Lübnanlı Uzman: Deniz Sınırlarının Çizilmesi, İsrail’in Lübnan Tarafından Tanınması Anlamına Gelmez


Lübnanlı Uzman: Deniz Sınırlarının Çizilmesi, İsrail’in Lübnan Tarafından Tanınması Anlamına Gelmez

Lübnanlı Orta Doğu uzmanı Hasan Dorr, Siyonist İsrail’le normalleştirme Lübnan için kırmızı çizgidir. Deniz sınırlarının çizilmesi, İsrail’in Lübnan tarafından tanınması anlamına gelmez.” dedi.

Tesnim Haber Ajansı- ABD´nin arabuluculuğunda uzlaşı sağlanan deniz sınırlarının çizilmesine ilişkin anlaşma 27 Ekim Perşembe günü Lübnan ile Siyonist İsrail tarafından imzalandı.

Konuya dair Lübnanlı Orta Doğu uzmanı Hasan Dorr ile geniş kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. 
Bu röportaj anlaşmanın imzalanmasından birkaç gün önce yapılmıştır.

*Sizce Beyrut Lübnan ile Siyonist İsrail arasındaki deniz sınırlarını çizme müzakerelerinde başarılı oldu mu ve başarılı olduysa bu kazanım nasıl sağlandı?

Lübnan, Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde ve ABD'nin arabuluculuğunda uzun süren dolaylı müzakerelerin ardından düşman İsrail ile anlaşmaya vardı. Bu anlaşma, Amerika’nın son yıllarda petrol şirketlerin Lübnan'da arama ve sondaj çalışmalarını engellediği bir durumda sağlandı. Öte yandan söz konusu anlaşma, ‘Ekim Devrimi’ olarak anılan 2019 sonbaharı protestolarından üç yıl sonra gerçekleşti.
ABD'nin Lübnan'ı ekonomik olarak cezalandırmak ve abluka altına almak niyetinde olduğu açıktır; Bunun nedeni Lübnan'daki caydırıcı güce sahip direnişin varlığı, Tel Aviv’in düşman İsrail ile normalleşmeyi reddetmemesi ve bazı Arap ülkeleri gibi davranmamasıdır.
Bu anlaşma Lübnan için bir başarıydı. Direniş ile bahsi geçen konu üzerinde görüş ve fikir birliği olan Beyrut hükümeti kararlı bir duruşla, şartlarını Amerika'ya ve aynı zamanda İsrail düşmanına empoze edebildi.
Lübnan da kuşatma ve baskıyı kırmayı başardı ve bu anlaşma aracılığıyla Amerika'yı Lübnan'da petrol ve gaz şirketlerin faaliyet başlatmasına izin vermeye zorladı.
Bu konu çok önemlidir; çünkü herkesin bildiği gibi Amerika ve Batı tarafı Ukrayna savaşı gerekçesiyle Rusya'yı ve ondan önce İran İslam Cumhuriyeti'ni cezalandırmak için yaptırım uygulamıştı. Onlar ekonomik baskıyı savaşmadığı ülkelere karşı araç olarak kullanıyor.
‘ABD, Lübnan'la savaşamaz’ demiyorum, ama düşman İsrail direnişin gücü nedeniyle Lübnan'la savaşamaz. Bu nedenle ekonomi silahını kullanıyorlar. Lübnan'ın duruşu ve direnişi ile birlikte müzakere hamlesi, baskı ve kuşatmanın başarısız olmasına yol açtı ve size söylediğim gibi bu anlaşma, Lübnan'ın hak ve hukukunun yanı sıra Lübnan petrol ve gazını arama ve çıkartma hakkını tanıyan bir belgedir.

*Ekonomi konusuna değindiniz. Lübnan'ın karşılaştığı ekonomik kriz döneminde bu anlaşmanın ekonomik açıdan önemi nedir?

Bildiğiniz üzere, Dünya Bankası geçen yıl Lübnan krizini dünyanın son 150 yılda gördüğü üç krizden biri olduğunu açıkladı. Kurum, bu krizin başkalarının yarattığı bir kriz olduğunu biliyor; Herkesin bildiği gibi Lübnan'ın finansal ve bankacılık sektörü hedef alındı. Ayrıca Lübnan'daki bazı kişilere verilen cezalar da direnişi destekledikleri içindi.
Deniz sınırı anlaşmasının kamuya açıklanması, Lübnan'ı iflas etmiş ülkeler listesinden çıkardı ve yatırım yapılabilecek ülkeler listesine soktu ve bu da öncelikle yabancı şirketlere ve Lübnan’ı destekleyen ülkelere güvence sağladı ve anlaşmanın bu ülkelerin vatandaşlarına Lübnan'a yatırım yapma kapsını açacağına inanıyorum.

*Taraflar bu anlaşmayı imzaladıktan sonra Lübnan’ın geleceği nasıl olacak? Lübnan enerji sahalarından petrol ve gaz çıkarmak için birkaç yıl daha beklemek zorunda mı kalacak?

Öncelikli konu şu ki, düşman İsrail şimdiye kadar resmi olarak tepki göstermiş değil. Tel Aviv’de Siyonist kabinesi ile rejimin Başbakanının görüştükleri doğrudur, ancak henüz pozisyonlarını resmi olarak açıklamadılar. Üstelik İbrani medyasından öğrendiğimiz bilgiye göre Knesset'ten anlaşmayı incelemesi için 14 günlük bir fırsat istediler.
Bu bağlamda, ABD Başkanı Biden’ın Lübnanlı mevkidaşı Mişel Avn'la temasına tanık olduk; bu anlaşmada Amerika'nın İsrail olduğunu herkes biliyor.
Aynen. ABD Başkanı Biden, ülkesindeki ara seçimlerinde elde ettiği bu başarıyı kendi lehine kullanmak istiyor. Ancak bunu detaylı olarak konuşmak istersek şunu söylemeliyim ki, şimdiye kadar düşman İsrail tarafından anlaşmaya ilişkin tutumu hakkında resmi bir açıklama yapılmadı, ancak bugün çıkan haberlere göre Tel Aviv rejimi, tutumunu bu ayın 27-29 tarihlerinde resmen ilan edecektir.


*Lübnan Cumhurbaşkanı Mişle Avn son günlerde bu anlaşma sadece bazı işleri tamamlamak için bir sınır anlaşmasıdır ve Lübnan ile İsrail arasındaki ilişkileri normalleştirme söz konusu değil.” demişti. Bilindiği üzere İsrail hiçbir zaman anlaşmalara bağlı kalmamıştır. Bu anlaşma için böyle bir beklenti var mı? Bu anlaşmanın sözde "Yüzyılın Anlaşması" ve İsrail’le normalleşme ile ilgilisi var mı?

Bunların hepsi bir rüya. Lübnan'da direniş olduğu sürece bu rejimi tanımak mümkün değildir. Lübnan'ın İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesi imkansız. İsrail ile normalleşme Lübnan’ın kırmızı çizgisi. Fakat bu anlaşmayı Yüzyılın Anlaşmasına veya İbrahimi Anlaşması’na bağlayanlar, kendi kavmini aldatmaktadır. İnsanların aklını karıştırmaya çalışıyorlar.
Direnişin imajını bozmak isteyen çevre, eninde sonunda direnişin İsrail ile ilişkileri normalleştirmeye döndüğünü söylemeyi amaçlıyor. Bu yanlış bir beyandır, çünkü 1949'dan beri İsrail ile Lübnan arasında herhangi bir sözleşme yazılmamış veya imzalanmamıştır. 
Müzakere sürecinde düşman İsrail kendi şartlarını ve taleplerini dayatmak istedi ve Nakura'da anlaşmayı kutlamak istedi. Ancak imza günü gerçekleşecek olay, müzakereler sırasında olduğu gibi, Amerikalı arabulucu ve Birleşmiş Milletler temsilcisinin huzurunda bir belgeye imzanın atılmasıdır.


*Geçen yıllarda Siyonist İsrail tüm anlaşmaları ve ateşkesleri ihlal etti, bugün Lübnan’la sağlanan anlaşmanın garantisini kim verecek?

Nihai metinde ABD’nin garanti verdiği söyleniyor. Ancak İsrail ve Amerika düşmanıyla yaşadığımız tecrübeler, bu garantilerin hiçbir geçerliliğinin olmadığını gösteriyor. İsrail'in Lübnan'ı işgal etmemesini garanti eden şey, direnişin varlığı ve caydırıcı gücüdür. Düşman, daha önce "Hof" olarak bilinen sınır hattını talep ederken, bu anlaşmayı imzalamak zorunda kaldı; Ardından 23. numaralı hatta taahhüt etti ve sözleşmede istediği ek 86 kilometreden tamamen feragat etti.
Bu bağlamda, Lübnan halkının dostu gibi görünen ABD’li David Shinker, Amerikan medyasına yaptığı değerlendirmede Lübnan'ın müzakerelerde başarılı olduğunu söylüyor ve İsrail’in Lübnan ve Hizbullah'ın direnişine teslim olduğunu anlatıyor. Bunlar, müzakerelere katılanlardan biri olan Shinkar'ın ifadeleridir.


*Size göre İran ile Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşmaya tanık olacak mıyız?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed Al Nehyan’ın Rusya'yı ziyaretinin ardından Muhammed bin Zayed'in Moskova'da Rusya'nın İran ve Suudi Arabistan arasında arabuluculuk yapması karşılığında Ukrayna krizine arabuluculuk yapabileceklerini teklif ettiği söylendi. Batı ve Rus basını bile Suudilerin haklı olarak Amerikalılardan çok Rusların arabuluculuğuna inandıklarını yazdı. Bu teklif gerçekleşir ve Putin arabuluculuk rolünü kabul ederse bu konu hiç şüphesiz Lübnan'a da yansıyacak ve Lübnan'da köklü değişimlere tanık olacağız.