Fars Körfezi Arapları İsrail'i Resmen Tanıma Yolunda İlerliyor

Haber Numarası: 1472631 Bölüm: Görüş/Röportaj
حسن حب الله

Hasan Habballah'a göre Arap rejimler özellikle de Fars Körfezi ülkeleri İsrail'i resmen tanıma yolunda ilerliyor ve bu nedenle onların Kudüs'te yaşananlar karşısında verdikleri tepki çok normaldir.

Tesni Haber Ajansı - Filistinli gençlerin şehadet aşkıyla Cuma günü Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa için yaptıkları eylemde 3 Filistinli genç şehit oldu ve iki Siyonist asker öldü ve bir Siyonist asker de yaralandı. Bu eylemin ardından, İsrailli yetkililer Mescid-i Aksa'yı kuşatarak giriş-çıkış kapılarının kapattılar ve bu olay Filistinlilerin büyük tepkisine neden oldu. Filistin direniş örgütü dün Cuma gününü "tepki günü" ve Mescid-i Aksa'a destek vermek amacıyla kapsamlı gösteri günü ilan ederek Dünya İslam Âlimlerinden Müslümanların ilk kıblesini konu edinmelerini istediler. Filistinlilerin Cuma öfkesi gününde 4 Filistinli Siyonist askerler tarafından açılan ateş sonucu şehit oldu. Yine İsrailli askerler gösterici gençlere ateş açıp Mescid-i Aksa'yı ve güvenlik çıkışlarını kaparak yüzlerce Filistinliyi yaradı. Konuyla ilgili olarak ve İmam Hamanei'nin Filistin konusunun unutulmaması gerektiğine yaptığı vurgu dikkate alınarak, Tasnim Haber Ajansı Lübnan Hizbullahı Filistin sorumlusu Hasan Habballah görüşerek konuyla ilgili görüşlerini aldı. 

Hasan Habballah Siyonistlerin Beytul Mukaddes'i bölme ve Yahudileştirme ve İsraillilerin Filistin halkına ve namaz kılanlara son günlerde yaptığı saldırılar ile ilgili olarak şunları söyledi: İşgalci İsraillilerin Mescid-i Aksa'nın tamamına hakim olma planları bulunmaktadır ve İbrahimi Cami ile ilgili planlarını Mescid-i Aksa üzerinde uygulamak istiyorlar. Onlar İbrahimi Camiiyi zaman bakımından Yahudiler, Müslümanlar ve Araplar arsında paylaştırdılar. Tüm bunlara rağmen bizler Arap, İslam ve uluslararası camianın sessizliğine şahit oluyoruz. İslam ve Arap dünyası tüm güçleriyle Siyonistlerin planlarına karşı çıkmalı ve bu planın uygulanmasına engel olmalıdırlar. 

Habballah daha sonra sözlerini şöyle sürdürdü: Siyonistlerin planlarının engellenmesi konusunda Filistinlilerin şehadet aşkıyla yaptıkları eylemler çok büyük önem arzetmektedir ve bu konuda 3 gencin Mescid-i Aksa'nın avlusunda birkaç gün önce yaptığı eylem örnek gösterilebilir. Bu eylemler birkaç mesajı içinde barındırmaktadır; ilk olarak Mescid-i Aksa'nın avlusunda eylem yapan 3 genç Cebbariyyun ailesine mensup olup 1948 yılında, yani bu üç genç doğmadan 50 yıl önce İsrail tarafından işgal edilen ilk bölge olan Ummu-l fehm bölgesinde yaşamaktadır. Bu şu anlama gelmektedir; bölgenin 70 yıldır işgal altında olmasına rağmen halk direniş ruhunu ve şehadet aşkını hala kaybetmemiştir. 

Lübnan Hizbullahı Filistin sorumlusu sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı: İkinci nokta şudur; bu insanlar işgale karşıdır ve Batı Şeria'da intifadalar hala devam ediyor. 3 Filistinli genç yaptıkları eylemle şu mesajı verdi; Filistinliler tek bir vücuttur ve 1948 topraklarında yaşayanlarla ve 1967'deki Filistinliler arasında hiçbir fark yoktur. Halk hala tek bir vücut olmaya devam ediyor ve ortak geleceğe sahip olduklarının farkındalar. Şehadet aşkıyla yapılan bu eylemdeki üçüncü mesaj ise şudur; intifada sonuç vermekte ve hedefine ulaşmaktadır düşmanla anlaşma ve müzakere kabul edilemez. Çünkü bu düşman anlaşmaya ve dialoğa saygı duymamaktadır. Düşmanla müzakere denenmiş ve Filistinlilere bir yarar sağlamamıştır. Bununla birlikte Filistin halkının tek seçeneği silahlı direniştir ve bu direniş Lübnan'ın kurtulmasını sağladığı gibi Filistin topraklarının da kurtulmasını sağlayacaktır. 

Habballah açıklamalarının devamında, Siyonist Rejim'in bölgedeki uygulamalarına verilen uluslararası tepkilere değinerek şunları söyledi: Biz İslam ve Arap Dünyasının sessizliğine şahit oluyoruz ancak bu yeni bir durum değil. Mısır ile İsrail arasında  Camp David anlaşmasının imzalanmasının ardından, Araplarda Siyonist Rejim karşısında teslimiyete şahit oluyoruz. Bu koşullarda Arap rejimler Siyonist Rejim'in uygulamalarını mümkün olan en alt düzeyde kınıyor ve bazende sessiz kalıyorlar. 

Ne yazık ki Batı rejimi özgürlük ve Filistinlilerin haklarının verilmesi konusunda doğru bir yol izlememektedir. Bu nedenle de Lübnan'da ve Filistin'deki direnişe destek vermedi ve hatta bazı Arap Rejimler 2006 yılında olduğu gibi direniş karşısında birlik oldular; hatta biz bu rejimlerin İsrail ile ilişkilerini normalleştirdiğine şahit olduk. Arap Rejimler özellikle de Fars Körfezi ülkeleri şuan İsrail ile ilişkileri normalleştirme ve bu ülkeyi resmi olarak tanıma yolunda ilerliyor. Onlar Siyonist Rejim tarafından Filistinlilere yapılan zulmü üzerini örtmeye çalışıyorlar. Bu nedenle Kudüs olayları karşısında ilgisiz olmalarına şaşırmamak gerekir ve bu ülkelerin kınama bildirisi yayınlamaları da görevlerini yapmış olmak ve tepki almamak içindir. Bizim Arap halkı ve İslam Ümmeti'nden Filistin ve Mescid-i Aksa'yı koruma konusunda ve yine Filistinlileri azimlendirme konusunda beklentimiz var. 

Habballah açıklamalarının sonunda Hasan Nasrallah'ın Kudüs'ün kurtarılması için İslam Ordusu kurulmasıyla ilgili açıklamalarına işaret ederek şunları söyledi: Bana göre, Kudüs ve Filistin'in kurtarılması Araplar ve Müslümanların görevidir ve Filistinliler de ilk aşamada bunun gerçeklemesinden doğrudan sorumludurlar. 

İsraillilerin Filistinlileri yalnız görmemeleri ve her istediklerini yapabileceklerini düşünmemeleri için Filistinlilere destek kapsamlı olmalıdır. Eğer bizler Batı Şeria, Gazze ve Filistin halkına destek verecek ve Filistinlilerin azmini artıracak olursak, bu durum İsraillileri etkileyecektir ve Siyonistler bizim bu denli desteğimizi dikkate alacaktır. Bununla birlikte İslam ve Arap ülkelerince kurulacak her türlü ordu Siyonist Rejim'in uygulamalarını etkileyecektir. İsrail medya kuruluşları bu rejimden kendini frenlemesini istiyor. Çünkü Filistinlilerin yalnız olmadığını ve onlara saldırılacak olursa, diğer grupların da işgalci ve gaspçı İsrail ile savaşmaya başlayacağını biliyorlar. 

    Tüm Haberler