Lübnan; Amerika’nın Ortadoğu’daki Özel Masasıdır

Haber Numarası: 1106549 Bölüm: Dünya
باراک اوباما

İran, Irak, Suriye ve Lübnan, “Amerika’nın Ortadoğu siyasetinde” birbiriyle birleştirilmiş dört ülkedirler.

Tesnim Haber Ajansı - Amerika’nın Irak’taki askeri operasyonu ve Saddam hükümetini devirdikten sonra İran ve Suriye’ye karşı “Amerika’nın iki tarafı kontrol altında tutma siyaseti” bu düşünceyi daha da netleştiriyor.

1- Amerika, 2003 yılında Irak’ı işgal ederek Saddam’ı deviriyor.

2- Amerika, Irak’ın işgaliyle eş zamanlı olarak Şam’a tehdit içerikli mesajlar gönderiyor. Şam’ın özellikle İran ile olan ilişkilerinde olmak üzere bölgedeki siyasetini değiştirmesini istiyor ve Amerika hükümetinin istemesi halinde ordunun 24 saat içerisinde Bağdat’tan Şam’a ulaşacağı tehdidinde bulunuyor.

3- Saddam’ın devrilmesiyle eş zamanlı olarak Amerika’nın İran’a karşı askeri tehditleri zirveye çıkarken, siyasi ve güvenlik açısından da baskılar artıyor. Bazı siyasi ve askeri yetkililer, bu tehditlerin “Amerika uçaklarının İran’a doğru hareket etmesi” kadar ilerlediğini açıkladılar.

4- Irak’ın Amerika tarafından işgal edilmesinden kısa bir süre sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Suriye ordusunun tamamen Lübnan’dan çekilmesini ve milis güçlerin (maksatları İslami direniş güçleriydi) silahlardan arındırılmasını öngören (2/9/2004) tarihli 1559 sayılı kararı onaylanıp çıkarılıyor ve Amerika, Suriye’nin batısından Lübnan toprakları içerisinden Suriye’ye karşı yeni bir cephe açıyor. Rusya’nın bu kararın verilmesine onaylaması “Rusya’nın Ortadoğu’daki çaylaklığının” zirvesidir. Başka bir tabirle, Rusya’nın “Amerika ve NATO’nun Libya’ya saldırarak Muammer Kaddafi’yi devirmesini” öngören (17/3/2011) tarihli 1973 sayılı karara onay vermesinden daha kötüdür.

Suriye, Lübnan ve Irak’taki gelişmeler, Amerika’nın 2016 yılında halen 2003 yılındaki “stratejik girişimler” üzerinden hareket ettiğini ve var olan değişikliklerin sadece taktiksel değişiklikleri kapsadığını gösteriyor:

1- 2009 yılında Arap baharı isimli sürecin başlaması, geniş çaplı kaos ve karışıklık dalgalarının Afrika’nın kuzeyinden Suriye’ye geçmesi ve burada silahlı çatışmaların başlamasıyla birlikte Amerika 2011 yılında güçlerini Irak’tan çekiyor ve bu dönemde Suriye’deki iç savaş zirveye ulaşıyor.

2- İran ve Suriye hükümetinin tam bir koordinesiyle Rusya’nın askeri olarak Suriye’ye girmesiyle Amerika’nın Suriye’nin kuzey doğusu ve doğusundaki hareketleri şiddetleniyor.

Amerika açısından Rusya ve Suriye’nin müttefikleri, (Suriye ile Lübnan’ın ortak sınırları gibi) Suriye’nin batı bölgelerinin çoğunu kendi kontrollerinde bulunduruyorlar. Dolayısıyla Suriye’nin doğusuyla Suriye-Irak ortak sınırları hedef seçiliyor.

3- Amerika, (Türkiye tarafından resmi olarak karşı çıktıkları iddiası ortaya atılmasına rağmen) Türkiye ile koordineli olarak Hasake eyaletinde Suriyeli Kürtleri eğitip donattıktan sonra Suriye’nin doğusundaki Rakka’nın kurtarılması planını açıklıyor. Eğer bu plan tutarsa sonra aşama, Amerika Suriye ile Irak arasına uzun süreli bir duvar çekebilmek ve İran ile Suriye’nin ve aynı şekilde Irak hükümeti ile Suriye hükümetinin karadan irtibatını tamamen kesebilmek veya doğrudan kendi kontrolünde tutabilmek için Deyrizor ve Suriye ile Irak ortak sınırlarını ele geçirmek olacaktır.

Ruslar, Rakka’nın kurtarılması için Amerikalılarla ortak operasyondan ümitlerini kestikten sonra Rakka’da herhangi bir değişiklik yaşanmadan önce el-Tabaka havaalanını ele geçirerek Rakka’nın düşmesi ve IŞİD teröristlerinin geri çekilmesi halinde Amerika’nın güç manevralarını azaltmak için Suriye ve müttefiklerinin kara güçlerinin desteğiyle kendileri doğrudan Rakka’nın güneyinden harekete geçtiler. Rakka’nın düşmesi ve IŞİD teröristlerinin geri çekilmesi halinde ki mecburen bu geri çekilme Deyrizor’a doğru olacaktır, Türkiye ve Arabistan kontrolündeki Suriye hükümetine muhalif silah gruplar bu bölgelere yerleşecektir.

4- İran, Suriye ve Irak’ın Amerika’nın dış siyasetinde büyük bir yer kaplamasına rağmen işgal altındaki Filistin ile komşu olması hasebiyle Lübnan, Amerika’nın dış siyaseti açısından “Ortadoğu’da özel masa” konumundadır. Amerika, İslami Direniş ve Hizbullah’a karşı amansız ve bitmek bilmeyen baskılar ve saldırılarla yaparak onun Suriye benzeri çatışmalara girmesini engellemeye çalışıyor ve bu Lübnan’ı sevdiğinden değil bilakis İsrail’in güvenliğin sağlamak istediğindendir:

- Lübnan’da çıkacak herhangi bir savaş, doğal olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (11/8/2006 yılındaki 33 günlük savaşın son bulmasının ardından alınan) 1701 sayılı kararın geçersiz olması demektir ve sonuç olarak da 15000 BM Geçici Görev Gücünün (UNIFIL) Lübnan topraklarını terk etmek zorunda kalması anlamına gelir.

- İsrail rejiminin kuzey bölgelerindeki güvenlik ve istikrarı ortadan kalkacaktır ve herhangi bir grup tarafından düzenlenecek her türlü operasyonun Lübnan’ın güneyinden Filistin’in işgal altındaki kuzey bölgelerine ve doğal olarak oradan da Golan tepelerine sıçraması mümkündür.

5- Amerika 2014 yılından itibaren ciddi bir şekilde Hizbullah’ı Lübnan bankacılık finans döngüsünden çıkarmak peşindeydi ve iki ay öncesinden de bu hayata geçirmeye odaklanmıştır. Bu plan, Hizbullah’ı ekonomik açıdan kuşatma altına alma unvanı altında yapılsa da ancak Lübnan’daki bütün grupların barışçıl ortak yaşamlarını ortadan kaldıracak, istikrar ve huzurlarını yok edecek şekilde tasarlanmıştır. Amerika’nın bu programı, Hizbullah’a ve İslami direnişe karşı açılan yumuşak savaş olup, onunla birlikte direnişe destek veren toplumların cezalandırılmasını da içermektedir.

    Tüm Haberler