Türkiye’nin Tehlikeli Eylemi, Bütün Hur’ul Azim’i Kurutacaktır

Haber Numarası: 1423172 Bölüm: İran
هورالعظیم / ریزگرد

Türkiye Hükümetinin Dicle Nehri üzerine Ilısu Barajı inşa etmesi, Irak’taki Dicle nehrinin ve buna bağlı olarak ta İran’daki Hur’ul Azim Gölet’inin kurumasına ve İran’da çok ciddi bir çevre krizine neden olacaktır.

Tesnim Haber Ajansı - Türkiye hükümeti tarafından Dicle Nehri üzerine Ilısu Barajı yapılması, Irak’taki Dicle Nehrinin ve bunun sonucu olarak ta Hur’ul Azim Gölet’inin kurumasına ve İran için büyük bir çevre krizine neden olacaktır. Geçtiğimiz günlerde çok sayıda İranlı vatandaş bir halk kampanyası oluşturarak ve topladıkları imzalarla Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine bir mektup yazıp, Türkiye’nin çevre krizine neden olacak bu eylemine engel olunmasını istediler.

Çevre dostları tarafından imzalanan ve Birleşmiş Milletler ’den talepte bulundukları mektubun metni şu şekildedir:

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın António Guterres,

Selam ve saygılarımızı iletiyoruz. Türkiye yirmi yıldır Güney Anadolu’da ve Dicle ve Fırat Nehrinde birçok baraj inşa etmiştir ve 1992 yılında Fırat nehri üzerine yapılan barajın yani Atatürk Barajının rezervuar hacmi 48 milyar metreküpe ulaşmaktadır. Aynı zamanda 2015 yılında hizmete alınan Dicle Nehri üzerine yapılan Ilısu Barajının rezervuar hacmi de 10.4 milyar metreküptür.

Bu barajların yapılması, iki büyük nehir olan Dicle ve Fırat Nehrindeki su sistemini fazlasıyla etkilemektedir ve Suriye ve Irak topraklarındaki milyonlarca hektarlık tarım arazisini de metruk bırakmıştır ve Hur’ul Azim olmak üzere kıyılarda ciddi bir krize neden olmuştur.

Yerli halk ve Suriye, Irak ve İran halkı yani İran, Suriye ve Mezopotamya olmak üzere dünyadaki en eski uygarlıklar, bu barajların yıkıcı etkilerini fazlasıyla görmektedir.

Türkiye’nin yıkıcı baraj yapım sürecine devam etmesi, tarımı yok etmesinin ve nehirler arasındaki köy ve şehirleri susuz bırakmasının dışında, İran’ın batısında toz selinin oluşmasına neden oldu ve sürekli olarak da artmaktadır ve bu yıkıcı süreç, halkın günlük üretim faaliyetlerini tehdit etmektedir.

Türkiye tarafından yapılan barajların yıkıcı sonuçları, Suriye ve Irak’ta savaştan kaynaklanan insanlık faciasını daha da arttırmakta ve insan haklarını tehdit etmektedir ve aynı zamanda Çölleşmeyle Mücadele Anlaşmasının hükümleri ve Birleşmiş Milletlerin yerel toplulukların hakları bildirisiyle açık bir şekilde çelişmektedir.

Bu mektubu imzalayan bizler, Birleşmiş Milletler ve UNESCO’dan Dicle ve Fırat havzasında yerli toplulukların su konusundaki endişeli durumlarıyla ilgilenmelerini ve özellikle Atatürk Barajı olmak üzere Güney Anadolu’daki barajları açarak nehirler arasını yeniden canlandırmalarını ve özellikle Ilısu olmak üzere barajların yapılmasına engel olmalarını istiyoruz.’

    Tüm Haberler