  BATI ASYA’DA HUKUK NASIL ŞEKİLLENİYOR?

Muhabir: Dilerseniz bölgemizden devam edelim. Buralara demokrasi getireceğiz diyenlerin kan ve gözyaşı dışında getirdikleri hiçbir yok. Emperyalizm sadece bunu yapmıyor bölgemizde aynı zamanda ülke siyasetlerinde dolayısı ile hukuk, adalet, kamu kurumlarında da çok etkin oldukları gözüküyor. Durum böyle galiba burada hukuksuzluk ve adaletsizlikten nasıl kurtulmalıyız diye mi sormalıyım?

       H.Ö. : Emperyalizmin ekonomik kaynakları talan için girdiği yerlerde hukuk kapı dışarı edilir. Emperyalist talancıların sömürgeci anlayış sahiplerinin milli hukuk yerine sömürge hukukunu insan hakları ve sahte özgürlük makyajıyla pazarlamalarının dışında samimiyetleri yoktur. Ortadoğu’ya çağdışı diktatörlükleri tasfiye edip, özgürlük ve demokrasi inşa etme iddiasıyla gelenlerin samimiyetsizlikleri ortadadır. Demokrasinin, çağdaş hukukun içten, yerli, milli dinamiklerle inşasının dışında bir yol görünmemektedir. Ülkeler ve halklar demokrasiyi özgürlük mücadelesi sonucu inşa edebilirler.

Muhabir: Hüseyin Bey biraz daha özele indirgemek istiyorum. Yaşanılan bu siyasi süreç örneğin Arabistan, Bahreyn, Mısır gibi ülkelerde yargılama süreçlerini nasıl etkiliyor?

       H.Ö. : Çağdışı, monarşik, teokratik yönetimlerde ne demokrasi, ne özgürlük, ne de hukuk ve adalet olur. Ülkeye ve devlete hâkim olan otoritenin dikta yönetimi adalet ve hukukun da üzerinde olduğu için yargı bağımsız olamaz. Diktatörlük ne arzu ediyorsa adil olmayan adalet mekanizması ona göre karar verir.

Muhabir: Yine aynı bakış ile devam edelim. Bulunduğumuz coğrafyada örneğin Fars körfezi ülkelerinde özellikle Suudi Arabistan’da yargılama süreçleri hukuki açıdan ne kadar standart durumda?

      H.Ö. : Bunu yalnızca Suudi Arabistan’la sınırlamak doğru değildir. Diktacı. Teokratik, monarşik yönetimlerin tamamında yargılama süreçleri siyasi iktidarın arzusu istikametinde seyreder.

                          ŞEYH NEMR'İN İDAMI SİYASİ MİYDİ?                       

Muhabir: Suudi Arabistan'da aralarından Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr'in de bulunduğu 47 kişi idam edildi. Şeyh Nemr ve siyasi muhaliflerin infazı ne kadar siyasi amaçlı olabilir?

      H.Ö. : Ne yazık ki bölgemizde emperyalizmin de kışkırttığı bir mezhep kutuplaşması söz konusudur. Müslüman ve mazlum coğrafyamızdaki halkların emperyalizme karşı dayanışma içinde olması gerekirken, kendi aralarındaki mezhep kutuplaşması ve mezhep eksenli ayrışması, nüfuz mücadelesinin sonunda emperyal güçlerin dışında karlı çıkan olmaz! Yargılamalarda ve adalet terazisinin hukuk eksenli tartması gerekirken mezhep eksenli tarttığı anlaşılıyor. Söylediğimiz gibi mezhep temelli ayrışmanın kazananı olamaz. Geçmişte bunun çok sayıda örneği vardır.

Muhabir: Bu konuda en net ve sert tepki İran’dan geldi. Ancak kendilerini demokrasinin beşiği olarak ilan AB Ülkeleri ve ABD  özellikle medya aracılığı ile idamları savundu bu durumu nasıl anlamak gerekiyor?

       H.Ö. : Öncelikle bir hukukçu olarak belirtmek isterim ki ceza hukukunda idamın yeri olmamalıdır. Hukuk muhalefeti sindirmenin, iktidarı güçlendirmenin bir aracı olmamalıdır. Zalimin mızrağına dönüştürülmenin tam aksine hukuk ve adalet mazlumun savunma kalkanı olmalıdır.

Muhabir : Bu idamlarla kime gözdağı verildi. Bölgede Emperyalist saldırılara tepki koyacak muhtemel isimlere mesaj verildi diyebilir miyiz?

      H.Ö. : Muhalif anlayışlara karşı çok etkili caydırıcı önlem olarak düşünülmüş olabilir. Bu tür hukuki olmaktan ziyade siyasi olan kararlarla hukuk muhalefeti tasfiye aracına dönüştürülmek istenmiş olabilir.

                 ‘ULUSLAR ARASI KURUMLARA BEL BAĞLANMAZ’

 Muhabir : Uluslararası kurumların bu bölgede olan hukuksuzluk durumları karşısında sessiz kalmasının nedenleri ne?

     H.Ö. : Uluslararası kurumlara bu anlamda fazla bel bağlamamak gerekir. Demokrasi gökten zembille inmez. İhsan de edilmez. Halkın mücadelesi ile kazanılır. Temel sorun bölge halklarının teokratik, monarşik, diktatoryal yönetimler altında mı yaşamak istediği, yoksa çağdaş demokrasiyi mi tercih ettiğidir. Karar verecek ve mücadele edecek olan o ülkenin halkıdır.

Muhabir: Sayın Özbek şimdi de ülkemizdeki hukuk tartışmalarına geçmek istiyorum. Türkiye iç siyasetinde paralel yapı elemanlarından dolayı yargı ve istihbaratta bir sürü usulsüzlükler ve hukuka aykırı durumlara şahit olduk. Şimdi durum nasıl? Türkiye yargı ve istihbaratı paralel yapıdan kurtarabildi mi? Yoksa hala paralelciler etkinliğini koruyor mu? Bu kamplaşma sertleşecek mi?

       H.Ö. : Siyasi iktidar kendisini hukukla sınırlı görmez ise, hukuka saygı duymaz, mahkeme kararlarını uygulamak istemez, siyasi isteklerini onaylayacak bir yargı ve hukuk ister ise neler yaşanacaksa onları hep beraber yaşadık. Yakın zamana kadar siyasi iktidar ile paralel yapı olarak tanımladıkları kesim arasında tam bir uyum vardı. Yakın geçmişin hukuksuzluklarından müştereken sorumludurlar.

Muhabir: Yasadışı dinlemeler ve dosya hazırlamaların mağdurlarının durumu nedir? Onların hakları korunacak mı? Son olarak Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, İzmir Casusluk Davası nedeniyle meslekten ihraç edilen 30 askeri personelin göreve iadesine karar verdi. Buna benzer süreç devam edecek mi?

      H.Ö. : Siyasallaştırılan hukukun ve güdümlü yargının yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi yine yargı eliyle olmalıdır. Yargı yakın geçmişteki olumsuzlukların telafisi için ve kendi saygınlığı için siyasetin gölgesinden uzaklaşıp adil kararlar vererek geçmişin acıların bir nebze olsun telafi etmelidir. Bizim de temennimiz budur.

                   AKP’NİN YENİ ANAYASASI BÖLGEYİ NASIL ETKİLER?

 Muhabir : AKP'nin yeni anayasa ve başkanlık sistemi ile amacı nedir? Eğer bu gerçekleşirse ülkemiz ve bölgemiz bu değişiklikten nasıl etkilenir?      

      H.Ö. : AKP kendisini Anayasa ve hukukla sınırlamak istemiyor. Anayasa ve hukuku yürütmenin ayak bağı olarak görüyor. Siyasi iktidarın denetiminde ve yürütmenin her türlü girişimine hukuk meşruiyeti sağlayacak olan onaylayıcı ve yürütmeye bağlı bir hukuk istiyor. Yeni diye tanımladıkları kafalarındaki Anayasa ile bu ihtiyacını sağlayacağını düşünüyor.29 Ekim 1923 cumhuriyetinin, ulus devlet ve üniter yapıda kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilip dönüştürülmesi için ihtiyaç duyduğu kendi hukukunu oluşturmak istiyor. Bu isteklerin gerçekleşmesi durumunda ülkenin birliği konusunda ciddi sorunlar ortaya çıkar, Bunun kuşkusuz ki bölgeye yönelik olumsuz yansımaları da olur. Sivil makyajlı bir ayrışma hukukuna yol vermemek gerekir.

 

    Tüm Haberler