İslam İnkılabı'nın Kalıcılığının Sırrı

Hayatının 40. yılına ayak basarken İslam İnkılabı hala "devrimci" kimliğini korumuş ve onun beraberinde getirdiği "İslam Nizamı" 1979 devriminin düşüncelerini sürdürmeye ve tamamlamaya çalışıyor.

İslam İnkılabı'nın Kalıcılığının Sırrı

Tesnim Haber Ajansı - İslam İnkılabı'nın prensip ve hedeflerinde hiçbir değişiklik olmamış ve işlevini kaybetmemiştir. Rehberlik ve devrim, halk; inkılap yolunda hararetle harekete devam ediyor, bu yüzden dünya bu İnkılab'ın gerçekleştirebileceği yeni stratejik olayları bekliyor. İşte bu, İslam İnkılabı'nı geçen 300 senede küresel veya ulusal ebatta vuku bulan diğer devrimlerden en önemli farkıdır. Bu bağlamda söylenecek birkaç husus var:

Bilinen tabiriyle devrimden söz edince geçen 300 senede, Fransa Devrimi (1789-1799), Rusya Devrimi (Ekim 1917), Çin Devrimi (1949), Hindistan Devrimi (1947) ve Cezayir Devrimi (1962-1954) gibi her biri belli hedeflerle ve belli rejime karşı vuku bulan zafere ulaşan devrimlerle karşılaşıyoruz. Ancak bu devrimler veya benzeri devrimlerden hiçbiri uzun bir süre hayatına devam edememiş ve kısa bir zaman dilimi içinde temel prensip ve çizgileri değişikliğe uğramıştır. Bu açıdan İran İslam İnkılabı bir istisna sayılıyor.

Bourbon kraliyet ailesine karşı 18. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşen Fransa Devrimi, Robespierre liderliğindeki bir grubun zaferi üzerinden sadece 4 yıl geçerken 1793 yılında sona erdi ve yeniden kraliyete geri dönüldü.

Kısa bir süre sonra, bazı büyük Avrupa ülkelerine sıçrayan ve dış boyut kazanan iç savaş Fransa'yı sardı ve Napleon savaşları denen bu savaş 13 yıl sürdü. Bu savaşlar sırasında Fransa, İspanya, İngiltere ve İtalya'dan sivil ve asker olmak üzere 2.567.000 insan öldü ki Fransız kurbanların sayısı 1.836.000 kişiydi. O dönemde Fransa'nın nüfusu 15-17 milyon kişiydi.

Fransa Devrimi, kültürel ebatta devam etse ve bugün de küresel düzeyde etkinliğini sürdürse de, ancak halkçı ve adaletçi kimliği tamamen yok oldu ve Bourborn döneminin sömürgeci ve savaşçı kimliğine tekrar dönüldü. Fransa Devrimi kültürel ebatta da ahlak, aile ve birey haklarını mahvetti.

Frantz Fanon ve De Tocqueville gibi düşünürlerin Fransa Devrimi ile ilgili yazdığı kitaplar, Fransa'nın 1789 yılındaki devriminin hedefleri sadece birkaç yılın ardından yok olduğunu gösteriyor.

1905-1917 yıllarındaki uzun soluklu savaşların ardından Rusya Ekim Devrimi de zafere ulaştı. Bu devrim, toplum alt ve işçi sınıfı Leon Trotsky liderliğinde İngilizler ve Fransızlar tarafından desteklenen çarlara gali geldi. Trotsky 130 gün sonra görevden uzaklaştırıldı ve Vldaimir Lenin devrimin liderliğini üstlendi. Lenin de 3 yıl hastalığın adından 1924 yılında hayatını kaybetti ve Josef Stalin devrimin başına geçerek, 1953 yılına kadar iktidarda kaldı. Rusya Devrimi ile ilgili yazan tüm yazarlar açık şekilde, Rusya Devrimi'nin 1922 yılından itibaren Lenin'in hastalanması yüzünden ülkeyi yönetmekte aciz kaldığı ve başbakanı Stalin'in işleri yönettiği için yok olduğunu ve kendi aleyhine dönüştüğünü yazmışlardır. Bunun ardından yaşam koşullarının iyileşmesini isteyen milyonlarca işçi, Sibirya'daki madenlerde zorunlu iş kamplarına sevk edildiler, burada çok sayıda işçi zor şartlardan dolayı hayatını kaybetti ve böylece burjuvazinin kaldırılmış ve serbest dünya müjdesini veren Ekim'de vuku bulan Sosyalist Devrim yok oldu ve Sovyetler Birliği bir sömürü kutbu haline geldi. Bu devrim ve isyanlar sırasında 20 milyonu aşkın insan hayatını kaybetti ki bunlardan 13 milyonu devrimden sonraki ilk beş yılda öldüler.

Stalin iktidara gelince tüm siyasi ve toplumsal öğretileri ve esasında Marx, Lenin ve Trotsky'nin mirasını yok ederek, kelimenin tam anlamında mutlak bir diktatörlük kurdu.

Çin Çiftçiler Derimi de 1921 yılında başladı ve 1949 yılında yani yaklaşık 30 yılın ardından Mao Zeong'in liderliğinde zafere ulaştı. İç boyutta slogan ve hedefi sınıfsal rejimin kaldırılması ve çiftçilerin haklarının gerçekleşmesi ve dış boyutta ise ABD ve Sovyetler Birliği'nin istilasıyla mücadele olan Çin Devrimi, ilk on yılında iç savaşlarla uğraştı ve milyonlarca insan hayatını kaybetti. Mao 1958 yılında insanların yaşam şartlarını iyileştirmek amacıyla devriminin sloganlarıyla bağdaşmayan mülkiyetçi yaklaşımla "İleriye Doğu Büyük Sıçrayış" programını uygulamaya koydu. Bu program, Çin'de geniş şekilde kıtlığa yol açtı ve 40 milyonu aşkın insanın canını aldı. Böylece Çin, Mao'nun hayatının son 10 yılına doğru devrim liderinden yüz çevirdi. Kültürel olmaktan ziyade siyasi ve iktisadi olan "Çin Kültür Derimi" 1970'li yıllarının başlarına doğru başladı ve esasında Çin Devrimi'nin defterini dürdü. Bu dönemden sonra Çin; kapitalizmi, sosyalizme ikame etti ve edebiyatında emperyalizm olarak nitelendirilen ABD ile her alanda ilişki kurulmasını gündemine aldı, aslında dış politika boyutunda ABD'nin etkisinde sindirilmiş oldu. Çin son on yıllarda, ekonomik olarak çok büyümüş olsa da Çin asaleti zedelenmiş oldu.

Cezayir Devrimi ise, Fransa istilasına karşı 1954-1964 yılları arasındaki halk mücadelesinin ardından zafere ulaştı. Devrim hedefi, siyasi bağımsızlık elde etmek ve halka dayalı bir hükümetin iktidarda olmasaydı, ancak bu devrim sadece 3 yıl sürdü ve bir kez daha dolaylı biçimde Fransa'nın istilası altına girmiş oldu.

Bu devrim sırasında toplam nüfusu 10 milyon kişi olan Cezayir vatandaşlarından 1 milyonu öldü ve zaferi üzerinden 5 yıldan az bir süre geçerken bu devrimden bir şey kalmadı.

Konuyu toparlama noktasında şu ifade edilebilir ki, gerek küresel, gerek ulusal ebatta olan dünyadaki devrimler, kısa bir süre içinde ya uluslararası ya da iç konjonktürle durum sebebiyle sindirilerek yok oldu. Oysa İran İslam İnkılabı 40 yılın ardından dimdik ayakta durmaya ve ulusal ve uluslararası düzeyde büyük hedeflerini gerçekleştirmeye devam ediyor. İslam İnkılabı, asalet, hedef ve sloganlarını koruyabildi.

Ancak niçin ve nasıl?

İran İslam İnkılabı, bir dini devrimdir ve en büyük dini liderler tarafından yönetildi. Din, köklü değerlere sahip olduğu için nizam ve devrimin hedef ve prensiplerinin süregelmesini sağlamıştır. Dinli liderlik de "kurucu"nun çizgisinin sürmesi ve devrimin mirasının korunmasına sebebiyet vermiştir. İslam İnkılabı'nın 2. lideri,  diğer devrimlerin ikinci liderlerinin aksine, devrimi gözden geçirmedi tam tersine başkalarından ziyade devam etmesine vurgu yaptı. İkinci liderin döneminde toplumun metninde ve orta liderler ve yürütme yöneticileri düzeyinde devrimin rotasını değiştirmeye çalışan şahsiyetlere ortaya çıksa da milyonlarca devrimci kitlelerin devrimin ve prensiplerinin korunmasına sahip çıktıkları için bir yere varılamadı ve devrim yoluna devam etti.

Bu arada, İslam İnkılabı Lideri Ayetullah Hamanei'nin rolü, devrimin korunmasında büyük hayati etkisi olmuştur.

O, kendi liderlik dönemi boyunca, Rahmetli İmam Humeyni'nin belirlediği hedeflerinden hiçbirinde değişiklik yapılmasını kabul etmeyerek, değişiklik isteyen kişiler ve akımlar karşısında durdu.

Ayetullah Hamanei, liderliğinin ilk günlerinde yaptığı bir konuşmada İmam'ın çizgisi üzerinde durma sırrını şöyle anlatıyor: "İmam'ın şahsiyeti, dünya liderlerinin hiçbirisiyle mukayese edilemez. O sadece peygamberler, evliya ve masumlarla mukayese edilebilir. O, onların öğrencisi ve izleyicisiydi ve bu nedenle dünyanın siyasi liderleriyle mukayese edilemez." ve övünerek diyor: "Allah'a şükürler olsun ki içtenlikle sözüne inandık ve takip ettik, durmadık ve yarı yolda onu bırakmadık."

İslam İnkılabı iç ve dış ebatta büyük başarılara imza atmıştır. Devrimin ardından, İnkılap ve İran halkına karşı düşmanlıklar yüzünden hükümetin önceki rejime göre geliri düşük olmasına rağmen, İslam İnkılabı'nın durumunu iyileştirdiği nüfus eski rejime göre kat kat fazla oldu.

İslam İnkılabı, halkın yaşam koşullarını önemli ölçüde iyileştirdi ve büyük bölümü yöneticilerin zafiyetinden kaynaklanan halkın diğer sorunlarını da karşılamaya çalışıyor.

İslam İnkılabı, bölgesel çevresinde hayatına devam ediyor. 40. yılına girerken, devrim sayesinde birçok bölge ülkelerinde büyük ilerlemelere tanıklık etmekteyiz.

Bugün bölge milletlerinin çetrefil sorunlarının çözümü için İran'dan talepte bulunmaları, devrimin bölgede sürdüğünü gösteriyor ve hatta bölgedeki hızının ilk yıllarından daha fazla olduğu ifade edilebilir.

Sadullah Zarei

En Çok Okunan Görüş/Röportaj Haberler
En Önemli Görüş/Röportaj Haberler
En Çok Okunan Haberler