Kuveyt'in Tahran-Riyad Anlaşmasını Yanlış Anlaması


Son günlerde Kuveytli yetkililer Araş petrol sahasında sondaj çalışmalarına hazır olduğunu duyuran İran ile ilgili boş iddialara başvurdu. Bunlar Kuveyt'in Tahran-Riyad anlaşmasını yanlış anlamasından kaynaklanabilir.

Tesnim  Haber Ajansı- Son günlerde Kuveytli yetkililer Araş petrol sahasında sondaj çalışmalarına hazır olduğunu duyuran İran ile ilgili boş iddialara başvurdu. Bu gelişmeleri yakından takip eden Kuveyt basını da İran’ı hedef aldı.

Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'nın Araş petrol sahasıyla ilgili açıklamasının ardından büyük bir yaygara koptu.

Deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin İran’a müzakere çağrısında bulunan Kuveyt, gaz açısından zengin Durra Gaz Sahası’nda sadece kendisinin ve Suudi Arabistan'ın hak sahibi olduğunu ileri sürdü. Bir gün sonra Kuveytlilerin tutumuna destek çıkan Suudi Arabistan da Tahran-Riyad ilişkilerdeki yeni atmosferi dikkate almadan, "Söz konusu enerji sahası Kuveyt ve Suudi Arabistan'a aittir" dedi.

Bu arada bazı medya kuruluşları da tıpkı önceki krizlerde olduğu gibi İran’ı hedef gösterdi. Bu fırsatı kaçırmayan (Saddam döneminde Baas rejimini destekleyen) kötü şöhretli El Ceride gazetesi taktiksel ve hukuki anlaşmazlıkları İran'a karşı etnik nefret yaymak için kullandı.

Tahran ve Kuveyt arasında deniz sınırları ve kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesi konusunda anlaşmazlık 60’lardan beri (Kuveyt’in 1961'de kuruluşundan bu yana) devam etmekte ve Pehlevi döneminde iki ülke arasında yapılan görüşmelerden sonuç çıkmamıştır. 

2000 yılında İran'ın sondaj faaliyetlerine başlama adımından sonra Tahran ile Kuveyt arasındaki ilişkilerinde yeniden gerginlik yaşadı ve bu dönemde İran İslam Cumhuriyeti kıta sahanlığı ve sınırların belirlenmesi konusundaki anlaşmazlığı teknik yöntemler ve yasal müzakerelerle çözmeye çalıştı. Ancak Kuveyt yönetimi son anda anlaşmayı imzalamayı reddetti.

İran, 2001’de bile güney komşusuyla ilişkilerdeki gerilimi gidermeye çalıştı. Tahran, iyi niyetle iki ülke arasındaki teknik ve hukuki müzakerelerin sonuçlandırılmasına zemin hazırlamak ve yaraları sarmak için Araş sahasındaki sondaj çalışmalarını  durdurmuştur. Hatta bu mesele geçen yıl iki ülke arasında gerçekleşen son toplantıda gündeme getirildi, ancak Kuveytliler her zaman olduğu gibi önceki pozisyonlarını tekrarlamışlardı.

Bu arada Suudi Arabistan ve Kuveyt, Mart 2022'de (İran'ın, ortak gaz sahasını işletme hakkını dikkate almadan) Araş Gaz Sahası'nı geliştirmek için anlaşma imzaladı.

Araştırmalara göre, Kuveyt'in Durra adını verdiği ortak petrol sahasında, bol miktarda doğal gaz rezerviyle dünyanın en büyüklerinden biridir. Yaklaşık 20 trilyon feet küp gaz ve 310 milyon varil civarında petrol rezervine sahip olduğu kaydedilmiştir. Bu sahanın ilk keşfi İran için çalışan bir Japon şirketi tarafından yapılmıştır.

Hicri 1352 yılında oluşturulan ve İran Meclisi tarafından da onaylanan kıta sahanlığı başlangıç çizgisine göre söz konusu enerji sahanın yüzde 40'ı İran'a ait; Ancak Kuveytliler bu çizgiyi kabul etmiyor ve iki ülke arasında yeni deniz sınırlarının belirlenmesi gerektiğini iddia ediyor. Bu çizgi, İran ile Suudi Arabistan ve Fars Körfezi'ndeki diğer Arap ülkeleri arasındaki deniz sınırının temeli ile aynı çizgidir.

İran ile Suudi Arabistan arasında 10 Mart'ta sağlanan anlaşma sonucu iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleşmesi İran ile güney komşuları arasında olumlu bir hava oluşturdu, ardından Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan 8 yıllık aradan sonra Tahran'a resmi bir ziyaret gerçekleşti. İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan da bölgesel girişim teklifini sunmak  üzere Kuveyt dahil Fars Körfezi'nin güneyindeki 4 başkenti ziyaret etti. Tüm bunlara rağmen Kuveyt hükümeti, İran'ın Fars Körfezi'ndeki komşularıyla ilişkilerinde yeni bir konuyu gündeme getirdi.

Görünen o ki, Kuveyt ve tabii Suudi Arabistan, Pekin'de imzalanan  Tahran-Riyad anlaşması sonucu bölgede yaşanan olumlu atmosfer nedeniyle İran İslam Cumhuriyeti'nin Araş petrol sahası ve kıta sahanlığı sınırı konusunda büyük ihtimalle sessizlik kalıp taviz vereceği gibi yanlış bir kanıya kapılmış durumdadır. 

İran İslam Cumhuriyeti'nin ulusal çıkarlarından hiçbir zaman taviz vermediği bir sır değil ve 8 yıllık savaş bunun en bariz örneğidir.

Kuveyt'in medya gündemi yaratmak yerine İran'la yapılan teknik-hukuki müzakereleri, tarihi tecrübelerini ve siyasi olgunluğunu göz önünde bulundurarak, El-Hafaci enerji sahası gibi iki ülkenin de çıkarlarını sağlayacak anlaşmaya varmaya çaba göstermesi gerekir.