İsrail: Hizbullah'ı Caydırmak İsterken Biz Caydırıldık


Yadlin sözlerini şu cümlelerle toparladı: "Hizbullah ile girilen savaşta, zamanın bizim lehimize olduğu hissiyatına kapılmıştık. Biz onlardan çok daha büyük bir güce, onların kaldıramayacağı yeteneklere ve onlardan çok daha fazla silaha sahiptik. Bunların karşısında Hizbullah gibi küçük bir örgüt kırılma noktasına gelecekti. Ancak durum böyle olmadı."

Tesnim Haber Ajansı - İsrail ordusu, Hizbullah gücü ile arasındaki büyük uçurum sebebiyle, uzun yıllar karşılıklı caydırıcı denge unsurunu Hizbullah'a teslim etmedi, ta ki Hizbullah'ı yok etmek için işe koyulduğu girişimler başarısız olana dek. Stratejik ve operasyonel anlamda Hizbullah'ın misilleme gücünü yok etmek ve savaşın maliyetini Hizbullah için yükselterek saldırılara karşılık vermesini engellemek amacıyla başlatılan bu girişimler, İsrail'in arzuladığının zıddı bir dengeyi Hizbullah'a sunmasına sebep oldu.

İsrail Milli Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü Başkanı General Amos Yadlin, güvenlik kordonu ihtilalinden 2006 saldırısına kadar İsrail ve Hizbullah arasında yaşanan bir takım karşılaşmaları özetleyen bir konuşma yaptı. Konuşmasında, İsrail ordusunun caydırıcılık dengesini dayatmasının, Hizbullah'ın başarısında katkı sahibi olduğu ve Direnişe savaş için önemli imkanlar verdiğini belirten General, bu olanların 2000 yılında Güney Lübnan'ı özgürleştirmesine ve 2006 yılında savaşa girme kararı almasına yol açtığını belirtti.

Milli Güvenlik Araştırmaları Enstitüsündeki İkinci Dünya Savaşı hakkında verdiği bir konferans sırasında konuya değinen Yadlin, Hizbullah hakkında çeşitli başlıklar üzerinde durdu. Yadlin 1990 yılında yaşanan iç savaşın ardından İsrail'in caydırıcı gücü konusundaki hedefleri ve bölgede ona direnen tek güç hakkında bir kritik yaptı.

İsrail 1993 ve 1996 yıllarında Hizbullah'a karşı iki büyük operasyon düzenledi. Bu saldırılar nitelikli birer gerilla savaşı olarak öne çıktı. Çünkü bu saldırılar sırasında İsrail ordusu Direnişin sivil çevresini hedef alırken, Hizbullah'ın el-Celil'e roket fırlatmasına olanak sağlayarak, İsrail ordusuna karşı hedeflerine ulaştırdı. Yadlin'e göre Hizbullah bu şekilde yavaş yavaş caydırıcı dengeleri eline aldı. Meşru olarak operasyon düzenlediği bölgelerde, güvenlik kordonuna yoğunlaştı. 2006 ile 2010 yılları arasında askeri istihbarat başkanlığı görevi üstlenen Amos Yadlin, Hizbullah'ın caydırıcılığını aynı zamanda dış operasyonlar yolu ile yoğunlaştırdığını belirtti. 90'lı yıllarda Genel Sekreter Abbas Musavi'nin suikasta uğramasının ardından Hizbullah'ın Arjantin'in başkenti Buones Aires'teki İsrail büyükelçiliğine saldırmasını ve Yahudi merkezini hedef alınmasını örnek gösterdi.

2000 yılında Güney Lübnan'ın özgürlüğüne kavuşması sonrasında Hizbullah'ın elinde 3 "bahane" olduğunu vurgulayan General, bunların Şeba çiftlikleri, tutuklu esirler ve İsrail uçaklarının Lübnan hava sahasına girmesi olduğunu dile getirdi. 2000 yılında İkinci İntifada sırasında Filistin direnişini desteklemek için özel bir birim oluşturulduğuna ve yerleşim operasyonlarına dikkat çeken Yadlin, bunun aracılığıyla 2002'de Lübnan sınırı yakınlarında 6 İsraillinin öldürüldüğünü hatırlatarak, bunun Direnişin Filistinlilere desteğinin somut göstergesi olduğunu söyledi. İsrailli generale göre yaşanan gelişmeler, İsrail'in Filistin topraklarında bir karşılaşma esnasında ikinci bir cepheyi açmaya gücü olmadığını Hizbullah'ın fark etmesini sağladı ve bu durum, Hizbullah'ın İsrail'in yıldığı konusundaki düşüncelerini güçlendirdi.

Yadlin açıklamasında, İsrail'in, bölgesel ve uluslararası gelişmelerin o dönem Hizbullah'ı dizginleyerek zayıflatacağı ihtimali üzerine oyun kurduğunu da belirtti. 11 Eylül olayları ve ardından Washington tarafından yapılan terörle mücadele açıklamaları, Amerika'nın 2003 yılında Irak'a saldırması ve "milislere çözüm" adı altında Hizbullah'ın silahsızlandırılmasını onaylayan 1559 sayılı kararın İsraillilerin bahisleri ve beklentilerini güçlendirdiğini dile getiren İsrailli general, tüm bu beklentilerin hayal kırıklığıyla sonuçlandığını kaydetti.

Yadlin şu sözlerle devam etti: "2005 yılında başbakan Refik Hariri'nin suikasta uğraması ve Suriye ordusunun Lübnan'dan çıkışının ardından Hizbullah, Batı yanlısı güçlerin etkisi ile güç kaybetmiş gibi görünerek İsrail'e, işlerin yolunda ilerlediği, Hizbullah'ın yakında otomatik olarak parçalanacağı izlenimini verdi." Amos Yadlin, konuşmasına eski Genelkurmay Başkanı Moşe Yalon'un o dönem sarf ettiği "Hizbullah'ın füzeleri paslanacak" sözünü hatırlatarak devam etti, ancak Yadlin'e göre hakikat bunun tam tersi yönünde gerçekleşti. Batılı güçlerin tırmanışı karşısında zayıflaması gereken Hizbullah, güç topladı ve Suriye devlet başkanı Beşar Esad'dan uzun menzilli füzeler elde etti.

Lübnan'ın İsrail için derin bir yara olduğunu vurgulayan İsrailli General Amos Yadlin, Hizbullah'ın, kendisi ile girdiği gerilla savaşlarının ardından çetin yıllar geçiren İsrail için bir tehlike olduğunu ve Tel Aviv'deki ordu komutanlığının Hizbullah'ı çok iyi tanıdığını, Lübnan'a karadan girmenin kendilerine pahalıya ödetileceğini bildiğini ifade etti. Bunu yanı sıra, Lübnan'a tekrar girmeye gerek olmadığını söyleyen Yadlin sözlerini şu cümlelerle toparladı: "Hizbullah ile girilen savaşta, zamanın bizim lehimize olduğu hissiyatına kapılmıştık. Biz onlardan çok daha büyük bir güce, onların kaldıramayacağı yeteneklere ve onlardan çok daha fazla silaha sahiptik. Bunların karşısında Hizbullah gibi küçük bir örgüt kırılma noktasına gelecekti. Ancak durum böyle olmadı."

Ali Haydar / Al Akhbar

Çeviri: Merve Soydaş Gök / Medya Şafak