Bir Birlikte Olmazsak, Avrasya da Batı da Bizi Ezer

Haber Numarası: 1215223 Bölüm: Görüş/Röportaj
سونر پولات

Bölge ülkelerini işbirliğine davet ediyoruz ve Avrasya ülkeleri ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Burada biz güçlü bir birlik kurmazsak Avrasya da Batı da bizi ezer.

Tesnim Haber Ajansı - Emekli Tümamiral ve Türkiye Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Soner Polat ile Tesnim Haberin İstanbul'da yaptığı röportaj:

Türkiye için jeopolitik Rota kitabında Türkiye’nin jeopolitik bütünlüğünü tamamlaması için en önemli ülkenin birinci derece de İran olduğunu yazdım. Bakın iki devlet bir millet denilen Azerbaycan bile demiyorum, Suriye ya da Irak’ta demiyorum İran’dır. Bu iki ülke doğal olarak tarihi rekabet içindedir. Bu da aslında bir dereceye kadar normaldir. Ancak koşullar iki ülkeyi de iş birliğine zorlamaktadır çünkü emperyalist sistem iki ülkeyi de rahat bırakmıyor ve aynı zaman da şunu da söyleyeyim tek tek Avrasya’da iki ülke için bir seçenek değildir.

Ben General Kurmay İstihbarat Daire Başkanlığı yaptığım için çok iyi biliyorum mesela Şangay işbirliği örgütü İran’ın batı ile sorunları olduğu için onu içine almadı bir gözlemci üye dedi hala nazlanıyor. Bugün bile bakın Sovyetler Araştırma Enstitüsü Başkanı İran’da konjektörü olmayan bir dil kullandı dolayısıyla Türkiye ve İran eğer bir beraberlik kurdukları takdirde hem Avrasya’ya karşı hem batıya karşı daha korumalı daha güvenli daha dengeli bir konumda olurlar. Türkiye İran ortaklığı istesek de istemesek de bir çekim alanı yaratır. Lübnan, Ürdün hatta bakın Irak, Suriye, Azerbaycan ve Türkiye coğrafyası bir araya gelir bu stratejik derinliği görebiliyor musunuz? Şimdi Türkiye’yi düşünün Türkiye bir cephe kazanır batının saldırılarına karşı kendini İran’a yaslar, İran aynı şekilde Türkiye üzerinden bir derinlik kazanır, İran Türkiye üzerinden Avrupa ile kucaklaşır, Türkiye İran üzerinden Asya ile kucaklaşır dolayısıyla bunu görmemek için ancak jeopolitik miyop olmak gerekiyor benim çok önemli tezimdir bu kitapta bunları işledim ve bu kitabı ben yazarken her türlü önyargıdan arınarak ben çünkü netice de NATO eğitimi gördüm NATO da çalıştım NATO Savunma Kolejini bitirdim ama bütün bunlara gözünü kapatarak jeopolitik yasaları inceleyerek bu kitabı yazdım bugün maalesef Türkiye’de de İran’da da henüz bu olgunluk seviyesine erişilmedi önyargılar öne çıkıyor bu birden bire olacak bir süreç değil yavaş ama emin adımlar atmamız gerekiyor bu tür yayınları çoğaltmalıyız Türkiye’de de İran’da da bununla ilgili çalışmalar yapan insanları öne çıkartmalıyız konferanslara davet etmeliyiz İran’dan Türkiye’ye gelmeli Türkiye’den İran’a gitmeli ve bunu bir askeri strateji jeopolitik eksene dayandırmamız gerekiyor.

Türkiye İran işbirliği yapmalıdır demek bir siyasi temenni değildir bu bir jeopolitik zorunluluktur. Bunun alt yapısını fikrini derinliğini oluşturmak her iki topluma mal etmek bence öncelikli görevdir ben bütün Türkiye’yi dolaşıyorum her yerde konferanslar veriyorum bakın burada da konferanstaydım Avrupa’da da çeşitli yerlere gidiyorum hep bu kitabın tanıtımını yapıyorum ve her zaman şunu söylüyorum Türkiye için en önemli ülke bu bölgede İran’dır. Ben Türkiye’de eğer yetkili bir devlet adamı olsaydım yapacağım ilk iş her şeyi bırakıp İran’la ilişkileri sıfırdan yeniden ama karşılıklı güven esasına dayandırarak kurmak olurdu.

Türkiye İran’ın çeşitli eksikliklerini karşılayabilir İran özellikle Türkiye’nin enerji açığına yardımcı olur ikisi bir araya geldiği takdir de aritmetik bir toplam olmaz yani ikisi üç kere üç eşittir altı olmaz üç çarpı üç eşittir dokuz olur yani bu bir toplam değil çarpan olur biz buna askerler kuvvet çarpanı diyoruz ve sadece Türkiye ve İran’ı kurtarmaz bölgeyi kurtarır bölge bütün gelişmelere karşı daha dirençli olur ve böyle bir birliktelik bakın eninde sonunda Suudi Arabistan, Birleşik Amerika, Tatar, Kuveyt gibi köylü ülkeleri yıkar. Eğer bu birliktelik Şii Sünni gerçek dayanışması ortaya çıktığı takdirde Suudi Arabistan’ın, Birleşik Amerika’nın, Katar’ın ayakta kalması mümkün değil bunlarla da isterseler de istemeseler de antiemperyalist ulusal, milliyetçi hükümetler kurulur.


Türkiye’de yeni bir dönem başlamıştır 15 Temmuz gecesinden bu yana bu yeni dönem de Türkiye’nin bölgesel siyasetlerin de ilk haftalar da ilk aşamalar da bazı değişimler oluştu. Şimdi genel olarak İran’da iki söylem vardı bazıları AKP iktidarı siyasetini Suriye ve Irak konusun da ve bölgesel konularda değiştirdi diyorlar ama bazıları strateji değişmedi değişen bir şey varsa sadece küçük taktiklerdi ve AKP hükümeti hala Suriye’de ve ırakta müdahale etmekte ve sadece bu yüzünü ve simasını değiştiriyor. Siz bu siyasi değişimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi bakın gerçekçi olmak lazım bugün Amerika ne diyor? PYD yani PKK benim kara gücümdür Türkiye, 24 Temmuz 2015’te PKK’ya karşı Kuzey Irak’ta Amerika’nın hüküm sürdüğü bu alanda, hava sahasını kontrol ettiği bir alanda, çok yoğun bir hava hareketi başlattı daha sonra içerde de bunu kara harekatı ile sürdürdü ve doğrudan doğruya benim YPG kara gücümdür dedi PYD kara gücümdür dedi bütün batı ülkeleri destekledi orda üstler kurdu orada Fırat Kalkanı harekatını yaparak doğrudan PYD’yi hedef aldı. Şimdi dolayısıyla buradaki harekatı Amerika’ya karşı emperyalizme karşı bir harekettir. Bunu mutlaka görmek gerekir burada bir uzlaşma söz konusu değildir Amerika, Fırat Kalkanı harekatına başından sonuna tepeden tırnağa karşıdır ama bunu açıkça söyleyemiyor neden söyleyemiyor çünkü Türkiye’nin Avrasya bloğuna kaymasından korkuyor çünkü böyle kayma olduğu takdirde bu sadece bölgesel dengeleri değil küresel dengeleri de değiştirir. Bu nedenle Türkiye’deki bütün NATO Atlantik güçler devreye sokuldu. Gördüklerimiz var görmediklerimiz var ve bu frene bastırmaya çalışıyorlar. Şimdi burada yapılacak şey İran, Rusya ve Suriye açısından söylüyorum Türkiye’nin bu durumunu değerlendirerek işbirliği alanlarını ısrarla aramak hiçbir şekilde küsmeden olayın doğasından ekseninden ayrılmadan burada ortak yerlere varmak yani şöyle bir şey olabilir şimdi Türkiye, İran, Suriye bir araya gelir Fırat Kalkanı hareketinin hedefini konuşurlar. Ve Türkiye şunu söylemelidir benim buradaki hedefim terör koridorunun oluşumunu engellemektir. IŞİD de değil bakın IŞİD Amerika’nın yarattığı bir oyuncaktır, canavardır. Ben hiçbir zaman IŞİD’i ciddiye almadım burada ki hareketin esas hedefi bana göre terör koridoruna yani YPG’yi ortadan kaldırmaktır ve hiç bir devlet terör devletçiğinin sınırına yaklaşmasını istemez.

Şimdi burada Türkiye bunu anlatacak olgunlaştıracak politikaları hayata geçiremiyor. Neden geçiremiyor? Çünkü 1952 senesin de NATO’da. Dolayısıyla Türkiye’de kurumsallaşmış yerleşmiş bir batı sistemi var bu sistem bir günde aşılmaz ama çok önemli çatlak oluştu akıllı bir diplomasi bu çatlağa girer ve çatlağı derinleştirir burada mevzilenir. Ama burada bu küçük bir taktik hareketi denildiği zaman politika yapamazsınız politika yapamadığınız gibi sonuca gidemezsiniz şimdi o yüzden kişisel yüzünden politikalar çok yanlış bunu neden söylüyorum biz Rusya’ya gittik üç tane emekli asker bunu ben söylemiyorum, Rusya’da Putin’e yakın iki kişi Alexndar Dugin ve Konstantin Maloyafev TV’de söylediler şimdi biz gittiğimiz zaman şunu düşünmüşler demişler ki bunları üç tane asker üçümüz de balyoz Ergenekon’dan içerde yattık bunlar gelecek bize diyecekler Erdoğan kötüdür ona öyle yapalım böyle yapalım halbuki biz onlara dedik ki Erdoğan ile işbirliği yaptık ve şaşırdılar çünkü niye Türkiye’de Erdoğan gerçekliği var yani şu an Türkiye’de siyaseten Erdoğan’ı yıkmak mümkün değil böyle bir olasılık yok artı eğer muhalefet olarak denilen şeyler daha Amerikancı daha batıcı dolayısıyla öyle ve böyle çeşitli sarsıntılar, inişler, çıkışlar, çelişkiler ne derseniz deyin olmasına rağmen diğer taraf daha ağır fatura çıkardı hem bölgeye hem komşulara biz o yüzden dedik ki bunlar şaşırdılar Ruslar bütün şeyleri bozuldu ve televizyona çıktılar Konstantin Maloyafev dedi ki üç asker geldi bize bunları söyledi ve bizim ilişkilerin kırılma noktası bu oldu biz Erdoğan özür dilediği takdir de Türkiye ile ilişkileri düzeltme kararı verdik. Bakın biz ne yaptık duygusal davranmadık mı? Kemalist bir eğitimden geçmemize Kemalist ve ulusalcı bir şey olmamıza rağmen ülkenin stratejik gerçekleri onu gerektirdiğinden öyle bir tavsiye de bulundu Rus muhataplarımıza şimdi durum bu burada bir çatlak var.

Cevad Zarif bir kaç kez Türkiye’ye geldi gitti işte burada ki maharet bunun bir politikaya dönüştürmek ortak küçükte olsa alan yakalamak alan yakaladıktan sonra genişler bunu kategori olarak böyle değerlendirdiğiniz zaman yapamazsınız. Şimdi ben Suriye’ye gittiğim zaman Tayyip Erdoğan öyledir, böyledir böyle nasıl olacak? Suriye’de eğer Türkiye tarafını değiştirmediği takdirde Türkiye politikasını değiştirmediği takdirde Suriye’de başarılı olma şansı yok dolayısıyla bunu bırakın yani geçmişte olan oldu askerler şöyle deriz: Zaman şu an durum içinde bulunduğumuz durumdur. Onlar geride kaldı biz şimdi önümüze bakıyoruz politika üretmeye çalışıyoruz o yüzden siz böyle toplumda Erdoğan düşmanlığı körükleyerek aslında kendi manevralarınızı daraltıyorsunuz bundan vazgeçin ve köprüleri kuracak yol ve yöntemleri arayın ve psikolojik faktörler de önemli. Onların liderlerinin biyografik özelliklerini dikkate alın bir politika oluştururken. Dolayısıyla bizim burada yapacağımız yani ben bu kitabın yazarı olarak bir Batı Asya Birliğinin taraftarı olarak diyorum ki biz küçük bir ışık ve ya ipucu görsek bile onun üzerine gitmeliyiz. Kötü olan şeyleri veya beğenmediğimiz şeyleri de toplumla fazla paylaşmadan belirli bir süre beklemeliyiz. Çünkü ne olur sen öyle dediğin an burada ki karşıtlar harekete geçer yani İran’da böyle bir şey yok ama Türkiye de çok güçlü NATO Atlantik klup var benim sesimi kimse duymuyor ben o yüzden böyle salon salon dolaşıp üç beş kişiye konuşuyorum. Ama o konuştuğu zaman birden bire milyonlara hitap ediyor o yüzden böyle derseniz onu alıp o kadar güzel istismar ederler ki şu an İran’ın Türkiye’ye yönelik mesajları dostane olmalı birleştirici olmalı ortak çıkarlar etrafında kenetlenmeli çelişkili alanları varsa da bunu perde arkasında pazarlık yapmalı diye değerlendiriyorum.


Türkiye’nin Rakka ve Musul konusunda siyasetlerini nasıl değerlendiriyorsunuz. Amerika Rakka’ya operasyon yapma konusunda bazı tehditler de bulunuyor ve şimdi bugünlerde Musul konusu gündemdedir. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şimdi şöyle Türkiye bir kere Fırat kalkanı hareketi yapıyor ve askeri olarak oraya odaklanmış vaziyettedir. Rakka 240 km daha açıktadır dolayısıyla o harekatın faturası çok ağır olur bir de bunu televizyonlarda da söylediğim için burada da aynı şeyi söylüyorum burada Rakka dediğiniz zaman Fırat harekatının konsantrasyonunu dağıtırsınız. İkincisi YPG’nin girip girmemesi de önemli değildir Rakka’ya girdiniz peki sonra ne olacak? Siyasi hedef ne? Yani o yüzden biz bu tür faaliyetlerin Avrasya güçleri ile beraber Suriye, Rusya, İran bu güçlerle ortak koordine edilmesinden yanayız Musul içinde geçerli.

Siz eğer Musul ile ilgili siyasi bir fikriniz varsa bunu Amerika ile beraber hayata geçiremezseniz Amerika kazık atar o yüzden bu ne ise ne düşünüyorsanız gelin bölge de ki oyuncularla merkezi hükümetlerle irtibat kurun yani meşru bir devlet ve meşru hükümet karşı meşru muhataplarla iş tutar siz meşru olmayanlarla tuttuğunuz zaman o ters teper neden ters teper emperyalist devletler için bu böyle olmayabilir çünkü onunda dayandığı bir sürü yer var para var BMGK üyesi işine gelmeyen kararı geçirmiyor ama siz orta çaplı bir devlet olarak gayri meşru aktörlerle mücadele ettiğinizde çok ağır fatura ödersiniz. O yüzden Türkiye’nin bu politikaları bize göre yanlış, burada Musul’la ilgili olarak Türkiye’nin savunması gereken statüskoante yani krizden önceki duruma gelme. Merkezi bir Irak hükümeti olsun, bir Kürdistan’ın kurulması mutlaka önlenmeli bunun içinde Irak Merkezi hükumetiyle işbirliği yapmak tek çare Şii Sünni meselesi ikinci planda kalır milli olarak bakmak gerekir olaya çünkü diğer türlü gelişme Barzanistan’ı güçlendirir. Eğer orada bir Kürt devleti kurulursa, bu gün İran kendini çok rahat hissediyor ama bence çok büyük bir yanlış yapıyor. Ben Genelkurmay İstihbarat Dairesi Başkanı olduğum zamanda söyledim Türkiye de İran da Suriye de rahat yüzü görmez. Oradaki Kürt devletini engellemek üç devletin ortak politikası olmalı. Böyle şark kurnazlığına gerek yok ben biliyorum İran da Türkiye de orada Barzani üzerinden bir takım şeyler çeviriyor. Bunlar Türkiye’ye de İran’a da yakışmıyor büyük devletler küçük oynamaz. Burada Kürt devleti üç devlete de zarar verir. O yüzden; Türkiye, Irak, Suriye ve İran bu Barzanistan’ı ezmeli.


Şimdi Ankara Erbil’le çok iyi ilişkiler içinde hatta Diyarbakır mitingini hala hatırlıyoruz Barzani geldi ve Erdoğan Barzani ile görüştü. Ankara şimdi de Bağdat merkezi hükumetini dışlamış direkt olarak Erbil ile görüşüyor.

Evet çok doğru söylüyorsunuz. Bunu en çok eleştirenlerden biri benim. Öyle oldu ki bizim eski Başbakan Ağabey diyordu Barzani’ye, bunlar yanlış politikalardır olmaması gerekir. Biz Vatan Partisi olarak bu politikalara karşıyız. Biz başından itibaren bölgesel işbirliğini savunuyoruz. Bunlar son derece yanlıştır ama şunu söyleyeyim Türkiye’nin böyle yapması demek böyle bir yanlış yolda olması demek; İran’ın orada Kürt oluşumlarını desteklemesi, o devleti sağlamlaştıracak adımlar atması anlamına gelmez. Sonuçta bu devlet kurulduğu takdirde 4 devlete de zarar verir. Burada 4 ülke bir araya geldiği zaman bu sorun askersiz çözülecek, zaten ekonomik olarak boğarlar. Mesele emperyalist devletleri uzak tutmaktır. Buradaki en büyük çekişme alanı ne Şii Sünni çekişme alanıdır. Bunu nasıl giderebiliriz; küresel düzeyde Türk İran dayanışması ile yani Türkiye İran ile yakınlaştığı takdirde bütün Müslüman dünyasında Şii Sünni kavgası biter. İki ülkenin de iyi adımlar atması gerekir bir sorun olduğuna konuşulup sorunları çözmesi gerekir neden bu yapılmalı çünkü iki ülkede saldırı altında.

Türkiye İran ilişkileri konusunda Arabistan faktörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Birçok kişi Türkiye kendini Arabistan bloğunda görüyor. Cevad Zarif’in Ankara ziyaretinden hemen sonra Arabistan veliahdının da ziyaretini gördük bu ikili ilişiklilerde ve bölge siyasetinde Arabistan faktörünün ağırlığı ne kadar?

Türkiye’nin Arabistan ile ilgili politikalarını yanlış buluyorum. Çünkü bu neticede Sünnücülük oluyor ve buda zaten emperyalizmin bir planı. Suudi Arabistan ile İsrail’in özel ilişkileri var. 7 defa gizli toplantı yaptıkları ortaya çıktı ve resmi olarak açıklamak zorunda kaldılar. İsrail ve Arabistan 4 ana karar almışlar. Bu karalar: İran’da rejim değişikliği, İran ile Türkiye arasında Kürdistan kurulması, Filistin Barışı ve Sünni ordusu kurulması. Bu dört kararın hepsi İran’ın aleyhine yine Türkiye’nin aleyhine. Dikkat ederseniz Amerika’da Arabistan’la köprüleri yakamaya başladı. Türkiye’de kamuoyu büyük bir oranda Arabistan ve Katar gibi ülkelere karşı. Bu sürdürülebilir bir politika değil, Türkiye’nin genel politikasına bakıldığında Suudi Arabistan’ın Katar’ın yeri yoktur bu, böyle bir geçiş dönemidir. Bu politika 15 yıllık bir politikadır devletler 100 yıllık 500 yıllık politikaya bakmalıdır. Bu bizim her zaman eleştirdiğimiz yanlış bir politikasıdır.


Siz Ankara Şam ilişkilerinin kurulması için çok çaba sarf ettiniz, defalarca Şam ziyaretinde bulundunuz. Şimdi Ankara ile Şam’ın direkt ilişkileri ne durumda?

Şam’a sık sık ziyaretler gerçekleştirip iki ülke arasındaki buzları eritmeye çalışıyoruz. Onların hassasiyetini anlayıp Türkiye’de kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz. Türkiye’nin hassasiyetlerini onlara anlatıyoruz ve nereye gidersek aynı şeyi söylüyoruz o yüzden bizim farklı bir güvenimiz var. Mısırda da Suriye’de de Rusya’da da aynı şeyi söylüyoruz. Mısıra gittiğimizde Esad diktatördür dediler cevap olarak; bunu nereden çıkardınız, Esad bu gün Suriye birlik bütünlüğünün garantisidir, Esad gittiği takdirde Suriye’nin bir ve bütün kalması mümkün değildir dedik. Miloseviç gitti Yugoslavya dağıldı, Kaddafi gitti Libya dağıldı, Saddam gitti Irak dağıldı emperyalizm bunu çok iyi biliyor, ne istediğini biliyor. Şimdi siz Şii Sünni diyorsanız bende Sünni’yim bunları geçin, şimdi Mısırın somut çıkarları ne Suriye’de onları söyleyin öyle konuşalım. Biz her yerde aynı şeyi söyledik. Bizim parti olarak İran, Irak Suriye, Rusya politikamız var. Bölge ülkelerini işbirliğine davet ediyoruz ve Avrasya ülkeleri ile ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz. Burada biz güçlü bir birlik kurmazsak Avrasya da Batı da bizi ezer. O yüzden biz blok olarak o birliğe girmemiz gerekiyor ki söz hakkımız olsun, daha rahat hareket edelim. Bizim çabalarımız sonuç vermeye başladı. Türkiye’de kamuoyu oluştu ve Adalet Bakanı Türkiye’nin güvenliği Şamdan geçer açıklaması yaptı. Ama yine de bu kolay değil çünkü NATO güçleri devreye giriyorlar. Bunun; ekonomik, sosyokültürel, basın alt yapısı var bu o kadar kolay değil. Türkiye’ye 1952’den beri NATO üyesi olan bir ülke olarak bakmak gerekir. Ben büyük bir değişim görüyorum Türkiye’de fakir kesim antiemperyalist oldu bu son derece önemli onların bilinç düzeyi eğitimli düzeyin önüne geçti bütün bunları görmek ve hepsini bir arada değerlendirmek gerekiyor. Bu süreç bir ölüm kalım süreci.

    Tüm Haberler