Referandumun Asıl Kazananı Saadet Partisi

Haber Numarası: 1388658 Bölüm: Görüş/Röportaj
همه پرسی ترکیه

Gezici Araştırma şirketinin sahibi Murat Gezici'ye göre, referandumun kaybedeni yok ama en büyük kazananı Saadet Partisi.

Tesnim Haber Ajansı - 2019 cumhurbaşkanlığı sürecinde de Saadet'in kilit önemde bir parti olacağını düşünen Gezici "CHP, Saadet Partisi ile işbirliği yapmasa 'hayır' oranının bu kadar güçlü çıkması imkânsızdı" diyor.

ANKARA – Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) ‘mühürsüz oy pusulası’ kararının damga vurduğu referandum sonucunun tartışması sürüyor. Bir tarafta ‘Hayır’ cephesinin hukuki mücadelesi, sokaklarda protestolar, diğer tarafta siyasi partilerin bundan sonraki süreçte izleyecekleri yol haritaları hazırlanıyor.

Referandum sürecinde yaptıkları anketlerle seçmenin nabzını tutan araştırma şirketleri bu gelişmeleri de yakından izliyor. Referandum sonucunu en yakın bilen araştırma şirketlerinden olan Gezici Araştırma’nın sahibi Murat Gezici’ye göre, “Bu referandumun kaybedeni yok”. Yüzde 40’ları bulmayan Başkanlık desteğini kısa sürede yüzde 50’lere taşıyan AK Parti de, “Bir seçim nasıl kazanılır”ı kavramaya başlayan CHP de başarılı. Gezici’ye göre bu sürecin en büyük kazananı ise Saadet Partisi. Parti Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun tutumunun milliyetçi muhafazakar seçmenin daha kararlı ‘hayır’ demesine yol açtığını söyleyen Gezici, “CHP Saadet Partisi ile işbirliği yapmasa ‘hayır’ oranının bu kadar güçlü çıkması imkansızdı” diyor.

‘SP İVME KAZANABİLİR’

Gezici’ye göre Saadet Partisi yeni dönemin ivme kazanacak partilerinden biri olabilir ve 2019 seçimlerinde kilit bir parti konumuna gelebilir. Murat Gezici’nin referandum süreci ve sonrasında siyaset sahnesini etkileyecek partilerle ilgili değerlendirmeleri şöyle oldu:

AK PARTİ: AK Parti, seçmene milli, muhafazakar bir dille dokundu. Muhafazakar, dindar ve milliyetçi kesimden destek gördü. Türkiye’deki merkez sağın yüzde 70’inin yüzde 51’i “evet” görünüyor. Seçmenin önceliği de ailesi ve kendisi değil, ülke güvenliği, devlet güvenliği oldu. Ülke güvenliği için daha güçlü olmamız, daha büyük olmamız söylemi etkili oldu. Dış ülkelerle kriz oy getirmedi yorumları yapıldı ama kriz “evet” kararlılığını artırdı. Sürekli geçmiş, yapılan hizmetler anlatılarak seçmenden vefa borcu istendi. KHK ihraçları etkilemedi. Çünkü 7 Haziran’dan 1 Kasım’a gelirken zaten onlar AK Parti’ye oy vermemişti. Anayasayı tartışarak kampanya yapılmadı. Çünkü seçmen ne kadar anayasaya baksa o kadar “hayır”a yöneliyordu. Genel bir siyaset planı ile ilerlendi.

CHP: “Hayır” afişlerinde parti amblemi olmaması, Kemal Kılıçdaroğlu fotoğrafları kullanılmaması planlı, sistematik mobilize bir çalışmanın göstergesiydi. CHP ‘bir seçimi nasıl kazanabilirim’i kavramaya başladı. Bunun gelecek siyasi süreçlerde etkisi olacak. Bir de CHPli belediyelerin yoğun olduğu ilçelerde hayır oylarının neredeyse 1.5 katı oy alındığı görülüyor.

SAADET PARTİSİ: Aslında bu sürecin kazananı Temel Karamollaoğlu’dur. Çünkü “Hayır cephesi”ndeki milliyetçi, muhafazakar seçmenin daha kararlı “hayır” demesinde, Saadet Partisi’nin tutumu etkili oldu. Karamollaoğlu’nun bütünleştirici dili etkiliydi. Türkiye’de ‘Milli Görüş’çülerin oranı yüzde 16. Referandumda bunların yüzde 28’inin “hayır” dediğini görüyoruz. AKP’den kopan oylar Milli Görüş geleneğinden. CHP Saadet Partisi ile işbirliği yapmasa “hayır” oranının bu kadar güçlü çıkması imkansızdı.

Saadet Partisi kendi içinde dağınıklığı toplar ise hızlı bir ivme kazanabilir. İktidarın önümüzdeki dönem barajı düşüreceğini tahmin ediyorum. 2019 seçimi Erdoğan için zor bir seçim olacak. Saadet’in desteğini de almaya çalışacak. Bu desteği sağlamak için barajın indirilmesi sağlanabilir. Genel seçimde Saadet Partisi’ne, cumhurbaşkanlığında Erdoğan’a diyerek bir süreç işleyebilir. Sonuçta AK Parti ile doku uyuşmazlıkları yok, hatta tamamlayıcı özellikleri var. AK Parti’nin MHP’den ziyade Milli Görüş ile yürüme ihtimali daha yüksek.

MHP’Lİ MUHALİFLER: MHP’nin içinden ayrılacakların parti kurma konusunda başarılı olacaklarını düşünmüyorum. Çünkü referandum sürecindeki anketlerde MHP’den rahatsız bir kitle yoktu. Şu an bir seçim olsa MHP’nin oyu yüzde 11’lerde. Kırılgan küskün bir MHP tabanı var ama bir seçim sürecinde bütün olmayı tercih ederler. MHP sentezli bir parti kurulursa orijinali varken karşılık bulmaz. Ama daha merkezde duran isimlerle tabii başka bir gelişme yaşanabilir. Türkiye’de yüzde 15’lik bir blok var. Bunları temsil eden, MHP muhaliflerinin dışında birileri dümenin başına geçerse onların başarılı olma ihtimali daha fazladır. 2018’den sonra yeni partiler kurulabilir.

BBP VE HÜDA-PAR: Bu referandumun kaybedeni yok. Tüm figürler kazandı. BBP ve HÜDA Par’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dilinde yer alması onları da kazanan yapmıştır. Önümüzdeki süreçte bu iki siyasi parti ivme kazanabilir. Bölgede din üzerinden siyasetin daha da yoğunlaşacağını görüyoruz. Kürtlerin üzerinde etkisi artacak gibi görünüyor.

gazeteduvar

    Tüm Haberler