Suudi Arabistan'ın Para Cüzdanı ve Şahsiyetleri Tasfiye Stratejisi

Arap yazar, Al-i Suud'un muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetindeki rolünün ortaya çıkmasının ardından kaleme aldığı bir yazıda bu rejimin Yemen'e sulta için para cüzdanı stratejisi ve muhalifleri tasfiye etme stratejisine dikkat çekti.

Suudi Arabistan'ın Para Cüzdanı ve Şahsiyetleri Tasfiye Stratejisi

Tesnim Haber Ajansı - Şu sıralarda Suudi muhalif gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda öldürülmesinin dünya medyasının gündemine taşındığı bir sırada, Arap dünyası yazarlarından Reşid el Haddat kaleme aldığı bir yazıda, Al-i Suud rejiminin muhalif şahsiyetlere suikast ve para cüzdanını, kendisi için gereken garantileri satın almak için eskiden beri kullanageldiği politikalarından olduğunu belirtti.

El- Arabi sitesinde yer alan yazıda el Heddat, Suudi Arabistan'ın Yemen üzerinde sulta kurmak amacıyla 1977 yılından beri aynı politikayı kullandığına dikkat çekerek şöyle yazdı; Suudi Arabistan para cüzdanı stratejisini kullanarak, 1977'de İbrahim Muhammed el Hamdi'ye düzenlenen suikasttan bu yana Yemen'in kuzeyine vesayetini dayattı.

Makalenin devamında, 11 ekim 1977'de Yemen Cumhurbaşkanı İbrahim Muhammed el Hamdi'e ve kardeşi Abdullah'a Suudi Arabistan'ın Sana'daki büyükelçiliği yakınında bir kanlı ziyafette düzenlenen suikast eyleminden beri Yemen bağımsız ve egemenlik sahibi bir yönetim olmaktan çıkıp, Suudi Arabistan'ın vesayeti altındaki bir yönetim haline geldiğini yazdı.

Bu suikast eyleminin üzerinden birkaç ay sonra, Suudi Arabistan yönetimi, Yemen için özel bir komite kurdu ve Yemen'deki tüm Suudi siyasileri daha sonra kat kat artan aylık 56 milyon Suudi Riyali karşılığında bu komitenin üyeliğine aldı.

Para Stratejisi 

Eski Solcu liderlerden Edris eş Şarhabi şöyle diyor: Suudi Arabistan el Hamdi suikastından sonra Yemen'in kuzeyini ele geçirmek için para stratejisini kullandı ve aşiret şeyhleri ve önde gelen şahsiyetler, askeri ve siyasi liderlerle geniş şekilde ittifak sağlayarak, kendisi için garantiler satın alarak, böylece Yemen'de hükümetin tüm eklemlerini ele geçirdi ve el Hamdi projesini başarısız kıldı.

Suudi Arabistan'ın aynı parayı Yemen'in kuzeyindeki 15 Ekim Hareketi gibi Suudi müdahalesine karşı çıkan hareketlere karşı kullanabildiği de düşünülüyor. Bu hareketin üyeleri bastırılıp, tasfiye edildi veya zorla kayıp edildi. Böylece Yemen el Hamdi suikastından sonra Prens Sultan Bin Abdulaziz'in elinde bir dosyaya dönüştü. 

Suudi Arabistan'ın Yemen üzerindeki istilası, birçok Yemenli için 70'lerin son yıllarına kadar pek görülür değildi çünkü o dönemde bu meseleye karşı ciddi ulusal bir muhalefet vardı, ancak Suudi Arabistan'ın el Hamdi suikastından sonra Yemen'in kuzeyindeki etkinliği, Riyad'ın bu suikastta rolü olduğuna dair iddiayı ifşa ve takviye etti.

15 Ekim Hareketi

Reformcu 13 Haziran Hareketi yöneticileri ve üyeleri, tasfiye edilip, zorla kayıp edildikten sonra, el Hamdi taraftarı askeri yöneticilerden bir grubu 15 Ekim Hareketi'ni 1978 yılında kurdu.

Naseri Örgütü Genel Sekreterliğini yapan İsa Muhammes Seyf komutanlığında bir askeri hareket olarak faaliyete başlayan hareketin amacı, Beyaz Darbe yapmak ve o dönemin cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih'i görevden uzaklaştırma yoluyla Yemen'i Suudi Arabistan'ın istilasından kurtarmak ve geçiş dönemi için ülkeyi yönetecek bir askeri konsey kurmaktı.

15 ekim gece yarısında, bu hareket, Silahlı Kuvvetler Komutanlığı binası, Harekat ve Askeri İletişim Odası, Sana Uluslararası Havalimanı, Askeri Havalimanı, Radyo ve Televizyonu ve Sana'nın tüm giriş noktalarında kontrol sağlamayı başardı. Hareket tamamen başarılı olmak üzereyken bazı askeri komutanlarının ihaneti yüzünden bu darbe girişimi başarısız oldu. 15 Ekim komutanları daha sonra yakalanarak idam edildiler.

Birçok Naseriler ve İsa Muhammed Seyf'in arkadaşları, Suudi Arabistan'ın bu hareket liderlerine verilen idam cezalarının arkasında olduğunu söylüyorlar. Çünkü 15 Ekim, Suudi Arabistan'ın Yemen üzerindeki istilasına karşıydı.

Bugüne kadar 15 Ekim Hareketi'nin birçok üye ve yöneticisi gizli şekilde hayatlarına devam etmiştir ve 1. Zırhlı Tugay Komutanı Ali Kanaf Zehre gibi bazılarından şimdiye kadar bir haber alınamamıştır.

En Çok Okunan Dünya Haberler
En Önemli Dünya Haberler
En Çok Okunan Haberler