ABD Neden Toplu Silahlı Saldırıda Dünyada Birinci Sırada Yer Alıyor?


ABD Neden Toplu Silahlı Saldırıda Dünyada Birinci Sırada Yer Alıyor?

Yapılan araştırmalar, ABD’nin toplu silahlı saldırıda dünyada ilk sırada yer aldığını gösteriyor.

Tesnim Haber Ajansı- Geçtiğimiz Salı günü ABD’nin Texas eyaletinde bir ilkokula düzenlenen silahlı saldırıda 21 kişi hayatını kaybetti.

Uvalde kasabasındaki Robb İlkokulu’na silahlı saldırı düzenleyen Salvador Ramos'un (18) polisle girdiği çatışmada etkisiz hale getirildiği belirtildi.

2017 yılında 58 kişinin öldümüne ve 500'den fazla kişinin yaranmasına yol açan Las Vegas olayı gibi silahlı saldırılar meydana geldiğinde, bu tür ölümcül olayların kökenie dair tartışmalar yeniden alevleniyor.
ABD'de yaşanan toplu saldırıların en önemli nedenlerini bu yazıda irdeleyeceğiz.

1) Bireysel Silahlanma Özgürlüğü

Bireysel silahlanma özgürlüğü genellikle Amerika Birleşik Devletleri'ndeki kitlesel silahlı saldırıların ana nedeni olarak gösterilir, ancak bunun aynı zamanda güçlü kökleri de vardır. Guardian'a göre, Amerikalılar dünya nüfusunun yüzde 4,4'ünü oluşturuyor, ancak dünyadaki sivil silahların yüzde 42'sine sahipler.

İstatistikler, en katı ateşli silahlar yasalarına sahip ülkelerde kitlesel silahlı saldırı sayısının daha düşük olduğunu gösteriyor. Ancak ABD'de silah yasalarının en gevşek olduğu eyaletlerinin toplu silahlı saldırı konusunda durumu daha kötü.

Bireysel silahlanma özgürlüğü, her ne kadar önemli bir faktör olsa da, ölümcül saldırıların meydana gelmesinde tek faktör değildir.

2) Şiddeti Yüceltme

Eski ABD Başkanı Barack Obama, (2013 yılında 20 yaşındaki bir gencin önce annesini, sonra 20 ilkokul çocuğunu katlettiği) Sandy Hook olayı ile ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür olayların kökenlerini tartışırken, silahı yücelten ve katili bir kahraman olarak gösteren kültürel rolü gözden kaçırmamak gerekir." dedi.
Amerika Birleşik Devletleri, dünyanın en büyük şiddet içerikli eğlence üreticisi ve ihracatçısıdır. Hollywood filmlerinden video oyunlarına kadar Amerikan kültür ürünleri vahşet saçıyor.

3) Bireyci kültür ve "Amerikan Rüyası"

Öte yandan, ABD'nin aşırı bireyci kültürü, Amerikan toplumunda çok sayıda insanın bir sefalet kasırgasının içinde bulmasına neden oldu.

Konuyla ilgili "Truth Out" sitesinde, "Günümüzde birçok Amerikalı, bireysel sorumluluğun mantığını üstlenip, işsizlik, yerinden edilme ve yanlızlaşma sorunu için kendilerini suçlu buluyor ve nihayetinde sefaletlerini kişisel bir başarısızlık olarak görüyor. Bu nedenle bu tür insanlar varoluşsal depresyona ve kitlesel şiddete eğilimlidir." ifadeleri yer aldı.

ABD Ülkedeki Ulusal Biyoteknoloji Enformasyon Merkezinden Adam Lankford imzasıyla yayımlanan ve dünya genelindeki toplu saldırıları inceleyen bilimsel araştırma, ABD için ilginç sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya dahil edilen 171 ülke içerisinde ABD, 1966-2012 yıllarında yaşanan 90 toplu saldırı ile ilk sırada yer aldı.

Lankford şöyle yazıyor: "ABD'de birçok insan, yüksek başarıya ulaşacakları ve 'Amerikan Rüyası'nı gerçekleştirecekleri varsayımıyla eğitiliyor. Böyle bir toplumda, amaçlarına ulaşamayan veya yaşıtları, meslektaşları veya patronları ile iyi geçinemeyen insanlar çok fazla stres yaşayacaklardır.

Bunlara depresyon, şizofreni, paranoya ve narsisizm faktörlerini de eklersek, ABD'de toplu katlim yapan insan sayısının neden bu kadar yüksek ve orantısız olduğunu anlayabiliriz."

4)ABD’de Narsisizm Kültürü

Önde gelen Amerikalı tarihçi Christopher Lash, en çok satan ve beğenilen “Narsisizm Kültürü Beklentilerin Azaldığı Bir Çağda Amerikan Hayatı” adlı kitabında Amerikan toplumunun kültürünü "Narsisistik Kişilik Bozukluğuna" benzetiyor.
Christopher Lash, büyüklük yanılgısı, kendini beğenme, kibir,  çıkarcı ve manipüle edici davranışların Amerikan toplumunu yönlettiğini savunuyor. 

ABD’de kültürel narsisizmin kanıtı, Lash’ın 1980'lerde ünlü kitabını yazdığında zaten belliydi, şimdi bu tür davrnaış ABD’li politikacılar ile yetkililerin konuşmalarında ve ülkenin eğitim sisteminde yaygın biçimde görülmektedir. 

Örneğin, eski ABD Başkanı Barack Obama, 2013 yılında Suriye hakkında yaptığı bir konuşmada, ülkesinin dünya lideri olduğunu savunarak, "Suriye'de, hem ideallerimiz ve prensiplerimiz hem de ulusal güvenliğimizle birlikte kötü silahların kullanılmayacağını sağlamaya çalışan dünya liderliğimiz tehlikede" dedi. 

Obama, işlerin, makul güçle çocukların gazla ölüme terk edilmesini durdurmaya ve dolayısıyla kendi çocuklarını da uzun vadede daha güvenli hale getirebileceklerine geldiğinde harekete geçebileceklerini vurguladı. Obama, "Bu, neyin Amerika'yı farklı kıldığıdır. Bu, neyin bizi olağanüstü kıldığıdır. Alçak gönüllülükle ancak kararlılıkla bu temel doğruyu gözden kaçırmayalım" değerlendirmesinde bulundu. 

ABD dış politikası, Amerikan vatandaşların zihinlerinin narsist davranışlar geliştirmeye nasıl yönlendirildiğini gösterebilen bir alandır. 

Narsistik kişilik bozukluğu olanların cinayete yatkın olduğu belirtiliyor, çünkü başkalarını öldürmek, narsisizmin aşırı bir tezahürüdür.