İsrail’in Korsan Silah Ticaretinin Boyutları

Haber Numarası: 1589837 Bölüm: Görüş/Röportaj
سلاح اسرائیل

İşgal ordusunun ürettiği silahlar, 2016 yılında geçmiş yıla oranla 800 milyon dolar artış göstererek son dört yılın en yüksek ihracat seviyesine ulaşmış durumda.

Tesnim  Haber Ajansı - ABD’nin ambargo koyduğu bir ülke ya da örgüte silah satmaya kalksa dünyada herhangi bir devletin başına neler geleceğini biliyoruz. İran İslam Cumhuriyeti’ne, Küba’ya ya da Kuzey Kore’ye yönelik ambargonun delinmesine arabuluculuk edenleri ABD’nin ne kadar tavizsiz bir şekilde cezalandırdığına dair tanığa gerek yok. Ancak söz konusu İsrail olunca işler tamamen değişiyor. Ne Birleşmiş Milletler kararları, ne AB ne de ABD yaptırımları işe yaramıyor.

Bunun son örneği Myanmar konusunda yaşandı. Bilindiği gibi AB ve ABD, Arakanlı Müslümanlara soykırım uyguladığı için Myanmar rejimine silah satışının durdurulmasını içeren bir yaptırım kararı aldı. Buna göre Myanmar rejimine silah satan ülkeler, ABD ve AB’nin kanunlarını ihlal etmiş sayılacaktı. Daha sonra ek yaptırım kararları alan ABD Myanmar’da rejimin başında bulunan yetkilileri de hedef alan bir karara imza attı. Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert yaptığı açıklamada Rohingya Müslümanlarının insan onuruna yakışır bir hayat sürebilmesi için bir dizi ek önlemin alındığını, buna bazı grup ya da kişilere yönelik yaptırımlar uygulanması kararının da dahil olduğunu belirtti.[1]

Ancak her zamanki gibi korsan devlet İsrail bu yaptırımları hiçe sayıyor.

Son olarak İsrail’de yayın hayatını sürdüren Haaretz gazetesi, silah ambargosu konmasına rağmen İsrail’in Myanmar`a silah satışına devam ettiğine dair bir haber yaptı.[2] Söz konusu silahların satışı, taraflar arasında yapılan silah anlaşmasına uygun olarak gerçekleşmiş.

Bu haberlere göre İsrail, batılı ülkeler içerisinde eli kanlı Myanmar rejimine silah satmaya hazırlanan tek ülke. Zira ambargo nedeniyle hiçbir Batılı ülke şu an için Myanmar’a silah satmıyor.

İsrail’in Myanmar’a silah satması bazı Yahudi örgütleri son derece rahatsız etmiş. Dünya Yahudi Konferansı Örgütü yetkilileri bu rahatsızlıklarını açıkça dile getirdiler. Aslında onlarınki İsrail’in insan haklarını ihlal ettiğinden dolayı duydukları bir vicdan azabı değil. Daha çok, ambargoyu delmesi nedeniyle İsrail işgal devletinin başta ABD olmak üzere birçok Batılı ülkeyle arasının bozulacağından endişe duyuyorlar. Karşı çıkmaları bundan.

Söz konusu Yahudi örgütü, geçtiğimiz günlerde Birleşmiş Milletler`e, Arakan’daki soykırımla ilgili çağrıda bulunan bir mektup yazarak Myanmar rejimine yapılan silah satışlarının tamamının durdurulmasını istenmiş.

İsrail, Myanmar rejimine silah değil eğitim de veriyor

Öte yandan İsrail işgal rejiminin Myanmar rejimiyle son derece kompleks bir ilişki içerisinde olduğu biliniyor. Siyonist Devlet, Myanmar rejimine sadece silah değil, istihbarat alanında kullanılan gelişmiş aygıtlar da satıyor. Nitekim 30 Eylül 2015 tarihinde Myanmar ordusunun generallerinden biri işgal altındaki topraklara bir ziyaret düzenleyerek cumhurbaşkanı Rivlin ve Genel kurmay başkanı Gadi Eizenkot ile görüşmede bulunmuş.

Bir taraftan Myanmar rejimiyle ilişkilerini geliştiren İsrail işgal yönetimi, diğer yandan Myanmar rejimiyle olan ilişkilerine dair kaleme alınan ve yayınlanan makale, yorum ve haberlere de sansür uyguluyor. Konunun İsrail yüksek mahkemesine gittiği biliniyor ancak medya sansürü nedeniyle mahkemenin ne tür bir karar aldığı bilinmiyor.

Öte yandan Arakanlı Müslümanlara yönelik insanlık suçu işleyen Myanmar devleti deniz kuvvetleri, israil`den satın aldığı savaş gemilerinin fotoğraflarını sosyal medya hesaplarından paylaştı.

İşin ilginç yanı ellerinde Müslüman kanı bulunan bu yönetimin aldığı savaş gemileri üzerinde sergilenen silahların da İsrail ordusu için gelişmiş savunma sistemleri üreten Rafael şirketine ait Typhoon tipi füze ateşleme sistemleri olduğu biliniyor.

İsrail’in silahtan elde ettiği gelir 6 milyar dolar

Bütün bu silah satışları ve silah ticaretinin İsrail açısından siyasi kazancın yanında ciddi bir ekonomik getirisi de bulunuyor. İşgal ordusunun ürettiği silahlar, 2016 yılında geçmiş yıla oranla 800 milyon dolar artış göstererek son dört yılın en yüksek ihracat seviyesine ulaşmış durumda.

İsrail`in silah endüstrisinin ihracat rakamları incelendiğinde ilginç bilgiler ele veriyor. En fazla satış Hindistan, Güney Kore, Filipinler ve Myanmar gibi Asya ülkelerine gerçekleşmiş durumda. İşin garip tarafı İsrail sadece üçüncü dünya ülkelerine silah satışı yapmıyor. Teknolojik açıdan gelişmiş ve dünyanın dört bir yanına milyarlarca dolarlık teknoloji ihraç eden ve silah üretimi yapan Batılı ülkelere de devasa miktarlarda silah satışı yapıyor.  Örneğin Avrupa ülkelerine yönelik ihracat, son dört yıldır sürekli olarak artış gösterirken bu yıl 1.8 milyar dolarlık miktarla tüm zamanların rekor düzeyine çıkmış durumda. [3]

Ancak son dönemde Almanya’ya yapacağı İHA satışı Alman parlamentosunun bu alımı bütçeden çıkarması nedeniyle ertelendi.[4] Bu ertelemeden dolayı İsrail’in bir milyon Avro civarında zarar ettiği belirtiliyor. Almanya bu silahları yakın zamanda alacak ancak bu alımın yeniden bütçeye sokulmasını beklemesi gerekiyor. İsrail’in bir de şartı var. Almanya İHA’ları herhangi bir Arap ülkesine satmak istediği takdirde önce İsrail’e sorması gerekiyor. Siyonistler onay verirse İHA’lar Arap ülkelerine satılabilecek.

İsrailhaberlere sansür uyguluyor

Bu noktada Haaretz gazetesinde yıllarca çalışan Yossi Melman, son olarak Middle East Eye adlı internet sitesinde kaleme aldığı[5] yazıda “tartışmaların kapalı kapılar ardında süre gitmesinden anlaşılıyor ki, İsrail silah satışları konusunda sansür uygulamakla kalmıyor, mahkemeler de güvenlik kurumlarıyla safları giderek sıklaştırıyor.” ifadesini kullanıyor.

Yazara göre 2016 yılında İsrail’in 5 kıtada 100’den fazla ülkeye yaptığı silah satışları 6 milyar doları bulmuş durumda. Bu rakam, İsrail’in toplam mal ve hizmet ihracatının yüzde 6 ila 7’sine karşılık geliyor. Yazara göre söz konusu ülkelerle ilişkilerin sadece silah alım ya da satımıyla sınırlı olduğunu söylemek yanıltıcı olabilir. Aynı zamanda Tar İdeals Concept adlı İsrail şirketi de Myanmar özel kuvvetlerine eğitim veriyor.

Melman, İsrail’le diplomatik ilişkileri bulunan ama Myanmar gibi, ya da geçmişte Güney Amerika’da ya da Afrika’da olduğu gibi diktatörlerin yönettiği, iç savaş yaşayan ya da insan hakları ihlalleri ayyuka çıkmış ülkelere de yıllardır silah verdiğini belirtiyor.

Melman’a göre İsrail işgal yönetiminin silah satışlarının bir başka özelliği daha var. Kaos stratejisi izleyen İsrail, Etiyopya ve Eritre arasındaki savaşta her iki tarafa da silah tedarik etmiş. İsrail ayrılıkçı grup ya da örgütlere de ciddi silah satışları yapıyor. Bunun en önemli örneği, Güney Sudan’a yapılan silah satışlarıydı.

Körfez ülkeleri: Görüntüde İsrail düşmanı gerçekte dost

İsrail işgal yönetiminin tam bir gizlilik içerisinde yaptığı silah satışları ise daha çok aralarında diplomatik ilişkilerin bulunmadığı Arap ülkelerine yaptığı silah satışlarını kapsıyor. İsrail’in söz konusu ülkelere yaptığı silah satışından elde ettiği kazancı sadece ekonomik getiriyle sınırlı değil. Aynı zamanda istihbari bilgiyi de beraberinde getiriyor. Buna göre İsrail, çeşitli radar ve sistemleri, İHA’lar satarak aynı zamanda devasa bir bilgi akışını da sağlamış oluyor. Hem de düşman bellediği ve şu ana kadar herhangi bir diplomatik ilişkisinin bulunmadığı ülkelerden.

Biz bir de buna Arap ülkeleriyle bu tür ekonomik ilişkiler kurarak bir sonraki süreçte Arap ülkeleriyle diplomatik alanda kuracağı ilişkilerin altyapısını kurma avantajını da ekleyelim. Bir başka ifadeyle İsrail, diplomatik ilişkisinin bulunmadığı S. Arabistan, BAE gibi Körfez ülkelerine silah satarak hem istihbarat bilgisi elde ediyor hem de onlarla gelecekte kuracağı diplomatik ilişkileri şimdiden sağlama almış oluyor. Bir başka ifadeyle İsrail’in bir ayağının hep Arap dünyasında olmasını sağlıyor.

Silahlar sadece Körfez’e gitmiyor

Peki İsrail’in silah satışları sadece Körfez ülkelerine mi? Bu sorunun cevabı elbette Hayır. Ürdün’e 2015 yılında yaptığı silah satışı uluslararası basına konu oldu.[6] İsrail, Ürdün’ün Suriye ve Irak sınırındaki silahlı grupların meydana getirdiği tehlikelere karşı kendini koruması için 15 adet Kobra helikopteri sattığını açıklamıştı. Ürdün sadece Kobraları değil aynı zamanda İsrail drone’larını yani insansız hava araçlarını da Ürdün’ün hizmetine sundu. Buna ilişkin haberler yerel basında asla çıkmıyor. Sadece uluslararası medya ve basın kuruluşları haber yaparsa Arap ve Müslüman kamuoyun bu silah satışlarından haberdar oluyor.

Bir benzeri durum S. Arabistan’a yapılan silah satışları konusunda geçerli. Son olarak veliahd Prens Muhammed bin Selman’ın Telaviv’e gizli bir ziyaret düzenlediği biliniyordu. Hatta İsrail gazeteleri ve bazı üst düzey Siyonist yöneticiler de Telaviv’e gelen gizli ziyaretçinin Bin Selman olduğunu yazmıştı. Sonrasında gelişen olaylar Veliahd Prens’in başka konuların yanı sıra silah ve savunma sistemlerinin satışını da Siyonist yetkililerle görüştüğünü ortaya koyuyor. İsrail Savunma Bakanlığı her ne kadar “güvenlik” gerekçesiyle inkar etse de S. Arabistan’la “Demir Kubbe” adıyla bilinen füze savunma sisteminin satışı hakkında da görüşmeler yapmış. Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan ticarete gelince artık bu ilişkiler gizlenemez boyuta gelmiş durumda.

Nitekim kısa süre önce Singapur’da katıldığı kamuoyuna açık bir toplantıda Mati Kochavi adlı İsrailli silah tüccarı BAE’ye silah ve savunma sistemleri sattığını ağzından kaçırdı.[7] Bu açıklamayla birlikte artık BAE’ye silah satışları kanıtlanabilir bir resmi ilişki düzeyine kavuştu denebilir. Mati Kochavi Dünyaca ünlü güvenlik şirketi AGT’nin sahibi. AGT’nin özelliği eski MOSSAD ajanlarının çalıştığı bir şirket olması. Birleşik Arap Emirlikleri pazarına girebilen ilk iş adamı olan Kochavi, 2005 yılından bu yana Abu Dabi hükümetinin gerçekleştirdiği birçok ihaleyi de almış bulunmakta.

BAE, İsrail’den aldığı İHA’ları Yemen ve Libya’da kullanıyor

Öte yandan Netanyahu’nun eski müsteşarı Daivd Maiden’ın 35 yıl boyunca Mossad’a çalıştığı ve şu an “Davide Maiden Projects” isimli şirketi aracılığıyla BAE ile iş yaptığı belirtiliyor. Maiden, BAE ile uzun yıllardır güvenlik işbirliği yürütüyor. İsrailli Hava Savunma Sistemleri şirketinin eski başkanı Avi Leumi ise 2012 yılında Birleşik Arap Emirliklerine insansız hava uçakları satışını gerçekleştirdi. BAE bu uçakları Yemen ve Libya da kullanıyor.[8]

Kochavi’nin sürekli Telaviv’le Dubai arasında mekik dokuduğu, kendi özel jetiyle gidip geldiği bilinen bir husus. Bu durumu, İsrail’in Dubai’de açmış olduğu ofisin oldukça kolaylaştırdığı ifade ediliyor. Yazar Mohamed K. Mohamed, bu ofisin BAE’nin iddia ettiği gibi sadece Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA)’ye ait ofis olmadığı aynı zamanda taraflar arasında diplomatik ilişkileri sağlayan bir rol oynadığını belirtiyor. [9]

Son olarak şunu belirtmeli ki İsrail işgal rejimi, nasıl ki geçmişte Latin Amerika’daki kontralar gibi sn derece provakatif ve vahşi terör örgütlerine silah yardımı ya da satışı yapma noktasında son derece cüretkar davranmışsa şimdi de Batı yanlısı diktatör rejimlere ve insan haklarını ihlal eden ülkelere silah ihracatında o kadar hızlı ve cüretkardır. Bu yolda ne ambargo ne de uluslararası hukuk tanımamaktadır. Tasarladığı konsept içerisinde kendi açısından ekonomik ve politik kazanç dışında başka bir şeyi gözü görmemektedir. BM Güvenlik Konseyi’nin Filistin’deki İsrail işgaliyle ilgili kararlarını hiçe sayan bir ülkenin, uluslararası hukuka uygun hareket edebileceğini düşünmek safdillik değilse büyük bir yanıltma amaçlı manipülasyondan başka bir şey değildir.

 


    Tüm Haberler