Al-i Suud, Çıkmaz Sokakta; Acaba Riyad, Trump'a Karşı Tahran İle Barışacak Mı?

Beyaz Saray Ekonomi Danışmanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın Suudi Arabistan'a karşı tehditlerde çok ciddi olduğu uyarısında bulundu. Washington'un Riyad'a karşı cezası, Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın ölümünün arkasında Suudi Arabistan'ın olduğunun kanıtlanması halinde, Suudiler'in ABD'deki 2 trilyon doları aşan malvarlığı ve hesaplarına el koyacak şekilde olabilir.

Al-i Suud, Çıkmaz Sokakta; Acaba Riyad, Trump'a Karşı Tahran İle Barışacak Mı?

Tesnim Haber Ajansı - Arap dünyasının ünlü yazar Abdulbari Atvan, Ray el Yevm gazetesinde kaleme aldığı yazıda şöyle yazdı: Suudi Arabistan'ın pazar günü açıkladığı ve ABD'nin muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın kaçırılması ve öldürülmesinin arkasında olması halinde Riyad'da karşı ekonomik ve hatta siyasi cezalar uygulayacağına dair tehditlerini reddeden açıklaması, ilk etapta, bu tehditlerin ciddiyetini, ikinci etapta ondan kaynaklanan endişeyi ve üçüncü etapta, o tehditlerle karşılaşma noktasında intihara yönelmeyi ortaya koydu.

Son 80 senede, iki müttefik bu tehditleri aleni şekilde karşılıklı olarak ilke kez gündeme getirmiş oldular.

Anlaşılan ABD Başkanı Donald Trump, ABD derin devleti veya ona bağlı kuruluşların baskısı altında, Suudiler'e karşı her türü hareketten uzak duran ve cinayeti sulandıran önceki tutumundan geri adım atmak zorunda kaldığı anlaşılıyor.

Trump Fox News'a yaptığı açıklamada; "Kaşıkçı ABD vatandaşı değil, olay Amerika'da da olmadı, 110 milyar doları neden Ruslar veya Çinliler kazansın?" demişti.

Ancak Trump üslubunu değiştirerek, Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin kanıtlanması halinde Suudi Arabistan'a ağır ceza verileceğini belirtti.

ABD Başkanı, bu cezaların ne olacağına değinmedi, ancak, bir cinayet işlendiğini ve Türk müttefiklerinin bu bağlamda kesin kanıtlar kendine sunduklarını kaydetti.

Geçen 2 haftadan az bir sürede Trump en az 4 kez çok iğrenç şekilde Suudi Arabistan'a şantaj yaparcasına saldırarak, bu rejimin dev zenginlikler ve servete sahip olmasından, Arabistan'ın ABD'nin bedeva yardımından yararlanmış olmasından söz etmiştir. Trump, 3 hafta sonra düzenlenecek Kongre ara seçimleri yaklaşırken seçim kampanyasında yaptığı konuşmalarında bu tür şantajlara başvurmuştur. O, Amerikan kamuoyu, bu ülke medyasının Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Konsolosluğu'ndan kayıp olması ve muhtemelen öldürülmesi ile ilgi haberleri sonucu şok yaşadığını bilmeli. Bu nedenle,Trump, aynı şok ve öfke etkisiyle seçim çıkarları için faydalanmaya ve cinayet sorumlularını cezalandırmakta hiç tereddüt etmeyen güçlü bir adam olarak kesiliyor.

Trump, Suudileri sevmiyor ve Arap ve Müslümanlardan nefret ediyor. Ancak Suudi Arabistan ve Fars Körfezi'nin kıyısındaki Arap ülkelerin zenginliklerine tutulduğunu gizlemiyor. Trump, ülkesinin geçen 80 senede bu ülkeleri koruduğu için bu servetin büyük bir kısmına ulaşılması gerektiğine inanıyor.

Beyaz Saray Ekonomi Danışmanı Larry Kudlow, Trump kadar Arap ve Müslümanlara karşı ırkçı bir zattır. O, ABD Başkanı'nın bu tehditlerde "çok ama çok ciddi" olduğu uyarısında bulundu. Demek ki, Suudiler'in bu cinayete müdahalesinin kanıtlanması halinde, bu cezalar uygulanabilir. Suudi Arabistan'ın ABD'deki 2 trilyon doları aşan malvarlığı, hesap ve yatırımlarının dondurulması, bu cezalar arasında olabilir. Nitekim ABD yönetimi 1979 İran'da Şah'ın düşmesi ve devrim olmasının ardından İran'ın ABD bankalarındaki malvarlığı ve hesaplarına el koydu.

Suudi Arabistan'ın önde gelen aktivistleri sosyal medyada ülkelerinin olası tepkisinin bazı ebadına değinerek, bu tepkilerin daha kesin olacağını ve Suudi Arabistan'ın ekonomi ve para gücünü bir silah olarak kullanacağını belirtmişler. Onlar hatta ülkelerinin silah alımı için Rusya ve Çin'e gidebileceğini, dahası, İran ile barış ittifak yaparak, Batı ve ABD'ye karşı koyabileceğini vurgulamışlardır.

Suudi yönetimin Prens Halid Faysal'i bir heyet başkanlığında Ankara'ya Türk mevkidaşıyla krizin çözümü için nasıl işbirliği yapılacağı konusunda istişareler için göndermesi, Ankara ile karşı karşıya gelmekten kaçındığı ve diplomasiyi tercih ettiği anlamına geliyor.

Suudi Kral'ın Danışmanı olan, ayrıca diğer prenslerden daha akılı olduğu ifade edilen, şair, ressam ve Mekke-i Mükerreme bölgesinin hakimi olan ve Türk yetkilileriyle güçlü dostluğu olan Prens Halid Faysal, Kaşıkçı ile Vatan gazetesinin baş editörü olduğu sıralarda da iyi ilişkisi vardı.

Suudi Arabistan, hiç görülmemiş bir çıkmaz ile karşı karşıyadır; - gerek Suudi Arabistan'ın içinde, gerek Arap ülkeleri arasında, gerekse uluslararası düzeyde- Kaşıkçı ile dertleşme tüm sınırları aşmış ve Riyad'a karşı bu gazetecinin ölümüyle ilgili gündeme getirilen suçlamalar neredeyse kesinleşmiştir. Ankara'ya bir heyetin gönderilmesi de bu gerçeklerin birçoğunu değiştireceğine inanmıyorum.

13 gündür Kaşıkçı'dan haber alınamıyor ve Türkiye güvenliği, Suudi Arabistan'ın İstanbul Konsolosluğu içinde bu ölüm operasyonu ile ilgili görüntü kayıtlarına sahip olduğunu ve Suudi heyetten onun cesedi veya kalıntısını teslim etmesinin beklendiğini yoksa Türkiye güvenlik güçlerinin konsolosluk ve başkonsolosun konutuna girip, arama ve soruşturma sonuçlarını resmen ilan ederek, onu Suudi yönetimdeki birçok üst düzey şahsiyetlerin yargılanmasıyla sonuçlanabilecek uluslararası bir konu haline getirebileceği tehdidine bulunmuştur.

Sadece pazar günü Suudi Arabistan borsası 33 milyar dolar değer kaybetti, bazı uluslararası firmalar ve ekonomi ve medya alanında faaliyet yapan bazı uluslararası şahsiyetler de gelecek hafta Riyad'da düzenlenecek Geleceğin Yatırımı Konferansı'na Kaşıkçı olayı protesto etmek için katılmayacaklar.

İngiltere, Fransa ve Almanya da ortak bir açıklama yaparak, Suudi konsolosluğundaki gerçeklerin aydınlatılması ve (Kaşıkçı'nın katlinde) sorumluların kimliğinin tespit edilip, yargılanmaları için inanılır soruşturma yapılması istediler. Bu mesele, hatta Suudi Arabistan'ın silah anlaşmalarını zorlaştırabilecek ve Yemen'deki savaş üzerinde olumsuz etki bırakabilecek.

Cemal Kaşıkçı'nın bedduası Suudi Arabistan ve üst düzey yetkililerini yıllarca sürecek şekilde tutmuştur, özellikle, ABD ve Avrupalı ülkeler, bu rejimin üzerinden koruma şemsiyelerini kaldırmışlardır.

Bu cinayet, Suudi yetkilerin onda parmağı olmasının kanıtlanması halinde, Suudi Arabistan'ın içinde ve dışında köklü ve derin değişikliklere yol açabilecek ve iki aşama arasındaki dönüm noktası tamamen farklı olacak, artık Suudi Arabistan'ın durumu hatta eskisi gibi olmayacak. Bekleyip görmek lazım.

En Çok Okunan Görüş/Röportaj Haberler
En Önemli Görüş/Röportaj Haberler
En Çok Okunan Haberler