Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü Sarin Gazının Suriye'de Kullanıldığını Nasıl Öğrendi/Suriye'de Konular Siyasileşiyor

Haber Numarası: 1454111 Bölüm: Görüş/Röportaj
احمد اوزونجو مدیرکل سازمان منع سلاح های شیمیایی

Kimyasal silahların yasaklanması örgütü (OPCW) Genel Müdürü Ahmet Üzümcü, Serdeşt’in kimyasal bombalanmasının otuzuncu yıl dönümü nedeni ile Tahran’a geldi.

Tesnim Haber Ajansı - Üzümcü Tahran’ın Barış müzesini ziyaret ederek bir basın toplantısına katıldı. Üzümcü söz konusu basın toplantısının başında, Tesnim Haber Ajansının Dış Siyaset bölümünün muhabirleri tarafından sorulan soru ile ilgili, İran’ın yüksek düzeyde Kimyasal silahların yasaklanması örgütünü desteklediğini ve söz konusu kurum ile işbirliğinde bulunduğunu vurgulayarak, İranlı yetkililer ile yaptığı görüşmeler ardından söz konusu ilişkiler ve desteklerin devam edeceğine dair emin olduğunu belirtti. Haberin devamında Ahmet Üzümcü’nün Tesnim muhabiri tarafından sorulan sorulara verdiği yanıtları sizin ile paylaşacağız.

Tesnim:  Kimyasal silahların üretimi veya kullanılmasını durdurma yöntemleri ile ilgili bir soruyla başlamak istiyorum. Kimyasal silahların kullanılması ardından, bazı olayların gerçekleştiğine ve söz konusu eyleme karşı tepki gösterdiğine tanık oluyoruz ancak görünüşe göre, bu eylem gerçekleşmeden önce bir şeylerin yapılması ve bu konuya engel olunması daha etkili olacaktır. Bu konu özellikle kimyasal silahların kullanıldığı savaşlarda yer bulur. Bu konuyu göz önünde bulundurarak, sormak istediğim soru, sizin örgütünüz bu doğrultuda kimyasal silahların üretimi veya kullanımının durdurulması yönünde nasıl bir yönteme sahiptir ve neler yapıyor? Zira bazı taraflar söz konusu silahları üretiyorlar ve onları bu sorunun asıl kaynakları olarak görmemiz gerekiyor, onların da sorumluluğu var, bunun karşısında bazı taraflarda üretilen kimyasal silahları kullanıyor. Görünüşe göre kimyasal silahların üretimini durdurmak çok daha etkili olacaktır, sizin bu konu ile ilgili görüşünüzü almak istiyorum?

Üzümcü: “Kimyasal silahlar konvansiyonuna üye olan tüm hükumetler, tüm kimyasal silahlarını, kimyasal silahlar üreten tesisatlarını bize bildirmek ile görevli olmak ile beraber, tüm bunları Kimyasal silahların yasaklanması örgütü gözleminde ve doğruluk onayı ibaresi altında yok etmelidir. Bu konu Kimyasal silahların yasaklanması örgütü uygulama şurası tarafından onaylanan bir projedir. Bu süreç son 20 yıl boyunca gerçekleşmektedir ve şuan da kimyasal silahlara sahip olan iki hükumet yani ABD ve Rusya federasyonunda kimyasal silahların imha edilmesi işlemi gerçekleşmektedir. Kimyasal silahların üretilmemesi konusunda da, bu konunun konvansiyona üye olan hükumetlerin görevi olduğunu söylemem gerekiyor. Bu hükumetler anlaşmaya sadık kalarak, ne kimyasal silah üretmeli, ne depolamalı ve ne de onları kullanmalı.  Bu konvansiyon Hiç bir istisnayı kabul edemez ve üye ülkelerin arasında hiç bir fark koymaz. Bu konvansiyona göre, üye olan hiç bir ülke Kimyasal silahlara sahip olamaz.  Ancak maalesef bazı özel gruplar ve teröristler kimyasal silah üretiyor ve bu silahları kullanıyor. Bu konuda kimyasal silahların üretilmesine ve kullanılmasına engel olmak bizim elimizden gelmeyen bir iştir. Ancak eğer üçüncü bir taraf kimyasal silahların üretimi veya kullanılması doğrultusunda çaba gösterilirse, kimyasal silahlar konvansiyonunda araştırma süreçleri başlatılacak ve denetlemeler gerçekleşecektir ve bunu konvansiyonu ihlal edenleri teşhis etmek için uyguluyoruz, konvansiyonu ihlal eden tarafları da doğal olarak bazı olumsuz sonuçlar bekliyor olacaktır.’’

Tesnim: ‘’Peki üye ülkelerin anlaşmaya uymaları için bir garanti var mı? Siz bu konuda olumsuz yönde bir siyasi yararlanmanın gerçekleşmemesi için ne yapıyorsunuz?’’

Üzümcü: ‘’Eğer üye olan hükumetlerin arasından biri kimyasal silah kullanırsa, kimyasal silahların yasaklanması örgütü özel olarak konvansiyonda yer almamış bazı kararlar alabilir. Örneğin söz konusu üyeyi geçici bir süre için üyeliğini askıya alabilir veya daha farklı bir tepki gösterebilir. Ancak bu örgüt kimyasal silahlar konvansiyonundaki her türlü ihlali BM Güvenlik Konseyine bildirmek ile yükümlüdür, Güvenlik Konseyi gerekli adımları atacaktır ve ihlalci ülkeye karşı gerekli işlemleri başlatacaktır.’’

Tesnim: Güvenlik Konseyi hukuksal bir kurumdur, ancak bazen siyasi hedeflerin tuzağına düşebilir, siziz bu konuda bir endişeniz var mı?

Üzümcü: ‘’Aslında, kimyasal silahlar konvansiyonu genel olarak teknik bir anlaşmadır ve bizim kimyasal silahların yasaklanması örgütünde yaptığımız her şey bilimsel ve teknik verilerine dayalı olmalıdır. Biz bunu Suriye’de kimyasal silah kullanıldığı iddiası üzerine de yaptık. Verilen tüm raporlar kimyasal silahların yasaklanması örgütü tarafından onaylanan laboratuvar analizleridir. Söz konusu raporlar sağlık hizmetleri verenler ile yapılan röportajları da kapsıyor. Suriye’deki mevcut durum öyle ki, maalesef siyasileşmesine yol açıyor. Ancak Biz bir kurum olarak ve ben genel müdür olarak, siyasi işlere karışmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Kimyasal silahlara karşı bazı uluslararası ölçüler var, bu ölçüler 100 yıl çaba sarf edildikten sonra oluşmuştur ve en son 20 yıl önce kimyasal silahlar konvansiyonunun gerçekleşmesi için büyük bir çaba sarf edildi. Bu konvansiyon çok değerlidir ve uluslararası toplumlar bu anlaşmaya uymak için tüm gücünü kullanmalıdır. Bu anlaşmanın yok olmasına izin vermemeliyiz.’’

Tesnim: ‘’Suriye konusuna değindiniz. Rusya tarafından verilen bir bildiriye göre, Kimyasal silahların yasaklanması örgütü Han Şeyhun’daki bazı tehlikelerden dolayı, bu bölgeye araştırmacı heyet göndermedi. Tabii el-Şeirat’a da bir heyet gönderilmedi. Ancak sizin kurumunuzun verdiği rapora göre Han Şeyhun’da Sarin gazı kullanılmış, peki size sormak istediğim soru, sizin tarafınızdan bu bölgeye araştırmacı heyet gönderilmediğini göz önünde bulundurarak, nasıl böyle bir sonuca vardınız? Gerçi raporunuzda hangi tarafın sarin gazı kullandığını ilan etmemiştiniz.’’

Üzümcü: ‘’İşin gerçeği şöyle ki, ilk olarak araştırmacı heyetin görevi kimyasal silahın kullanıp kullanılmadığını öğrenmektir, saldırıda sarin gazı kullanmış tarafı bulmak bu heyetin görevi değildi. Biz bu konuyu göz önünde bulundurarak olay ile ilgili tüm bilgileri toplamaya çalıştık.  Ayrıca saldırıya maruz kalanları arayarak, kendilerinden bir kaç örnek aldık ve tümünü analiz ettik. İkinci konu ise, araştırmacı heyetin gönderilmesi ile ilgilidir. Bir araştırmacı heyetimizi gönderdik, Şam’a gittiler ve oradan da saldırının düzenlendiği bölgeye gideceklerdi ancak Suriye hükumeti söz konusu bölgenin toprağından bazı örnekleri bizim heyetimize verdi. Suriye hükumeti de zaten toprakları analiz etmişti ve sarin gazını bulmuştu ve bu konu bize yeni bir değerlendirme yapmamız için yardımcı oldu zira söz konusu analizin sonuçları diğer farklı kaynaklardan elde ettiğimiz sonuçları doğruluyordu. Dolayısıyla güvenlik tehlikesini göz önünde bulundurarak, gönderdiğimiz heyetin Han Şeyhun’a gitmemesine karar verdik. Bu şekilde heyetimizin risk almasını önlemiş olduk zira zaten o topraklarda sarin gazının olduğu tespit edilmişti ve son olarak da, sözlerimin arasında değindiğim gibi yayınladığımız rapor, Suriyeli makamlar tarafından bize verilen verileri kapsıyordu. Ancak el-Şeirat ile ilgili, bildiğimiz üzere el-Şeirat Suriyeli savaş uçaklarının oradan kalkıp Han Şeyhun'u kimyasal bombalar ile bombaladığı iddia edilen bir hava limanıdır. Bu konu suçlu tarafı bulmak ile ilgili idi ve araştırmacı heyetini aşan bir konu idi dolayısıyla oraya gitmemeye karar verdik ama Güvenlik Konseyi tarafından belirlenen ve bu konuyu daha derin bir şekilde inceleyerek saldırıyı yapanları bulma hedefi ile ortak bir araştırma süreci başlatılmıştır. Onlar el-Şeiratı da gidip gerekli incelemeleri yapabilirler.’’

Tesnim: ‘’İran İslam Cumhuriyeti de kimyasal silahların kurbanlarından biri ve siz de Serdeşt faciasının yıl dönümü sebebi ile burada bulunuyorsunuz. Bu konuyu ele alarak sormak istediğim soru, İran İslam Cumhuriyetinin sizin ile işbirliğinin nasıl olduğu ve İranlı yetkililer ile olan son görüşmelerinizden nasıl bir sonuç çıktığı yönündedir.’’

Üzümcü: ‘’Evet, bu günler Serdeşt’te gerçekleşen trajik saldırının otuzuncu yıl dönümüdür. Ben bu facianın kurbanlarından bir kaç tanesi ile görüştüm. Öte yandan bu sefer Tahran’ın Barış müzesini de ziyaret etme şansı buldum. Bu müze halkın söz konusu faciada acı çeken kurbanlarının durumunu daha iyi anlaması için çok iyi bir yeniliktir. Bu konu ileride kimyasal silahların yasaklanması yönünde halkın desteğini artıracaktır. Bu yolculuğumda İran hükumetinin yüksek yetkilileri ile düzenlenen oturumlarda görüştüm. Herkesten önce İran Dışişleri Bakanı Zarif bey ile görüşme fırsatı buldum, Zarif bey geçen yıl bizim kurumumuzu ziyaret etmişti ve ben bu sayede kendisi ile yine görüşme fırsatı buldum.  Bu fikir alışverişleri çok ciddi bir şekilde faydalıdır. Biz birçok konu ile ilgili görüştük ve değerlendirme yaptık. Bu konuların arasında başta Suriye ve kimyasal silah dosyası yer alıyordu. Aynı zamanda siyasi ve uluslararası ilişkiler araştırma enstitüsünü ziyaret ederek uluslararası problemler ile ilgilenen akademisyenler ile görüşme fırsatı buldum. Bu görüşmenin benim için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. İran İslam Cumhuriyetinin kimyasal silahların yasaklanması örgütüne olan bu ciddi desteğinin devam edeceğinden emin oldum ve aramızdaki ilişkiler ve işbirliklerinin devam edeceğinden hiç şüphem yok.’’

    Tüm Haberler